sonraki
önceki
öğeler

Article

Gürültü kirliliği Avrupa‘da hâlâ yaygın olsa da bunu azaltmanın yolları var

Dili değiştir
Article Yayınlandı 04.02.2021 Son değiştirilme 08.04.2021
6 min read
Photo: © © Máté Ladjánszki, REDISCOVER Nature/EEA
Çoğumuz günlük hayatımızda giderek daha fazla gürültü ile karşılaşıyoruz. Sokakta gürültülü arabalar, tepemizde alçaktan uçan bir uçak veya yakından geçen bir tren genellikle kendisiyle birlikte rahatsızlık ve gerginlik de getiriyor. Ancak bunların sağlığımız ve çevremiz üzerindeki etkileri düşündüğünüzden çok daha kötü olabilir.

Kirliliği genellikle tespit edilebileceği yere göre düşünürüz: hava, su veya toprak kirliliği. Bununla birlikte, insanlara ve yaban hayatına zarar veren çok özel bazı kirlilik türleri de vardır.

Şu anda beş Avrupalıdan en az biri, sağlığa zararlı olduğu düşünülen düzeyde karayolu trafiği gürültüsüne maruz kalmaktadır. Bu sayı kentsel alanlarda daha da yüksektir ve sorun Avrupa›daki çoğu şehirde yaygındır. Kara yolları, demir yolları, havaalanları ve sanayi kaynaklı gürültüyü inceleyen güncel AÇA gürültü raporuna göre karayolu trafiği, Avrupa›da açık ara en büyük gürültü kirliliği kaynağıdır. Bu kaynaklar Çevresel Gürültü Direktifi ile uyumludur. Bu direktif, örneğin, ev içindeki faaliyetleri veya komşuları ya da iş yerlerindeki gürültüyü kapsamamaktadır.

Gürültü, sağlığınıza zarar verebilir

Tahminen 113 milyon Avrupalı, gündüzakşam-gece saatlerinde en az 55 desibel düzeyinde trafik gürültüsüne uzun süre boyunca maruz kalmaktadır. Buna ek olarak 22 milyon Avrupalı demir yollarından gelen yüksek sese, 4 milyondan fazla kişi yüksek düzeyde uçak gürültüsüne ve 1 milyondan az kişi ise endüstrilerin neden olduğu yüksek seviyeli gürültüye maruz kalmaktadır.

Pek çok insanın muhtemelen bilmediği konu ise kentsel alanlarda alışkın olduğumuz bir düzeyde bile uzun süre gürültüye maruz kalmanın önemli sağlık etkileri olduğudur. Çoğu Avrupa ülkesinde kentsel alanlarda yaşayanların %50‘sinden fazlası gündüz, akşam ve gece oluşan 55 desibel veya üzerinde trafik gürültüsü seviyelerine maruz kalmaktadır. Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre bu düzeye uzun süre maruz kalmanın sağlık üzerinde olumsuz bir etkisi olması muhtemeldir.

AÇA, çevresel gürültüye uzun süreli maruz kalmanın Avrupa‘da her yıl 12.000 erken ölüme neden olduğunu ve 48.000 yeni iskemik kalp hastalığı vakasında etkisi olduğunu tahmin etmektedir. Ayrıca 22 milyon kişinin bu durumdan kronik olarak rahatsız olduğu ve 6,5 milyon kişinin önemli ölçüde kronik uyku bozukluğundan muzdarip olduğu tahmin edilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre söz konusu sağlık etkileri, gündüz-akşam-gece saatleri için 55 desibel gürültü seviyesinin ve gece saatlerinde 50 desibel gürültü seviyesinin bile altında görülmeye başlamaktadır. Bu seviyeler, AB’nin Çevresel Gürültü Direktifi’nde belirlenen bildirim eşikleridir. Bu nedenle, bu rakamlar muhtemelen küçümsenmektedir.

Ayrıca AB yasaları kapsamında ülkeler tarafından sağlanan bilgiler tüm kentsel alanları, yolları, demir yollarını ve havaalanlarını ya da tüm gürültü kaynaklarını kapsamamaktadır.

AB’nin gürültü kirliliğini azaltmaya yönelik eylemleri

İnsanların gürültüye maruz kalması Çevresel Gürültü Direktifi uyarınca iki bildirim eşiğine göre izlenmektedir: “rahatsız olma” ile ilişkili gürültü seviyelerine gündüz, akşam ve gece saatlerinde maruz kalmayı ölçen gösterge (Lden) ve uykunun bozulmasını değerlendirmek üzere gece saatleri için tasarlanmış gösterge (Lnight). Bu bildirim eşikleri DSÖ tarafından önerilen değerlerden yüksektir ve önerilen daha düşük değerlere göre ilerlemeyi izlemek için şu anda bir mekanizma yoktur.

