Çevresel değişim: Bilgi, insanlar ve doğa üzerindeki etkilerin azaltılmasında önemli rol oynar

Dili değiştir
Article Yayınlandı 18.09.2018 Son değiştirilme 26.09.2018
6 min read
Çevre politikası hazırlamak kolay bir görev değildir. Bir yandan, Avrupalılar iyi işleyen bir ekonominin sağladığı faydalardan yararlanmak istemektedir. Öte yandan ise yaşam tarzı seçimlerimize göre önemli çevre ve sağlık maliyetleri vardır. Doğa, ekonomi ve insan sağlığının nasıl birbiriyle bağlantılı olduğuna dair sistemsel bir anlayış oluşturulması, kullanılabilecek en iyi politika seçeneklerinin belirlenmesi için gereklidir. Avrupa Çevre Ajansı, bu tür bilgiler sağlayarak politika hazırlama sürecini desteklemeyi amaçlamaktadır.

 Image © Miroslav Milev, Environment & Me /EEA

Avrupa Çevre Ajansı, Avrupa'nın çevresindeki önemli değişiklikleri izler ve bulgularını politika hazırlama sürecini desteklemek için sunar. Değerlendirmelerimiz, geçmiş trendleri ve projeksiyonları kapsayacak şekilde (bazı durumlarda 2100 yılına kadar) sektörel analizden sistemsel analize kadar uzanmaktadır. Genel sonuçlar oldukça açık: 1970'lere göre Avrupalılar artık daha temiz hava ve suya, artan geri dönüşüm oranlarının bulunduğu ve yenilebilir enerjinin daha fazla pay sahibi olduğu çevre dostu bir ekonomiye sahiptir. Bu önemli kazanımlara rağmen, genel durum halen sürdürülebilir değildir. Artan kaynak tüketimi, iklim değişikliği ve doğadaki kirletici maddelerin birikimi, gezegenimizin sağlığına ve kendi refahımıza yavaş yavaş zarar veriyor.

Bu zorluk çok basit bir şekilde açıklanabilir: Ekonomik faaliyetler birçok fayda sağlasa da kirletici maddeleri doğaya bırakır ve yenilenebilir ve yenilenemeyen kaynakları tüketir. Bu kirletici maddeler sağlığımız dahil, tüm hayata zarar verebilir. Ancak daha yakından bakıldığında, Avrupa'daki çevre politikası tartışmalarının merkezinde yer alan bir karmaşıklık ortaya çıkıyor. Her politika seçeneği, bazılarını adapte olmaya zorlarken diğer toplumların faydasına olan bir fırsat maliyeti ile birlikte gelmektedir. Örneğin daha temiz enerji kaynaklarına geçiş, kirliliği azaltabilir ve yenilenebilir enerji sektörünün desteklenmesini sağlayabilir, ancak aynı zamanda kömür madenciliği yapılan toplumlarda iş kayıplarına yol açabilir.

Kirleten öder

Avrupa Birliği, dünyadaki en yüksek çevre standartlarına sahiptir ve bu çevresel karmaşıklığı kapsamlı bir grup yasa ile ele almaktadır. Bu yasalar arasında hava kalitesi, kentsel atık su arıtımı ve doğayı koruma ile iklim, enerji ve döngüsel ekonomiye yönelik ortak politika paketlerini ele alan hedeflenmiş yönergeler bulunmaktadır.

Avrupa Birliği çevre politikalarının temelinde "kirleten öder" ilkesi yatmaktadır. AB’nin Roma Antlaşmasında resmen belirtildiği üzere bu ilke, bazı araçlar için ücretli geçiş yolları ya da kullanıcıları daha çevreci seçimlere teşvik etmek için çevre vergileri gibi finansal araçlar dahil olmak üzere çok sayıda önlem uygulanmaktadır.

Ancak, kirletenlerin kim olduğunu ve her kirletenin ne kadar zarar verdiğini belirlemek her zaman kolay değildir. Ayrıca, ne kadar ödeme yapmaları gerektiğine nasıl karar verilecek?

Bazı durumlarda, kirlilik kaynakları hakkında oldukça ayrıntılı bilgilere sahibiz. Örneğin, Avrupa Kirletici Salınımı ve Aktarımı Kaydı, Avrupa çapında 30.000'den fazla endüstriyel tesis tarafından salınan kirletici maddelerin kayıtlarına erişim sağlar. Diğer durumlarda, kirlilik ulaşım ve tarım gibi çeşitli kaynaklardan gelmektedir. Aslında, enerji dahil olmak üzere kaynak kullanan tüm ekonomik faaliyetler çevreyi etkilemektedir. Nihai olarak herkes, ekonominin sağladığı mal ve hizmetlerden bir şekilde yararlanmaktadır. Dolayısıyla herkes çevreyi kirletmektedir. Ancak çevre üzerindeki bireysel etkiler; yeme alışkanlıkları, ulaşım ve konut uygulamalarına ve içinde yaşadığımız kamu sistemlerine (yenilenebilir enerji kaynaklarına, geri dönüşüm noktalarına, ulaşım sistemlerine erişim gibi) bağlı olarak değişmektedir.

Maliyetleri kim karşılayacak?

Doğaya salınan kirleticiler biçim ve içerik değiştirebilir, etrafta dolaşabilir, doğada birikebilir, besin zincirine girebilir ve insan sağlığını etkileyebilir. Örneğin, gaz olarak atmosfere salınan cıva[1] rüzgarla taşınabilir ve daha sonra suya karışabilir. Suya girdikten sonra su bitkileri tarafından absorbe edilebilir ve hayvanlar tarafından yutulur ve yiyecek zincirine doğru ilerleyip tabaklarımıza gelebilir. Bazı kirleticilerin "ortadan kaybolması" yüzlerce yıl sürebilir veya insanların artık maruz kalmayacağı yerlerde birikebilir.

