İklim değişikliğinin karmaşıklığını anlamak ve buna göre harekete geçmek

Dili değiştir
Article Yayınlandı 08.11.2018 Son değiştirilme 13.11.2018
5 min read
İklim değişikliği, zamanımızın en büyük zorluklarından biridir. Etkileri tüm dünyada hissedilmekte olup, insanlar ve ekonomiler üzerinde olumsuzluk yaratmaktadır. İklim değişikliği azaltmak için, küresel sera gazı emisyonlarını belirgin düzeyde düşürmemiz gerekiyor. Bu genel hedefi somut önlemlere dönüştürmek, farklı kaynaklardan gelen emisyonları ulusal ve bölgesel etkilere, küresel yönetişime ve potansiyel ortak faydalara bağlayan karmaşık bir sistemin anlaşılmasını gerektirmektedir. Avrupa Çevre Ajansı, sahada etkili önlemlerin tasarlanması için gerekli olan bilgi seviyesini sürekli olarak geliştirmeye çalışmaktadır.

 Image © Serdar Şeker, WaterPIX/EEA

Bilimsel açıdan bakıldığında iklim değişikliği, esas olarak atmosfere salınan ve atmosferden dışarı atılan karbondioksit başta olmak üzere, sera gazı miktarıyla  ilgilidir. Sanayi Devriminden bu yana, ekonomik faaliyetler nedeniyle artan miktarlarda sera gazı doğal karbon döngüsü tarafından yakalanabilecek miktardan çok daha fazla miktarda doğaya salınmaktadır. Bu, atmosferdeki karbon konsantrasyonunda artışa neden olur ve bu da Dünya'ya gelen güneş enerjisinin daha büyük bir kısmını tutarak, sera etkisi yaratır. .

Dünya gözlem sistemleri karbon konsantrasyonlarını izlemekte ve uzun vadeli trendlerin kaydını tutmaktadır. Bulgular açıktır: mevsimsel değişikliklere rağmen, atmosferde’her bir milyondaki partikül (ppm) miktarı’ karbondioksit 2016 yılında 400 ppm eşiğini geçmiş olup, yükselmeye devam etmektedir. Bu nedenle bilim, iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmek için, salınan sera gazı miktarını önemli ölçüde azaltmamızı ve mümkünse, yakalanan miktarı arttırmamız gerektiğini söylemektedir.

Sera gazı salımı[LK1]  yapan ekonomik faaliyetlere yakından bakarsak, oldukça karmaşık bir hikaye anlatıldığını görürüz. Aslında böylece en yüksek salım miktarlarına neden olan temel faaliyetleri belirleyebiliriz. Fosil yakıtları yakarak ve araziyi kullanma şeklimizi değiştirerek (örneğin, büyükbaş hayvan yetiştirmek için ormanları yok ederek), yüzlerce hatta milyonlarca yıldır saklanmakta ve karbon döngüsünün dışında kalmış olan karbonu serbest bırakırız. Son iki yüzyıl boyunca kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlar, evlerimiz ve sanayi, tarım, ulaştırma gibi ekonomik faaliyetler için gereken enerjiyi sağladı. Toplumlarımızın enerjiye ihtiyacı var, ancak bu ihtiyaç fosil yakıtlar yerine yenilenebilir kaynaklar tarafından karşılanabilir mi?

Emisyonlar ulusal ve sektörel düzeyde olsa da, etkileri küresel düzeydedir

Diğer bir zorluk düzeyi de iklim değişikliğinin küresel niteliğiyle ilişkilidir. Serbest bırakıldığında, atmosferdeki karbondioksit, ülke ve sektörden bağımsız olarak, küresel bir sorun haline gelmektedir. Öte yandan, emisyonları azaltmak için neredeyse tamamen siyasal yönetişim yapılarına güvenmekteyiz. Küresel çabalar, ülkelerin emisyonlarını sınırlama ve azaltma konusundaki ulusal taahhütlerinden oluşmaktadır. Bunu yapmak için, ülkeler emisyonlarının kaynağını bilmelidir.

Avrupa'daönemli ekonomik sektör ve alt faaliyetleri tarafından her yıl salınan sera gazı miktarı yakından gözlenmektedir.Avrupa Çevre Ajansı, AB Üye Devletleri tarafından verilen verileri kullanarak, bir bütün olarak ve her Üye Devlet için belirlenen hedeflere doğru ilerlemeyi değerlendirmek için,  ilgili eğilimleri ve tahminleri analiz etmektedir. İklim etkilerine karşı  kırılganlıkla ilgili değerlendirmelerimiz de Avrupa genelinde farklı bölgelerin iklim değişikliğinden nasıl etkilendiğini ve gelecekte farklı emisyon senaryoları altında nelerle karşılaşabileceklerini göstermektedir.

