sonraki
önceki
öğeler

Article

Toprak, arazi ve iklim değişikliği

Dili değiştir
Article Yayınlandı 20.12.2019 Son değiştirilme 06.08.2020
8 min read
İklim değişikliğinin toprak üzerinde önemli etkileri vardır ve arazi kullanımı ile topraktaki değişimler de iklim değişikliğini hızlandırabilir veya yavaşlatabilir. Sağlıklı topraklar ile sürdürülebilir bir arazi ve toprak yönetimi olmadan iklim krizlerini engelleyemez, gıda üretemez ve değişen bir iklime uyum sağlayamayız. Önemli ekosistemleri korumak ve canlandırmak ve doğanın atmosferden karbon yakalamasına olanak sağlamak yanıt olabilir.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) yakın zamanda dünya toprağının üst 30 cm’sinin tüm atmosferden neredeyse iki kat fazla karbon içerdiğini gösteren bir harita yayınladı[i]. Havadaki karbondioksiti yakalama kabiliyeti açısından ormanları ve diğer bitki örtüsünü geçen toprak, okyanuslardan sonra en büyük ikinci doğal karbon yutağıdır. Bu gerçekler yalnızca gıda üretimimiz için değil aynı zamanda iklim değişikliğinin en kötü etkilerinden sakınma çabalarımız açısından da sağlıklı toprakların ne kadar önemli olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.

İklim değişikliği toprağı etkiliyor

Araştırmacılar iklim değişikliğinin küresel ve Avrupa topraklarındaki etkilerini şimdiden görebiliyor. Örneğin, AÇA’nın Avrupa’da iklim değişikliği, etkileri ve hassasiyet[ii] hakkındaki son raporuna göre, toprak nemi 1950’li yıllardan beri Akdeniz bölgesinde önemli ölçüde azalmış ve kuzey Avrupa’nın bazı kısımlarında da artmış bulunmaktadır. Ortalama sıcaklıklarda artış devam ettiğinden ve yağış modeli değiştiğinden rapor gelecek yıllar için de benzer etkilerin meydana geleceği tahmininde bulunuyor.

Toprak nemindeki devam eden düşüş gıda üretimi üzerindeki potansiyel dramatik etkilerle birlikte tarımdaki sulama ihtiyacını arttırabilir ve daha az verime hatta çölleşmeye bile yol açabilir. Toplam 13 AB Üyesi Devlet çölleşmeden etkilendiklerini açıkladı. Bu gerçek kabul edilmesine rağmen, Avrupa Sayıştayı tarafından hazırlanan yakın tarihli bir rapor[iii] Avrupa’nın çölleşme ve arazi bozunumuyla bağlantılı zorluklarla ilgili net bir resme sahip olmadığını ve çölleşme ile mücadele etmek için alınan tedbirlerin elverişli olmadığını belirtmiştir.

Mevsimlik sıcaklıklardaki değişimler bitki ve hayvanların yıllık döngülerini de kaydırabilmekle birlikte daha az verime de yol açar. Örneğin, ilkbahar daha erken gelebilir ve ağaçlar, polen taşıyıcıları büyümeden çiçek açabilir. Beklenen nüfus artışıyla birlikte dünya gıda üretiminin düşmesi değil artması gereklidir. Bu da büyük oranda sağlıklı toprağın muhafazasına ve tarımsal alanların sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesine bağlıdır. Aynı zamanda, fosil yakıtların yerini almasına ve sera gazı emisyonlarının engellenmesine yönelik acil ihtiyaçtan kaynaklanarak, biyoyakıtlara ve diğer bitki temelli ürünlere yönelik talep artmaktadır.

Etki ve hassasiyet hakkındaki AÇA raporu yoğun yağmur, kuraklık, ısı dalgası ve fırtınalar gibi aşırı iklim olayları tarafından hızlandırılabilen erozyon dâhil toprak üzerinde iklim değişikliğiyle ilgili diğer etkilere de vurgu yapmaktadır. Arazi kaybına neden olmanın yanı sıra, yükselen deniz seviyeleri kıyı bölgelerindeki toprağı değiştirebilir veya deniz tuzu dâhil olmak üzere kirliliğe sebep olan maddeler getirebilir. Arazi kullanımına bağlı olarak, iklim değişikliği uzak kuzeyde muhtemelen yeni olanaklar oluştururken genel olarak güneyde bir miktar kullanılabilir olmayan veya az verimli tarımsal bölgeler oluşturabilir. Ormancılıkta, ekonomik olarak değerli ağaç türlerindeki düşüş 2100’e kadar Avrupa’daki orman arazisinin değerini %14 ile 50 arasında düşürebilir. İklim değişikliği ve tarım hakkındaki yakın tarihli bir AÇA raporu[iv] iklim değişikliğinin ortalama etkisinin, büyük bölgesel farklılıklarla birlikte, 2050 yılına kadar AB tarım gelirinde %16’ya varan zararla Avrupa tarım sektöründe önemli bir zarara neden olabileceğine vurgu yapıyor.