Ayrıca kirliliğin sağlığımızı etkileme kapsamının ne kadar geniş olduğu, maruz kaldığımız kirletici madde miktarına ve ne kadar ve nasıl maruz kaldığımıza bağlıdır. Hava kirliliği seviyesinin yüksek olduğu ve içme suyunun kirlendiği bir şehirde yaşamak, günlük bazda ortalama yaşam süresini önemli ölçüde azaltabilir. Bu, yaşımıza ve sağlık durumumuza bağlı olan savunmasızlık durumumuza da bağlıdır. Örneğin, çok düşük dozda bir kimyasal kirleticiye kısa bir süre maruz kalmanın sağlık üzerindeki etkisi, genç ve sağlıklı bir yetişkin için önemsiz olabilirken gelişmekte olan bir fetüs için ciddi sonuçlar doğurabilir.

Farklı düzeylerde maruz kalma veya savunmasızlığa rağmen, iklim değişikliğinin etkileri de dahil çevresel bozulmanın maliyetleri oldukça gerçektir. Değerlendirmelerimiz, tek bir hava kirleticinin (yani ince parçacıklı maddenin (PM2.5)) her yıl tahmini 400.000 Avrupalının erken ölümüne neden olduğunu göstermektedir. Denizlerimizdeki plastikler dahil olmak üzere doğadaki kirletici madde birikimi, aşırı kaynak çıkarımı veya habitatlardaki fiziksel değişiklikler, tüm ekosistemleri etkileyen önemli hasar ve değişime neden olmaktadır. Bu hasarlardan bazıları geri alınamaz niteliktedir. Avrupa'daki hava ve iklim ile ilgili şiddetli hava durumlarının 1980-2016 döneminde 450 milyar Euro’nun üzerinde ekonomik zarara neden olduğu ve bu kayıpların %40'ına sellerin, %25'ine ise fırtınaların neden olduğu bildirilmiştir. Bu hasarların üçte birinden fazlası sigorta kapsamına dahil edilmiştir.

Bu bağlamda, hepimiz bir ölçüde bu maliyetlerin bedelini ödüyoruz. Ayrıca, en yüksek maliyetler mutlaka en büyük "kirleticiler" nedeniyle ortaya çıkmamaktadır. İklim değişikliği, en düşük sera gazı emisyonuna sahip ülkelerin bir kısmının deniz seviyesinin yükselmesinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldığı küresel bir sorundur. Hava kirliliği durumunda kentlerde yaşayan nüfus, temelde ulaşım nedeniyle daha yüksek konsantrasyonlara maruz kalmaktadır. Aynı şehir içerisinde bile, ana yolların yanında yaşayan topluluklar genellikle yeşil alanların yakınında yaşayanlardan daha fazla hava ve gürültü kirliliğine maruz kalmaktadır. Benzer şekilde, taşkın yatağında yaşayan toplulukların sellerden zarar görme olasılığı daha yüksekken yaşlılar ve çocuklar da sıcak hava dalgalarına karşı daha savunmasızdır. Öte yandan, temiz bir çevreye erişimi olan insanlar sağlık anlamında daha fazla faydaya sahiptir. Sosyal eşitsizlikler[2], çeşitli toplumların kirli bir çevreye maruz kalma veya temiz bir çevreye sahip olma durumu değerlendirilirken göz önüne alınması gereken bir faktördür.

Gelecek nesiller de seçimlerimizin ve eylemlerimizin sonuçlarına katlanacaktır. Şu anda tüm emisyonları durdursak bile, bugün salınan bazı kirleticiler doğada varlığını sürdürecek ve ortalama sıcaklıklar sabitlenmeden önce yükselmeye devam edecektir. Bunun etkileri onlarca ve hatta yüzyıllarca hissedilecektir.

Bütün bu değerlendirmeler, bugün zor politika seçimleri yapılmasını gerektirmektedir. Avrupa Çevre Ajansının yaptığı değerlendirmelerde, Avrupa'nın en iyi politikayı seçmesine yardımcı olmak için neler olup bittiği, neden olduğu, kimin etkilendiği, gelecekteki durumun nasıl olacağı ve bunu nasıl geliştirebileceğimiz gibi zor sorular ele alınmaktadır. Politika hazırlayan kişiler, bu bilgi sayesinde en sürdürülebilir çözümü seçmek ve en çok etkilenen kişilere ek destek sağlamak için daha iyi bir konuma sahiptir.

 Hans Bruyninckx

Hans Bruyninckx

EEA İcra Direktörü

15 Haziran 2018 tarihli ve 2018/2 sayılı EEA Bülteninde yayınlanan baş makale


[1] Avrupa Çevre Ajansı, 2018'in sonlarında doğada bulunan cıva hakkında bir rapor yayınlayacaktır.

[2] Avrupa Çevre Ajansı, 2018'in sonlarında yayınlanması planlanan ve sosyal eşitsizlikler ile çevresel etkiler hakkında yapılan değerlendirme üzerinde çalışmaktadır.

İlgili içerik

Haberler ve makaleler

İlgili yayınlar

Ayrıca bkz.

Temporal coverage

Belge İşlemleri
Makaleler
Menu
Abonelikler
Raporlarımızı (basılı ve/veya elektronik) ve üç aylık bültenimizi almak için Üye ol
Bizi takip edin
 
 
 
 
 
Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
Kongens Nytorv 6
1050 Kopenhag K
Danimarka
Telefon +45 3336 7100