sonraki
önceki
öğeler

Article

Covid-19 döneminde Avrupa'da iklime zarar vermeme arzusu üzerine görüşler

Dili değiştir
Article Yayınlandı 15.04.2020 Son değiştirilme 08.06.2020
6 min read
Photo: © Nathan Dumlao on Unsplash
Avrupa ülkeleri, Covid-19'un Avrupalıların sağlığı ve ekonomisi üzerindeki etkilerini sınırlamak için sert önlemler almaktadır. Bu tür krizler nüfusun ve ekonominin tamamı üzerinde doğrudan ve ciddi etkilere sahip olabilir. Önemli ekonomik sektörleri etkileme potansiyeli göz önüne alındığında koronavirüs krizinin, ekonomik faaliyetlerin çevre ve iklim üzerindeki bazı etkilerini azaltması beklenmektedir. Yine de, Avrupa Birliği’nin 2050 yılına kadar ekonomisini dönüştürmeye ve iklime zarar vermeme amacına ulaşmaya yönelik taahütünü yerine getirme yolu, asla toplum üzerinde son derece yüksek maliyeti olan büyük ve ani şoklar ile değildir. . Avrupa Yeşil Anlaşması ve yakın zamanda önerilen Avrupa İklim Kanunu, etkilenenleri destekleyerek adil bir geçiş sağlarken, emisyonların geri dönüşsüz ve kademeli olarak azaltılmasını öngörmektedir.

Mevcut halk sağlığı krizinin etkilerini en aza indirme

Dünyanın geri kalanı gibi Avrupa da kıtada hızla yayılan benzeri görülmemiş bir halk sağlığı kriziyle karşı karşıyadır. Haber kanalları, hastalığa yakalanan ve hayatını kaybeden kişi sayısıyla ilgili düzenli güncellemeler bildirmektedir. Avrupa makamları ve ulusal makamlar Covid-19'un yayılmasını sınırlamak ve yavaşlatmak için bir süredir sert önlemler uyguluyor. Seyahat, işe gidip gelme ve sosyal toplantılar üzerindeki kısıtlamalar kilit öneme sahip birçok ekonomi sektörünü ciddi şekilde etkilemektedir. Birçok uçuş iptal edildi; okullar, restoranlar ve sınırlar kapanıyor. “Tecrit” kelimesi birçok Avrupa ülkesinde yeni gerçek durumu ifade etmektedir. Ve ne yazık ki şimdiden çok fazla hayat kaybına tanık oluyoruz.

İlk ve en önemli öncelik, Avrupalıların sağlığı üzerindeki etkilerin en aza indirmek ve hastalık bulaşan kişilere mümkün olan en iyi sağlık hizmetlerini sunduktan sonra iş ve geçim kaynakları da dâhil olmak üzere refahı sağlamaktır.

Emisyonun azalması ve Covid-19 gibi ani şoklar

Bu zor dönemde, Avrupa Çevre Ajansı’na (AÇA) Covid-19 tedbirlerinin AB'nin sera gazı emisyonları üzerindeki etkisi hakkında birçok kez soru soruldu. Bu tür ani sosyo-ekonomik şokların beklenmedik sonuçlarından biri sera gazı emisyonlarında fazladan azalmalar olabilir. Hava kirliliğinde geçici azalmalar gibi başka sonuçlar da Çin ve Avrupa'nın bazı bölgelerinde (örneğin, Kuzey İtalya’daki “tecrit” esnasında) gözlemlenmiştir.

Hava kirliliğine uzun süre maruz kalmanın kronik akciğer ve kalp rahatsızlıklarını sebep olduğu bilinmektedir. Koronavirüs ile ilgili tedbirler nedeniyle bazı bölgelerde hava kalitesinde olası kısa vadeli iyileşmelere rağmen, hâlihazırda bu tür sağlık koşullarına sahip olan ve uzun süre hava kirliliğine maruz kalmış kişiler bu dönemde daha da savunmasız hale gelebilir.