 

Yine de toprakla bağlantılı en büyük iklim sorunlarından biri belki de, genellikle Sibirya’da olmak üzere kuzey bölgelerindeki donmuş toprakta bulunan karbondioksit ile metan gazıdır. Küresel sıcaklıklar arttığı için donmuş toprak eriyor. Bu erime donmuş toprakta kapalı kalmış organik maddelerin serbest kalmasına neden olur ve bu da insanların kontrolünün çok ötesinde küresel ısınmanın hızlanmasına neden olabilecek büyük miktarlarda sera gazının atmosfere salınmasına neden olabilir.

İklim krizini toprak ile engellemek

2019 Nisan’da, bir grup oldukça etkili bilim adamı ve aktivist[v] doğanın, karbondioksiti atmosferden temizlemesine ve depolamasına olanak sağlamak için “ormanları, turbalıkları, mangrovları, tuzlaları, doğal deniz yataklarını ve diğer hayati önemdeki ekosistemleri korumak, kurtarmak ve yeniden oluşturmak” için çağrıda bulundu. Ekosistemlerin kurtarılması biyoçeşitliliğe de destek olacak ve su ve havanın temizlenmesi ile insanlara rekreasyon alanları sağlanması dâhil geniş yelpazede ekosistem hizmetini iyileştirecektir.

Toprak ile iklim değişikliği arasındaki karşılıklı ilişkiler hakkında mevcut bilgilerin incelenmesine göre (Climsoil raporu[vi]), yaklaşık 75 milyar tonluk organik karbon AB toprağında depolanmaktadır. Bu toprak stoklarının yaklaşık yarısı İsveç, Finlandiya ve Birleşik Krallık’ta bulunmaktadır; çünkü bu ülkelerin diğerlerinden daha fazla orman toprağı ve özellikle torf gibi nemli organik toprakları bulunmaktadır. Bunu daha iyi anlamak için, AÇA’nın en yeni tahminlerine[vii]göre AB’nin 2017’deki toplam CO2 emisyonları yaklaşık 4,5 milyar tondu.

AB topraklarındaki organik karbon miktarı yavaş bir şekilde artıyor olabilir, ancak bu değişimin hızı ile ilgili tahminler yine de oldukça belirsiz. Konuyu daha da karmaşıklaştıracak olursak, bitkiler gazları çözüp atmosfere salmadan önce havadan karbondioksiti yakaladığından, organik karbon stokları da sürekli değişmektedir. Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından hazırlanan bir rapor[viii] küresel ısınmayı 2 santigrat derecenin altında tutma hedefine ulaşmak için tüm sektörlerden — arazi ve gıda dâhil — kaynaklanan sera gazı emisyonlarının azaltılması gerektiğini belirtiyor.

Belirsizliklere rağmen, ekosistemlerin kurtarılması ve toprak kalitesinin geliştirilmesi üçlü etkili bir iklim hareketi anlamında uygun maliyetli bir tedbir olabilir. Öncelikle, büyüyen bitkiler atmosferdeki karbondioksiti ortadan kaldırır. FAO’ya[ix] göre hâlihazırda bozulmuş toprağı kurtarmak 63 milyar tona varan miktarda karbonu ortadan kaldırabilir ve bu da küresel sera gazı emisyonlarının küçük fakat önemli bir kısmını telafi eder. İkinci olarak, sağlıklı topraklar karbonu yeraltında tutar. Üçüncü olarak da, birçok doğal ve yarı doğal bölgeler iklim değişikliğinin etkilerine karşı güçlü bir savunma olarak görev yapar.

Faydaların birçok örneği mevcut. Örneğin, nehir kenarındaki bölgeler (nehir kenarı bölgeleri) ve şehirlerdeki yeşil alanlar sel ve ısı dalgalarına karşı uygun maliyetli koruma olarak görev yapabilir. Sağlıklı arazi ve toprak fazla suyu emerek depolayabilir ve selleri azaltabilir. Şehirlerdeki parklar ve diğer doğal bölgeler kısmen topraklarında bulunan su nedeniyle ısı dalgaları esnasında serinlemeye de yardımcı olabilir. Yağışsız mevsimlerde, sağlıklı ekosistemler yeraltında tuttukları suyu yavaşça salarak kuraklığın en kötü etkilerini hafifletebilir.