Yaban hayatı da etkileniyor

Gürültünün hem karada hem de suda yaban hayatı üzerinde de olumsuz etkisi vardır. Gürültü kirliliği, hayvanlar üzerinde çeşitli fiziksel ve davranışsal etkilere neden olabilir ve stres düzeylerini artırabilir.

Örneğin, yoldaki trafik gürültüsü kurbağaların ve ötücü kuşların özellikle çiftleşme mevsiminde birbirleriyle iletişim kurmasını zorlaştırabilir. Bu, üreme yeteneklerini azaltabilir veya onları habitatlarından kaçmaya zorlayabilir.

Denizcilik, enerji üretimi, inşaat ve diğer faaliyetlerden kaynaklanan su altı gürültüsü bir başka endişe kaynağıdır. Örneğin, araştırmalarda balinaların işitme hasarı yaşadığı görülmüştür. Bu durum balinaların birbiriyle iletişim kurma ve yiyecek bulma becerilerine zarar verebilir.

Şişt! Sessizlik lütfen!

Avrupa ülkeleri gürültü seviyelerini azaltmak ve yönetmek için bir dizi önlem almıştır. Bununla birlikte, AÇA‘nın gürültü raporuna göre bu önlemlerin faydalarını sağlığa olumlu etkileri açısından değerlendirmek zor olmuştur.

Şehirlerde gürültü seviyelerini azaltmaya yönelik en yaygın önlemlerden bazıları şunlardır: eski yolların daha düzgün asfaltla kaplanması, trafik akışlarının daha iyi yönetilmesi ve hızın saatte 30 kilometre ile sınırlanması. Bazı şehirler, şehir merkezlerine kulağa daha hoş gelen sesler (ör. şelale sesi) yerleştirerek trafik gürültüsünü maskelemeyi amaçlayan projeler de uygulamıştır. Kişilerin farkındalığını arttırma ve bisiklete binme, yürüme ve elektrikli araçlar gibi daha az gürültülü ulaşım araçlarını tercih etme açısından davranışlarını değiştirmeye yönelik önlemler de mevcuttur.

Çok sayıda şehir ve bölge, insanların şehir gürültüsünden kaçmak için gidebilecekleri ve çoğu parklar ve diğer yeşil alanlardan oluşan sessiz alanlar da oluşturmuştur. Oluşturulması, tasarlanması ve korunması AB yasalarınca teşvik edilen bu alanlar, AÇA’nın Avrupa’daki sessiz alanları konu edinen 2016 tarihli bir raporuna göre çevre ve insan sağlığını ciddi ölçüde olumlu yönde etkileyebilir.

Fakat AÇA araştırması, özellikle  insanların evlerinden 10 dakikalık yürüme mesafesinde sakin yeşil alanların bulunmasının zor olduğu gürültülü şehir merkezlerinde, bu alanların mevcudiyeti ve erişilebilirliği ile ilgili sorunlar tespit etmiştir.

COVID-19 ve gürültü

Karayolu, demiryolu veya hava trafiği gibi ulaşım kaynaklarından kaynaklanan gürültü kirliliği ekonomik faaliyetlerle bağlantılıdır. Bu nedenle, COVID-19 sürecinde uygulanan sokağa çıkma yasaklarının sonucu olarak ulaşım kaynaklı gürültü seviyelerinde kısa vadede önemli bir azalma beklenebilir. Bununla birlikte, sağlık üzerinde etkiler uzun süreli maruz kalma durumunda ortaya çıktığı için, çevresel gürültü seviyeleri uzun bir dönem boyunca rapor edilmektedir. Bu nedenle gürültü seviyelerinde görülen kısa vadeli azalma, gürültünün etkilerini ölçmek için kullanılan yıllık gürültü seviyesi göstergesini önemli ölçüde azaltmayacaktır.

Daha fazla bilgi için: https://www.eea.europa.eu/post-corona-planet/explore.

Sesi kısma

Ses ve gürültü olmadan yaşayamayacağımız açıktır ve gürültü kirliliğini “sıfıra” düşürmek gerçekçi değildir. Ancak AB, gürültü seviyelerinin azaltılmasını ve böylece çevre ve sağlığımıza daha az zarar vermesini sağlamak için çalışmaktadır. Bu, büyük bir görevdir.

AB’nin gürültü kirliliğini azaltmaya ve DSÖ tarafından önerilen gürültü düzeylerine ulaşmaya yönelik 7. Çevre Eylem Programı’nda gürültü kirliliğini azaltma konusunda tanımlanan 2020 hedefine ulaşılmayacağı zaten açıktır. Birçok AB Üye Devleti, özellikle AB›nin Çevresel Gürültü Direktifini uygularken gürültü kirliliğini ele almak için gereken adımları atmak için daha fazlasını yapmalıdır.

Daha fazla bilgi için:

Permalinks

Geographic coverage

Temporal coverage

Topics

Etiketler

kategorileri:
kategorileri: signals, signals2020
Belge İşlemleri