Raporlarımızın çoğunda, bazı sektörlerin ekonomik performansı ile çevresel etkiler arasındaki bağlantıyı vurguladık. Bu mevcut krizin, üretim ve tüketim şekilleri üzerinde güçlü bir etkisinin olması beklenmektedir; uluslararası havacılık ve her gün özel araçlarla işe gidiş de dâhil olmak üzere hareketlilik talebinin azalması buna örnek verilebilir. Ancak beklenen ve beklenmeyen bazı etkilerin yanı sıra kapsam ve süreyle ilgili daha net bir fikir sahibi olmak için krizden çıktıktan sonra çeşitli alanlardan alınan verileri analiz etmemiz gerekmektedir. AÇA bu bağlantıları değerlendirmeyi planlamaktadır ve bu analizlerin sonuçlarını zamanı gelince paylaşacaktır.

Ancak, üretim ve tüketim sistemlerimizde köklü bir dönüşüm olmadan, bu tür ekonomik krizlerin tetiklediği herhangi bir emisyon azaltma sürecinin kısa ömürlü olması ve toplum için son derece yüksek maliyetli olması muhtemeldir. Avrupa, yıkıcı şoklarla değil emisyonları kademeli ve geri dönüşü olmayacak şekilde azaltarak ve güçlü bir ekonomi ve güçlü bir toplum oluşturmaya yönelik uzun vadeli hedefler koyarak iklime zarar vermeme amacına ulaşmayı hedeflemektedir. Bu mevcut kriz en fazla etkilenenlere yeni fırsatlar ve destek sunacak eksiksiz bir geçişe neden ihtiyacımız olduğunu göstermektedir.

AB yasalarıyla bağlayıcı olacak iklime zarar vermeme hedefi

Bu ayın başlarında, Avrupa Komisyonu 2050 yılına kadar Avrupa Birliği’nde iklime zarar vermeme amacına ulaşmak için mevcut mevzuatı tamamlayan uzun vadeli bir çerçeve oluşturmayı amaçlayan Avrupa İklim Yasasını teklif etti. Avrupa Birliği kapsamlı yasama paketiyle desteklenen sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik en iddialı hedeflerden birine zaten sahiptir. Bu teklifi benzersiz kılan özellik iklime zarar vermeme amacını 2050 yılına kadar yasal olarak bağlayıcı bir hedef haline getirmesidir. Kabul edildiğinde, Avrupa Birliği ve Üye Devletlerinin hukuken buna uymaları ve bunu başarmak için gerekli adımları atmaları gerekecektir.

Avrupa Birliği son otuz yıldır sera gazı emisyonlarını azaltmaktadır. AÇA'nın son değerlendirmesi 2018'de AB sera gazı emisyonlarının 1990 yılındaki seviyelerden %23,2 daha az olduğunu göstermektedir. Değerlendirme ayrıca, ‘1990 yılındaki seviyelerden en az %40 daha az’ olarak belirlenen mevcut 2030 hedefine ulaşmak için ekstra çaba ve ek tedbirlerin gerekli olduğunu ileri sürmektedir.

../../../articles/reflecting-on-climate-neutrality-ambitions.
Üretim ve tüketim sistemlerimizde köklü bir dönüşüm olmadan, bu tür ekonomik krizlerin tetiklediği herhangi bir emisyon azaltma sürecinin kısa ömürlü olması ve toplum için son derece yüksek maliyetli olması muhtemeldir.

Değişimi hızlandırma ve büyütme ihtiyacı

Bu azalmalara rağmen, Avrupa'da Çevre - Durum ve Genel Görünüm 2020 (SOER 2020) raporu, sera gazı emisyonları, endüstriyel emisyonlar ve atık üretiminin azaltılması, enerji verimliliğinin ve yenilenebilir enerjinin kullanılan toplam enerji içindeki payının iyileştirilmesi gibi alanlarda ilerlemenin yavaşladığını ortaya koyuyor. SOER 2020 ayrıca çevresel bozulma ve iklim değişikliğinin üstesinden gelmek için mal ve hizmetleri üretme ve tüketme şeklimizi temelden dönüştürmemiz gerektiği sonucuna varıyor. Bu bulgular; enerji, gıda ve hareketlilik gibi temel sistemlerde geçişlerin hızlandırılması ve büyütülmesine yönelik acil ihtiyacı olduğunu doğrulamaktadır.

