Mülakat — Malta: Su kıtlığının hayatın gerçeği olduğu yer

Dili değiştir
Article Yayınlandı 20.11.2018 Son değiştirilme 07.12.2018
9 min read
Malta dünyanın en ciddi su kıtlığı yaşayan 10 ülkesinden biri. Doğa, nüfusunuzun ihtiyaç duyduğunuz suyun sadece yarısını sağlıyorsa ne yaparsınız? Malta temiz suyu ‘üretiyor’ ve kimsenin bir damla bile israf etmediğinden emin olmaya çalışıyor. Malta’daki Enerji ve Su Ajansı’ndan Manuel Sapiano ile yeni teknolojiler, haneler ve tarım için su ve adayı çevreleyen el değmemiş yüzme suları üzerine konuştuk.

 Image © K. H. Reichert / Flickr

Malta’da su kıtlığı ile nasıl baş ediyorsunuz?

Coğrafi konumu nedeniyle Malta’da su kıtlığı olması gayet doğaldır. Akdeniz iklimi, düşük yağış seviyeleri ve yüksek sıcaklıkları nedeniyle düşük doğal su bulunabilirliğine ve buharlaşma nedeniyle de ciddi su kayıplarına yol açıyor. Dahası, Malta’nın nüfus yoğunluğu kilometre kareye 1400 kişiye yakın. Yani çok yoğun nüfuslu bir alanda düşük bir su kaynağına sahibiz.

Doğa toplam ihtiyacın yalnızca yarısını verebiliyor. 1982’den bu yana Malta deniz suyunun tuzdan arındırılması ile su ‘üretiyor.’ Tuzdan arındırma kamusal su hizmetlerimizin 1990’lardan bu yana yoğun şekilde yatırım yaptığı kapsamlı su sızıntısı yönetimi ve onarım programları ile tamamlandı. Sonuç olarak mevcut şehir suyu talebi 1992’de olduğunun %60 kadarı ve bu düşüşte esas etmen sızıntı yönetimi. Geçtiğimiz yıl arz ile talep arasındaki uçurumu daha da kapatmak için iddialı bir su geri kullanımı programı başlattık.

Malta’nın doğal su kaynakları sınırlı olduğundan bunlar birbiriyle yarışan talepler. Kent sakinleri veya çiftçiler daha fazla su istiyor ama doğa da suya muhtaç. Malta’da hazırladığımız her su yönetimi planı doğanın ihtiyaçlarının da dikkate alındığından ve karşılandığından emin olmak zorunda. Bazıları endemik olmaları dolayısıyla yüksek bir ekolojik değere sahip olan vadilerimiz, ekosistemlerimizin merkezini oluşturuyor. Bu nedenle vadilerde ‘gidilmeyecek ve dokunulmayacak’ alanlar var çünkü bunların suya olan ihtiyaçlarının yanı sıra bu vadilerde yaşayan faunaya ve floraya saygı gösterilmeli.

Tuzdan arındırma deniz ortamına ciddi etkileri olan çok pahalı bir çözüm değil mi?

Ne yazık ki doğal kaynaklar yetersiz olduğundan tatlı suyun ‘üretilmesi’ bizim için bir tercih değil zorunluluk. Üstelik tuzdan arındırma teknolojisi olarak geçtiğimiz yıllar içinde, özellikle de enerji verimliliği bakımından ciddi şekilde değişti. Malta’nın su kurumu olan Su Hizmetleri Şirketi, şu anda tuzdan arındırma tesisleri üzerinde AB’nin uyum fonları ile geniş aralıkta bir iyileştirme çalışması yapıyor. Deniz suyundan 1 metreküp tatlı su üretmek için gereken enerji 2,8 kilovat saate düşürülecek. On yıl önce bu 6 kilovat saatti. Tuzdan arındırma teknolojisi çok verimli hale geldi ve sektör sürekli daha yüksek verim seviyelerine ulaşıyor.

Tuzdan arındırmanın deniz ortamı üzerindeki etkileri açısından bu kaygılar esasen tuzdan arındırma sürecinin bir yan ürünü olan ve denize salınan tuzlu suyun deşarjı ile ilgili. Tuzdan arındırma tesislerimiz küçük ölçekli olmakla birlikte  güçlü deniz akıntılarının olduğu bölgelerde yer alıyorlar. Dolayısıyla boşaltılan miktar sınırlı ve hızla yayılıyor. Su hizmetleri, tesislerimizden yapılan boşaltım üzerinde ön çalışmalar yaptı ve deniz ortamına olası etkilerin boşaltım noktasının ilk metreleri ile sınırlı olduğunu ortaya çıkardı. Bu sonuçlar halihazırda dikkate alınmış ve planlanan boşaltım tesislerinin daha sürdürülebilir tasarımı üzerinden uygulamaya konmuş durumda. Bu çalışmalar şimdi LIFE entegre projesi üzerinden devam edecek.

