sonraki
önceki
öğeler

Article

Covid-19 sonrası toparlanmanın ve sürdürülebilir daha iyi bir geleceğin yolu dayanışmadan geçiyor

Dili değiştir
Article Yayınlandı 31.01.2022 Son değiştirilme 22.03.2022
5 min read
Photo: © Zvonimir Zvonar, Climate Change PIX /EEA
2021 yılı Covid-19’un ve iklim değişikliğinin etkilerinin gözle görülür biçimde yaşandığı bir yıl oldu. Enerji fiyatlarındaki yüksek artış ve sağlıkla ilgili endişelerle karşı karşıya olan Avrupa’nın toparlanması için 2022 yılında zorlu kararların alınması gerekiyor. Geciken adımlar ve yeterince istekli olunamaması, uzun vadede sosyal ve ekonomik açıdan daha maliyetli olacağa benziyor. Sürdürülebilirlik yolundaki bu geçiş sırasında sosyal eşitsizlikleri ele almak, hepimiz için daha iyi bir geleceğin anahtarıdır.

2022’de alacağımız günlük kararlar ne kadar zor olsa da Avrupa Yeşil Mutabakatı’nda belirlenen ve Fit for 55 (55’e Uygun) gibi kanun paketlerince iletilen sürdürülebilirlik hedefine doğru ilerlemek için yeterince cesur olmalıyız. Bunun yolu da sosyal dayanışmadan geçiyor. Avrupa, olumsuzluklardan etkilenenlere yardım etmek için hâlihazırda bazı fon mekanizmalarını devreye sokmuş durumda. Çalışmalarımızı sosyal açıdan güçlendirmemiz ve ekonomik geçişin yol açabileceği sosyal eşitsizlikleri ele almamız gerekiyor.

2021 yılının sonuna yaklaştığımız bugünlerde Covid-19, artışta olan son Omicron varyantı, hatırlatma dozları, aşıların etkinliği ve yeni kapanma önlemleriyle kısıtlamaları hâlâ günlük konuşmamızın çoğunun ana konusunu oluşturuyor. Hepimiz pandemiden ve sonuçlarından etkilendik. Hayatını kaybedenlerin sayısı milyonlarla ölçülüyor. Her yeni dalgayla birlikte, yardıma ihtiyacı olanlara tıbbi bakım ulaştıramama korkusu yaşıyoruz. Riskler, kaybedilen yaşamlar ve sosyal maliyetler birer gerçek.

2021 yılı Avrupa’nın birçok ülkesinde görülen ölümcül sel felaketleri ve güneydeki orman yangınlarıyla dolu bir yıl olarak da kayda geçti. Üzücü olan şu ki bunlar sürpriz olarak sayılmamalı. İklim tehlikeleri hakkındaki son raporumuz ve yapılan araştırmalar, iklim değişikliği nedeniyle görülen bu aşırı olayların giderek artan sıklığına ve şiddetine dikkat çekiyor. Bu aşırı olaylarö sağlık ve refah düzeyimizi olumsuz etkilerken doğanın direncini de azaltıyor. Küresel sıcaklık ortalamalarındaki artışı en aza indirmek için kendimize çeki düzen vermemiz ve elimizden geleni yapmamız gerektiği oldukça aşikâr. Konu sıcaklık ortalamasını düşürmek olunca virgülden sonraki rakamlar bile çok önemli. Bu durum, bu yıl Paris Anlaşması kural kitabının tamamlanmasıyla sonuçlanan ve Paris hedeflerinin yanı sıra küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlama hedefini devam ettiren, Glasgow’da düzenlenen İklim Değişikliği Konferansı’nda ele alındı.

Avrupa’da bu yöndeki politik çalışmaların sayısı artıyor

2021 yılı, yalnızca pandeminin ve aşırı hava olaylarının görülmesiyle kayda geçmedi. Avrupa Yeşil Mutabakatı’nda belirtilen vizyonu hayata geçirmek için Avrupa’da çok sayıda politik girişim gerçekleşti. Bunlar arasında, Sıfır Kirlilik Eylem Planı, yeni İklim Değişikliği Uyum Stratejisi, Orman Stratejisi ve en yakın tarihli olarak da Toprak Stratejisi bulunuyor.

Yıl içerisindeki en önemli politik çalışmalardan biri, Avrupa Birliği’nin 2050’ye kadar iklim nötr ve iklim dirençli hâle gelmeye ve iklim nötr olma yolunda bir kilometre taşı olarak 2030’a kadar net sera gazı emisyonlarını 1990 yılındaki seviyelere kıyasla en az %55 oranında azaltmaya yönelik yasal açıdan bağlayıcı taahhüdü olan Avrupa İklim Yasası’ydı. %55’lik bu hedefe ulaşmak isteyen Avrupa Komisyonu, “Fit For 55” paketi olarak bilinen bir dizi girişim teklifinde bulundu.

