Çevre ve sağlık

Dili değiştir
Sayfa Son değiştirilme 08.08.2019
6 min read
İnsan sağlığı ve refahı için temiz bir çevre şarttır. Aynı zamanda yerel çevre, bir stres kaynağı da olabilir. Bu stres kaynakları arasında örneğin hava kirliliği, gürültü, - sağlığı olumsuz yönde etkileyen tehlikeli kimyasallar yer alabilir. İklim değişikliği, sıcak hava dalgası, sel ve vektör kaynaklı hastalıkların dağılımındaki değişikliklerden, AB nüfusunun sağlığı da olumsuz etkilenmektedir. Daha geniş bir düzeyde, iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve arazi degradasyonu da, tatlı suya ve gıda üretimine erişim gibi ekosistem hizmetlerinin teminini tehdit ederek insan refahını etkileyebilir.

İnsan sağlığı ve refahı, çevresel durum ile yakından bağlantılıdır. Temiz hava ve su, gıda üretimi için verimli topraklar ve üretim için enerji ve malzeme girdileri açısından yüksek nitelikli doğal çevre, temel ihtiyaçları sağlar.  yeşil altyapı ayrıca iklimi düzenlemeye ve su taşkınlarını önlemeye de yardımcı olur. Yeşil ve mavi alanlara erişim aynı zamanda rekreasyon için önemli fırsatlar sağlar ve refahı destekler.

Aynı zamanda çevre, insanın kirli havaya, gürültüye ve tehlikeli kimyasallara maruz kaldığı kanallar arasında önemli bir yer teşkil eder. Sağlıklı çevre yoluyla hastalıkların önlenmesi ile ilgili raporunda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), DSÖ Avrupa Bölgesi dahilinde 53 ülkedeki tüm ölümlerin %12-18'inden çevresel stres kaynaklarının sorumlu olduğunu tahmin etmektedir. Hava, su ve gürültü gibi kilit alanlarda çevrenin kalitesini artırmak, hastalıkları önleyebilir ve insan sağlığını iyileştirebilir.

Hava kirliliği, Avrupa'daki en büyük çevresel sağlık riskidir ve kalp hastalığı, felç, akciğer hastalıkları ve akciğer kanseri ile yakından ilişkilidir. Hava kirliliğine maruz kalmanın, AB'de her yıl 400.000'den fazla erken ölümle sonuçlandığı tahmin edilmektedir. Ulaştırma kaynakları ve sanayi kaynaklı gürültüye maruz kalma, rahatsızlık, uyku rahatsızlıkları ile, bunlara bağlı olarak hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalık riskinde artışa neden olabilir.

Tehlikeli kimyasallara maruz kalmak da önemli bir endişe kaynağıdır. İnsanlar kirli hava ve su, tüketim malları ve beslenme yoluyla günlük yaşamlarında çok çeşitli kimyasallara maruz kalabilirler. Bazı tehlikeli kimyasalların özellikleri, bu kimyasalların çevrede kalıcı olmasına, besin zincirinde biyolojik olarak birikmesine neden olur ve bu, emisyonlardaki düşüşün, maruz kalma azalıncaya dek kayda değer bir gecikmeyle meydana geleceği anlamını taşır. Buna ek olarak, günümüzde kullanılan kimyasalların hacmi ve çeşitliliği ile, kimyasal üretiminde devam eden büyüme, insanlar ve çevre açısından maruz kalmanın artacağını göstermektedir. Bu, özellikle erken çocukluk, hamilelik ve yaşlılık gibi hassas yaşam evreleri süresince yaşamımızda çeşitli kimyasal madde karışımlarına maruz kalmanın sağlığa etkilerine dair endişelere neden olmaktadır.

İklim değişikliğinin etkileri ayrıca, sıcak hava dalgaları ile bulaşıcı hastalık ve alerjen kalıplarındaki değişimler açısından sağlığa yönelik önemli tehditler de teşkil eder.

Genel olarak, kanalizasyon sistemine yapılan yatırımlar, daha iyi atık su arıtımı ve çiftlikler kaynaklı kirliliğin azaltılması sonucu yüzme suyu kalitesinin sürekli olarak iyileştirilmesiyle birlikte yüzme suyunun kalitesi AB'de yüksek bir standarda sahiptir.

Artan sayıda kanıt, çevresel risklerin toplumda eşit bir şekilde dağılmadığını, aksine orantısız bir şekilde, toplumsal açıdan dezavantajlı ve korunmasız nüfus gruplarını olumsuz etkilediğini göstermektedir. Bir bireyin sosyoekonomik durumu, çevresel stres kaynaklarına maruz kalışlarını etkiler; çünkü daha yoksul insanların bozulmuş  çevrede yaşama olasılığı daha yüksektir. Toplumsal açıdan dezavantajlı insanlar, mevcut sağlık koşulları ve zayıf beslenme durumu ile, sigara içme veya hareketsizlik gibi belirli davranışlar nedeniyle çevresel stres kaynaklarının etkilerine karşı daha duyarlı olabilirler. Ayrıca, çevresel risklere uyum sağlama ve bunlardan kaçınma konusunda kısıtlamalarla da karşılaşabilirler.