Tuzdan arındırma tesisinin nereye kurulacağının kararında birçok faktör etkili. Tesisin boyutu, sadece boşaltım açısından değil arz güvenliği açısından da önemli. Üç tesisimiz stratejik olarak kıyıdaki farklı konumlara kuruldu. Bunun temel sebebi tesisin kapatılmasını gerektirecek petrol sızıntısı gibi olaylar olması halinde diğer ikisinin devrede kalabilmesi.

Bölge jeolojisi de eşit derecede önemli. Malta’daki tuzdan arındırma tesisleri suyu derin deniz kuyularından çekiyor ve dolayısıyla dip kayanın saflaştırıcı etkisine güveniyor. Bu ön işleme ihtiyacını azaltıyor ve üretim maliyetlerini düşürüyor. Bu önemli bir planlama unsuru çünkü ön işlemenin maliyeti tuzdan arındırmanınki kadar olabiliyor.

Doğadaki kıtlık düşünüldüğünde, Malta vatandaşları su tasarrufuna katkı sağlıyor mu?

Malta vatandaşları kişi başına günlük 110 litre kadar su kullanıyor ve bu diğer AB ülkelerine kıyasla düşük. Ancak dikkate alınması gereken yeni baskılar da var. Örneğin son ekonomik büyüme ile bağlantılı sebeplerle Malta’ya 50.000 yabancı geldi. Turizm sektörü de istikrarlı şekilde büyüdü ve 40.000 kadar insanı nüfusa eklediği tahmin ediliyor. Ada’da daha fazla insan olması su talebinin artması demek. Dahası, insanların su tüketimi alışkanlıkları farklı. Su zengini bir ülkede günde 250 litre su kullanmaya alıştıysanız bunu birkaç günde 110 litreye indirmeniz zor. Enerji ve Su Ajansı, şu anda su talebi yönetimini kapsamlı şekilde ele almak için bu gibi demografik ve sosyo-kültürel trendleri hesaba katan yoğun bir su tasarrufu kampanyası yürütüyor.

Bu bağlamda, su fiyatlandırmasının önemli bir rolü olduğu kesin. Malta’da mesken kullanıcılarına yönelik fiyat zaten önemli bir araç; kullanıcılar yıllık ilk 33 metreküp için metreküp başına 1,39 Euro veriyor. Bu miktar aşıldığında fiyat metreküp başına 5,14 Euro oluyor. Dolayısıyla, bu fiyat yükseltme mekanizmasının kendisi su tüketimini sınırlandırmak için bir teşvik.

Benzer şekilde, piyasa da insanların daha az tüketmesine yardımcı oluyor. Örneğin; bugün, yeni bir büyük hazneli tuvalet sifonu almak çok zor. Bir musluk aldığınızda muhtemelen üzerinde bir havalandırıcı olacaktır. Çamaşır ve bulaşık makineleri, su ve enerji verimliliği bakımından sürekli gelişiyor.

Suyu geri dönüştürmenin de hali hazırda araştırılmaya başlanan büyük bir tasarruf potansiyeli var.

Geri dönüştürülen su nasıl kullanılıyor?

İki sisteme odaklanıyoruz: tarımsal kullanım ve mesken kullanımı. Tarım sistemi, hazırlama tesisleri üzerinden, yılda 7 milyon metreküp geri dönüştürülmüş su üretiyor. Bu, tahminlerimize göre tarımsal su kullanımının üçte birine denk düşüyor.

Evde suyun yaklaşık %30-45’i banyo ve benzer şekilde sifon için kullanılıyor. Görece temiz olan banyo suyunu insanla doğrudan temas olmayan sifonda kullanarak günlük tüketim kişi başına 110 litreden 70 litreye düşürülebilir. Tasarruf potansiyeli çok yüksek ama öncelikli kaygımız daima halk sağlığı. Teknoloji güvenli olmak zorunda çünkü en nihayetinde konu sağlığımız ve ailelerimizin sağlığı ile ilgili.

Tarımda geri dönüştürülen su kullanımı ne durumda?

Tarım suya muhtaç. Suyu doğrudan yeraltı akiferlerinden pompalamak görece daha ucuz ve yerel bir çözüm. Sorun, Malta’nın akiferlerinin deniz suyu ile doğrudan bağlantısının olması ve çıkarma kapasitesinin sınırlı oluşu. Akiferlerden büyük miktarlarda tatlı su çıkarmak deniz suyuna müdahale anlamına gelecek ve yeraltı suyunun genel kalitesini düşürerek kullanılamaz hale getirecektir. Bu durumda herkesin zararlı çıkacağını söylemeye gerek yok.