Havadaki karbonu yakalamak

Havadaki karbondioksiti yakalamak için arazinin kapasitesini arttırmanın çeşitli yöntemleri de vardır. Yakın tarihli Avrupalı bir araştırma projesi (Caprese çalışması[x]) topraktaki karbon miktarını arttırmanın en hızlı yolunun ekilebilir bölgeyi otlaklara dönüştürmek olduğunu keşfetti. Ekilebilir araziler açısından, örtü bitkilerinin kullanımı — genel olarak toprak verimliliğini arttırmak ve erozyonu engellemek için hasat zamanı ile bir sonraki ekim zamanı arasında büyüyen yonca gibi bitkiler — topraktaki karbon depolarını arttırmanın en etkili yoluydu.

Bunun tersine, araziyi farklı bir şekilde kullanma kararları da bölgeleri değiştirerek bunları emisyonların kaynakları haline getirebilir. Buna ilişkin önemli örnekler turbalıkların kurutulması, ısınma için bataklıklardaki torfun yakılması, önceden depolanmış karbonun salınmasına neden olan otlak ve tarlaların sürülmesidir. Ormanlar yönünden, devinim aynıdır fakat farklı bir zaman cetveline sahiptir. Toprak gibi, ormanlar da hem karbon deposu hem de karbon yutağıdır ve bu da ormanların hem karbon depoladığı hem de havadan karbon yakaladığı anlamına gelir. Birçok durumda, genç, büyümekte olan ormanlar yaşlı ormanlardan daha hızlı karbon yakalar fakat yaşlı ormanları kesmek de ormandaki karbon deposunu ortadan kaldırır. Ormanın dokunulmadan bırakılmasına ve ölü ağaçların doğal olarak parçalanıp doğaya karışmasını beklemeye kıyasla ağaçların kesilip kullanılması eninde sonunda karbonu atmosfere salacaktır. Ağaçların nasıl kullanıldığına bağlı olarak karbon daha erken salınabilir; örneğin, ağaç ısınma için yakıldığında veya daha sonra evlerin inşasında kullanıldığında olduğu gibi.

Daha sağlıklı topraklar ve arazi ekosistemleri şu an yaptıklarından daha fazla karbondioksiti atmosferden yakalayıp depolayabilirdi. Yeşil alanlar ve doğal bölgeler iklimimizdeki kaçınılmaz değişime uyum sağlamaları için insanlara ve doğaya da yardım edebilirler. Tek başına toprak iklim değişikliğini düzeltemez ancak hesaba katılması gerekir ve çabalarımıza güçlü bir ortak olabilir.

Toprak ve iklim değişikliğiyle ilgili AB faaliyeti ve AÇA çalışması

Toprak korumasına yönelik AB tematik stratejisi ile uygulama raporu[xi] hem iklim değişikliğini hafifletme de hem de buna uyumda sağlıklı toprağın önemini vurguluyor. Paris Anlaşması[xii] iklim faaliyetinde arazi kullanımının kritik rolüne vurgu yapıyor.

Aynı şekilde, arazi kullanımı, arazi kullanımı değişimi ve ormancılık ile ilgili yeni AB düzenlemesi[xiii] Üye Devletlerin, en az, 2021’den 2030’a kadar sektörün sera gazı emisyonlarını tamamen dengelemelerini zorunlu kılıyor.

Yeni düzenlemenin uygulanması AÇA’nın destek vereceği raporlama ve izleme faaliyetlerini zorunlu kılıyor. Ayrıca AÇA Kopernik Arazi İzleme Servisi’nden[xiv] alınan Yeryüzü gözlem verilerinin kullanılması dâhil olmak üzere arazi kullanımı ve ormancılıkla ilgili ve arazi yönetim uygulamalarıyla bağlantılı çevre sorunları hakkında bilinç geliştirmeye devam ediyor. AÇA’nın toprak, ekosistemler, tarım, ormancılık, yeşil altyapı ve diğer konular hakkındaki birçok değerlendirmesi, göstergesi ve verisinin de iklim değişikliğiyle güçlü bağlantıları var.

Birçok bilinmeyen olmakla beraber toprak, arazi ve iklim arasındaki dinamikleri ne kadar iyi anlarsak sürdürülebilir çözümler tasarlama ve uygulama şansımız da o ölçüde artacaktır.



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Permalinks

Geographic coverage

Temporal coverage