Politikalar

Çevrenin durumu ile yaşam kalitesi arasındaki doğal bağı anlamaya yönelik Yedinci Çevre Eylem Programının (7. EAP) öncelikli 3 no.’lu hedefi, ‘Birlik vatandaşlarını çevreyle ilgili baskılar ile sağlık ve refah risklerinden korumayı ’ amaçlar (AB, 2013). İnsan toplumunun ekosistemleri desteklemeye olan derin bağımlılığı, '2050'de gezegenin ekolojik sınırları dahilinde iyi yaşam' konulu 7. EAP vizyonunun tam merkezinde yer alır.

AB düzeyinde, çevrenin sağlığa yönelik etkilerini ele alan geniş bir politika yelpazesi mevcuttur. Ana çevre politikası alanlarından bazı örnekler şunlardır:

DSÖ Avrupa başkanlığındaki Avrupa Çevre ve Sağlık Süreci, çevre ve sağlık sektörlerini bir araya getirmeyi ve özellikle 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi'nin çevre ile ilgili sağlık hedeflerini ve amaçlarını ele alacak ortak çözümler geliştirmeyi amaçlamaktadır. 2017 Ostrava Deklarasyonunda DSÖ Avrupa Bölgesi'ndeki ülkelerin bakanları ve temsilcileri, çevre sağlığının iyileştirilmesine yönelik sektörler arası ve kapsayıcı bir yaklaşım ortaya koydu.

Çevre ve sağlıkla ilgili AÇA etkinlikleri

AÇA, çevre, sağlık ve refah arasındaki bağlantılara ilişkin bir bilgi tabanı oluşturmak için ulusal ve uluslararası düzeyde ortaklarla birlikte çalışmaktadır. Bu, çevrenin insan refahına nasıl katkıda bulunduğunu araştırmanın yanı sıra, hava kirliliği, gürültü, kimyasallar ve iklim değişikliği gibi belirli çevresel stres kaynaklarına maruz kalma ve sağlık üzerindeki etkileriyle ilgili çalışmaları da içerir. Sonuç olarak sağlığa dair sonuçlar, zaman içinde çevresel strese maruz kalma riskinden kaynaklanmaktadır ve bu sonuçlar, çevre sağlığı değerlendirmelerinin entegre bir yaklaşım izlemesi gerektiğini göstermektedir.

AÇA ayrıca sosyal ve demografik faktörlerin çevre ve sağlık arasındaki ilişkiyi nasıl etkilediğini keşfetmek için yeni bir çalışma alanı geliştirmektedir. Bu, bir bireyin sosyal statüsünün ve yaşının hem çevresel strese maruz kalma durumunu hem de sağlık üzerindeki yeniden canlandırıcı etkilerini nasıl etkileyebileceğini değerlendirmeyi içerir.

İnsan sağlığını etkilediği  bilinen çevresel stres kaynakları Avrupa'da, maruz kalmayı azaltma çalışmalarıyla düzenleyici kontrole tabidir. Bununla birlikte, çevresel yollar ve sağlık üzerindeki etkilerinin iyi anlaşılmadığı, yeni ortaya çıkmaya başlayan sorunlar da vardır. Bu sorunlar arasında anti-mikrobiyal dayanıklılık veya döngüsel bir ekonomiye geçip geri dönüşümü arttırırken insanların ürünlerdeki kimyasal maddelere maruz kalma seviyelerindeki değişim de vardır. AÇA, ortaya çıkan çevresel riskleri tanımlamak için Avrupa Komisyonu, DSÖ ve Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi de dahil olmak üzere uluslararası uzman ağları ile işbirliği yapmaktadır.

Tematik çalışma açısından AÇA, hava kirliliği, gürültü, kimyasallar ve iklim değişikliğine uyum ile ilgili bir dizi değerlendirme ve gösterge sunmaktadır.

AÇA, HBM4EU inisiyatifinin ortaklarından biridir. İnisiyatifin temel amacı, Avrupa'daki insan biyo-izlemini koordine etmek ve geliştirmektir. HBM4EU, politika oluşturmayı desteklemek için vatandaşların kimyasal maddelere maruz kalmasının ve olası sağlık etkilerinin daha iyi kanıtlanmasını sağlamaya çalışmaktadır.

AÇA ayrıca Avrupa Komisyonu’nun, insanlar ve çevre açısından kimyasallar ve kimyasal karışımların oluşumunu belgeleyen Kimyasal İzleme Bilgi Platformuna (IPCHEM) katkıda bulunmaktadır.

 

Temporal coverage

Belge İşlemleri
Abonelikler
Raporlarımızı (basılı ve/veya elektronik) ve üç aylık bültenimizi almak için Üye ol
Bizi takip edin