Ne kadar yeraltı suyunun çıkarıldığını düzenlemek için neredeyse her kayıtlı özel sondaj deliğine geçtiğimiz yıllar içinde ölçüm cihazları takıldı. Şu an, tarımsal su kullanımı ve ihtiyaçlarının daha kapsamlı bir görünümüne sahibiz. Çiftçiler için, Malta’daki ‘Yeni Su81 programı kapsamında yer alan, yüksek oranda arıtılmış  atık su gibi alternatif bir tedarik de sunabiliyoruz.

Çiftçiler geri dönüştürülmüş su kullanımı fikrini nasıl karşılıyorlar?

Algılar da burada büyük bir rol oynuyor. ‘Geri dönüştürülmüş-arıtılmış’ suyu ‘atık’ su olarak gören algıyı değiştirmeliyiz. Çiftçi topluluğunda sahiplenmeyi arttırmak için, yeni arıtma sürecinin ulaştığı kalite seviyelerini anlatıyoruz. Bu suyu kullanmanın mahsulleri olumsuz etkilemediğini de gösteriyoruz.

Bu konuda, fiyatlandırma girişimleri de kullanılmakta. ‘Yeni su’ için artan oranlı tarife mekanizması oluşturuldu. İlk tarife bandı, geri dönüştürülmüş suyun daha fazla kullanılması amacıyla şu anda tarım sektörü için uygulanmamaktadır.

Bir başka önemli tedbir ise küçük, tarlaya kurulu yağmur suyu rezervuarlarının geliştirilmesi. Malta, AB’ye katıldığından bu yana bu rezervuarların geliştirilmesine yönelik bir dizi uygulamada, AB’nin Bölgesel Kalkınma için Tarım Fonu desteğiyle büyük artış sağlandı.

AB girişimleri ve fonları Malta’da su yönetimini nasıl etkiliyor?

Su sektörü, Malta için AB Uyum Fonu kapsamındaki kilit önceliklerden biri. Şu anda altyapıya yönelik bir dizi dikey yatırıma odaklanıyoruz. Bunlar deniz suyunun tuzdan arındırılmasında enerji verimi, Yeni Su programı, su dağıtımında verimi arttırmak, kanalizasyon toplama ağını yükseltmek ve düzenlemek, yenilikçi teknolojileri test etmek, su muhafaza kampanyaları ve yeraltı suyu çıkarmanın yönetimi.

Bu tedbirler, daha sonra Malta’nın ikinci nehir havzası yönetim planı kapsamında oluşturulan su yönetim çerçevesi dahilinde entegre bir proje üzerinden bir araya getirildi. Bu entegre proje, aynı zamanda AB LIFE programı82 ile de destekleniyor ve farkındalığı yükseltme, yeni teknolojilerin ve yeni uygulamaların sahiplenilmesini teşvik etme ve yönetim sorunlarını çözmeyi içeriyor. Bu bilgileri, Avrupa boyunca Akdeniz’deki diğer adalarla ve kıyı kesimleriyle ve diğer bölgesel girişimlerle nasıl paylaşabileceğimizi de araştırıyoruz.

Malta’da deniz sularının durumu ne?

Nüfus yoğunluğumuzun yüksek olması ve yoğun turizm sektörümüz, kıyı kesimlerinin ve deniz sularının ticari ve dinlenme amaçlı kullanımı gibi belirli sebepler, deniz ortamı üzerinde baskı oluşturuyor. Ancak geçtiğimiz yıllarda yine çoğunlukla AB fonları ve mevzuatı sayesinde ciddi ilerlemeler kaydedildi. Önemli bir örnek kıyı sularımızın kalitesinin iyileştirilmesi ile ilgili, son sonuçlar83 yüzme suyumuzun ‘birinci sınıf’ olduğunu gösteriyor. Kuşku yok ki, AB Kentsel Atık Su Arıtımı Direktifi’nin üç yeni tesisle birlikte uygulanmaya başlaması, bu gelişmeye katkıda bulundu.

Tarımda besin yönetimini nasıl geliştirebileceğimize ve tarım kaynaklı kirliliği nasıl azaltabileceğimize de bakıyoruz. Malta için kıyı sularının kalitesi çok önemli. Malta’nın yüksek nüfus yoğunluğu düşünüldüğünde, yaz aylarında denizin keyfini çıkarmak da günlük hayatımızın bir parçası, bu yüzden temiz kumsallar ve yüksek kalitedeki yüzme suları yalnızca turizm için değil bizim için de önemli.

Manuel Sapiano

Su Konusunda Baş Politika Yetkilisi

Enerji ve Su Ajansı, Malta

 

 

Geographic coverage

Temporal coverage

Belge İşlemleri
kategorileri:
Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
Kongens Nytorv 6
1050 Kopenhag K
Danimarka
Telefon +45 3336 7100