“Fit for 55” paketi gerekli dönüşümün gerçekleşmesi için fiyatlandırma, hedefler, standartlar ve destek önlemleri konularında birbirine bağlı bir dizi tekliften oluşuyor. İklim nötr hâle gelmek için Avrupa ekonomisini veya toplumunu dönüştürmek hiçbir zaman kolay bir görev olarak görülmedi. Ayrıca, pandemi ve toparlanma süreci bu dönüşümün gerçekleşmesini daha da zorlaştırabilir.

Ancak son “Eğilimler ve projeksiyonlar” raporumuz, 2030’a kadar %55’lik azalma hedefinin imkânsız olmadığını gösteriyor. Avrupa, ek çalışmalar ve politikalarla bu hedefi gerçeğe dönüştürebilir. AB’de İklim ve Enerji adlı yeni web sitemiz, Avrupa Birliği Üyesi Devletlerin 2030 hedeflerine yönelik ilerleme durumları hakkında ayrıntılı bilgiler sunuyor.

Zorlu seçimlerle ilgili soruların cevabı sosyal dayanışmada

Covid-19 krizinin ekonomik sonuçlarının etkilerini hâlâ yaşıyoruz. Covid kapanmalarıyla birlikte işsizlik ve yetersiz istihdam yüzünden ekonomik faaliyetlerin aniden durması, üretimin azalmasına neden olarak kamusal fonları zora soktu. Salgının ilk görülmesinin ardından fiyatların beklenmedik şekilde çok yükseldiğini ve küresel ticaretin aksadığını görüyoruz.

Bununla birlikte enerji fiyatları kış aylarını da geride bırakan oranda arttı. Özellikle doğal gaz fiyatları, bir yıl öncesindeki seviyenin 10 katına kadar çıkarak tüm zamanların en yüksek değerine ulaştı. Çoğu Avrupa ülkesi, doğal gaza bağımlı ve bu fiyat artışı birçok hanede net şekilde hissedildi. Bu durum, kömür gibi çevreyi daha fazla kirleten yakıtların artan oranda kullanımıyla veya basitçe söylemek gerekirse enerji yoksulluğuyla sonuçlanabilir. Sağlık hizmetleri ve işsizlik yüzünden kamusal finans üzerinde ekstra yük oluşması nedeniyle ekonomik faaliyetlerin azalması, vergi gelirlerinde düşüş ve kamu harcamalarında artış anlamına geldiği için böyle bir dönemde bu tür politik kararları almak hiç kolay değil.

Bu tür zorluklarla karşılaştığımızda başarma tutkumuzdan ödün verip hızımızı yavaşlatır mıyız? Tabii ki hayır.

Adımların gecikmesi veya hiç atılmaması, karşı karşıya olduğumuz zorlukları ortadan kaldırmayacak. Tam tersine, gecikmelerin uzun vadede sosyal maliyetleri ve sağlıkla ilgili maliyetleri artırma olasılığı çok yüksek. Ancak iklim ve çevre çalışmalarındaki her türlü ilerleme, somut kazanımlarla sonuçlanabilir. Örneğin, daha temiz hava sayesinde Avrupa’da yüz binlerce insanın yaşamı kurtuldu. Dünya Sağlık Örgütü’nün daha katı olan kurallarına uyulmuş olsaydı 2019 yılında 170.000 hayat kurtarılabilirdi. Aynı şekilde sosyal maliyetleri ele alıp iklimle ilgili adımlar atarak, durumdan en çok etkilenenlere yardım edebiliriz.

2022’de alacağımız günlük kararlar ne kadar zor olsa da Avrupa Yeşil Mutabakatı’nda belirlenen ve Fit for 55 gibi kanun paketlerince iletilen sürdürülebilirlik hedefine doğru ilerlemek için yeterince cesur olmalıyız.

Bunun yolu da sosyal dayanışmadan geçiyor. Avrupa, olumsuzluklardan etkilenenlere yardım etmek için hâlihazırda bazı fon mekanizmalarını devreye sokmuş durumda. Çalışmalarımızı sosyal açıdan güçlendirmemiz ve ekonomik geçişin yol açabileceği sosyal eşitsizlikleri ele almamız gerekiyor. İnanıyorum ki hep birlikte, hepimiz için daha iyi bir gelecek inşa edebiliriz.

2022’yi dayanışma, cesaret ve umut yılı yapma çalışmalarımızı bir adım öteye götürmek için önümüzdeki 12 ayı en iyi şekilde değerlendireceğimizi umuyorum. 

Hans Bruyninckx

Hans Bruyninckx

AÇA İcra Direktörü

Aralık 2021'de AÇA Bülteni’nde yayımlanmış başmakale.

Permalinks

Geographic coverage

Temporal coverage

Etiketler

kategorileri:
kategorileri: fit for 55 package
Belge İşlemleri