İklim değişikliğinin hafifletilmesi ile ilgili eylemleri teşvik etmek için, AB Üye Devletleri bir dizi iklim ve enerji politikası üzerinde anlaşmış ve 2020 ile 2030 için net hedefler belirlemişlerdir. Değerlendirmelerimiz, Avrupa Birliği'nin 2020 hedeflerini karşılama yolunda olduğunu ancak daha iddialı 2030 hedeflerine ulaşmak için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ülkeler, bölgeler ve şehirler  ile diğer aktörler de değişen iklime nasıl uyum sağlayacakları hakkında bilgi paylaşmaktadır.

Enformasyonun konuyla ilgili bilgiye  dönüştürülmesi

Bu  bilgi çok önemlidir. Ancak, etkili önlemleri formüle etmek ve uygulamak için, daha sistematik bir anlayışa ihtiyacımız var. Örneğin, 2016 yılında AB'deki sera gazı emisyonlarının %20'sinden fazlasından sorumlu olan ulaştırma sektörü, benzin ve dizele bağımlılığını azaltarak temiz elektriğe geçebilir mi? Avrupa bu ekstra enerjiyi çevreye daha fazla baskı yapmadan üretebilir mi? Kentsel tasarım, kentin hava kalitesini iyileştirirken enerji ve  hareketlilik ihtiyaçlarını nasıl karşılayabilir ve iklim kaynaklı afetlerden kaynaklanan zararı nasıl azaltabilir?

Bu sorular, toplumsal, çevresel ve ekonomik eğilimler arasındaki bağlantılar hakkında sistematik bir bilgiye  sahip olmayı gerektirir. İleriye yönelik politika eylemleri, bölgeye ve şehre özgü ihtiyaçları da dikkate almalıdır. Örneğin, şehirler, 1800'lü yılların sonlarında inşa edilmiş olanlar dahil, mevcut binalarının enerji verimliliğini nasıl artırabilir?

Avrupa Çevre Ajansı'ndaki amacımız, politika yapıcılara ve kamuoyuna zamanında, ilgili ve sağlam bilgileri kullanarak hareket etmelerine yardımcı olacak uygun ve erişilebilir bilgiyi sunmaktır. Bu, sahip olduğumuz  bilginin daha derinlemesine büyüyerek, karşılaştığımız zorlukların sistematik ve karmaşık doğasını hesaba katarak sürekli gelişmesi gerektiği anlamına gelmektedir. İklim değişikliği açısından, var olan bilgimizi sadece iklim ve enerjiyle değil, aynı zamanda tarım, ulaşım ve hava kalitesi gibi diğer ilgili alanlarla da daha iyi bir şekilde bağlantılandırarak AB'nin 2030 enerji ve iklim hedeflerini desteklemek için geleceğin bilgi platformunu oluşturmak için çalışıyoruz.

Sonuçta başarı, fosil yakıtlara olan bağımlılığı sona erdirmek için küresel irade tarafından verilecek bilinçli politika kararlarına bağlı olacaktır. Paris Anlaşması, iklim değişikliğiyle mücadelede küresel taahhüdü güçlendirmek, hükümetleri, işletmeleri ve sivil toplumu bir araya getirmek için bir dönüm noktasıydı. Artık anlaşmanın onu imzalayan tüm ülkeler tarafından uygulanması gerekmektedir. Bu bağlamda, Katowice, Polonya'da yakın zamanda düzenlenecek olan İklim Konferansı (COP24), bir düzenleme kabul ederek uygulama çabalarını daha da geliştirmelidir.

Hans Bruyninckx

AÇA İcra Direktörü

Bu yazı AÇA Bülteni 03/2018 Eylül 2018 sayısında yayınlanmıştır.


 [LK1]Attention pls for the translators; salınım comes from the verb “salınmak”, salmak comes from the verb “salmak”. Release = salım (not salinmak, or salinim)

İlgili içerik

İlgili göstergeler

İlgili yayınlar

Ayrıca bkz.

Temporal coverage

Belge İşlemleri
Makaleler
Menu
Abonelikler
Raporlarımızı (basılı ve/veya elektronik) ve üç aylık bültenimizi almak için Üye ol
Bizi takip edin
 
 
 
 
 
Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
Kongens Nytorv 6
1050 Kopenhag K
Danimarka
Telefon +45 3336 7100