Avrupa Yeşil Anlaşması’nın temel bileşenlerinden biri olan Avrupa İklim Kanunu önerisi, bu geçmiş bilgilere karşı ileri sürülmüş ve AB'nin bu konuyla ilgili kararlılığını daha da artırmıştır. Öneri, Avrupa Komisyonu'nun mevcut 2030 hedefini gözden geçirmesini ve emisyonu ‘1990'a kıyasla %50 ila 55 oranında azaltmaya yönelik yeni bir 2030 hedefi için seçenekler araştırmasını” zorunlu kılar. Ayrıca başka raporların yanı sıra AÇA raporlarını esas alarak iklime zarar vermeme amacına yönelik ilerlemenin nasıl düzenli olarak değerlendirileceğini de özetlemektedir. Teklif, hafifletme çabalarının yanı sıra iklim uyum tedbirlerinin de düzenli olarak değerlendirilmesini öngörüyor.

Bağımsız bir bilgi sağlayıcısı olarak AÇA, Avrupa'da iklime zarar vermeme amacına yönelik kaydedilen ilerlemeyi düzenli olarak değerlendirerek bu süreçleri tam olarak destekleyecektir.

Bu iklim hedeflerine, kapsayıcı sürdürülebilirlik sorununun üstesinden gelmeden ulaşılamaz. Avrupa Komisyonu’nun Avrupa Yeşil Anlaşma şemsiyesi altında döngüsel ekonomi, biyoçeşitlilik ve sürdürülebilir finans ile ilgili düzenlemeler de dâhil olmak üzere diğer girişimleri ortaya atması gibi, bizim çalışmalarımız da sürdürülebilirlik geçişlerini desteklemek için bir dizi alana eğiliyor.

Kriz zamanlarında iddialı hedeflerin peşinde gitmek

Emisyonlarda geçici olarak önemli azalmalara neden olsa bile Covid-19 ciddi bir halk sağlığı krizidir ve olmaya devam edecektir. Covid-19 ve toplumumuz üzerindeki birçok etkisi hiçbir şekilde olumlu sonuçlara sahip bir olay olarak algılanamaz. Uzmanlıklarına ve bilgilerine dayanarak, fikirlerini sakınmadan ileri sürebilen ve üretim ve tüketim sistemlerimizde ciddi değişiklikler için çağrıda bulunanlarımız bile toplumumuzun büyük çapta tecrit edilmesini sürdürülebilirlik konusundaki kaçınılmaz ve sistemik zorluklara karşı kabul edilebilir bir çözüm olarak görmemelidir.

Sorulması gereken soru şu: önümüzdeki yıllarda hâlâ bu büyük krizin etkileriyle mücadele ederken iddialı hedeflerimize ulaşmayı başarabilir miyiz? Bence başarabiliriz. Bence, uzun vadede planlanan ve hayata geçirilen, sosyal olarak sağlam bir geçiş, güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomiye sahip dayanıklı bir toplum oluşturmanın tek yoludur. Ayrıca, bu krizin ekonomik etkilerini hafifletmek için yapacağımız yatırımlar uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerimizle tam olarak uyumlu olmalıdır ve olabilir. Bu zor zamanlarda bile, Avrupa kuruluşları Avrupa Yeşil Anlaşması'nın uzun vadeli hedeflerine olan güçlü bağlılıklarını teyit etmişlerdir. Bunun için güçlü ortaklar gereklidir ve AÇA da tam olarak onlardan biri olmayı amaçlamaktadır.

Hans Bruyninckx

AÇA İcra Direktörü

Bu başyazı, 01/2020 sayılı AÇA Bülteni’nin Mart 2020 sayısında yayımlanmıştır

Permalinks

Geographic coverage

Temporal coverage

Etiketler

Belge İşlemleri
Makaleler
Menu
Abonelikler
Raporlarımızı (basılı ve/veya elektronik) ve üç aylık bültenimizi almak için Üye ol
Bizi takip edin