sonraki
önceki
öğeler

Article

Avrupa’nın doğasına ne zarar veriyor?

Dili değiştir
Article Yayınlandı 06.05.2022 Son değiştirilme 17.05.2022
7 min read
Avrupa’nın doğası uzun süreli kötüye kullanım ve kirliliğin sonuçlarından muzdariptir. Doğa bize gıda, giysi, ilaç, barınak, enerji ve diğer kaynakları sağlamaktadır ancak, ekosistemler, birçok bitki ve hayvan türleri azalmakta, bazen de nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Doğaya en çok zararı veren insan faaliyetleri nelerdir? Mevcut biyoçeşitlilik kaybını nasıl durdurabiliriz ve geriye çevirebiliriz?

İnsanlar olarak biz, Dünya’yı başka hiçbir türün yapmadığı kadar değiştirdik. Gezegenimizi bizimle paylaşan neredeyse diğer tüm türler ve habitatlar üzerinde önemli bir etkimiz oldu. Dünya üzerinde en yoğun nüfusa sahip yerlerden biri olan Avrupa da bu gerçeğe istisna teşkil etmiyor.

Doğanın üzerindeki en büyük baskıyı tarım yaratıyor

Eurostat’a göre AB’deki toprakların neredeyse %40’ı tarım için kullanılıyor. Geleneksel tarım pek çok hayvan ve bitkinin mahsulle bir arada var olmasına imkan verirken 1950’den beri tarımsal uygulamalarda yoğunlaşma ve özelleşme yönündeki değişiklikler biyoçeşitlilik kaybının yüksek düzeyde olmasına katkıda bulunmuştur. AÇA’nın AB’de doğanın durumu raporuna göre gübre ve pestisit kullanımı ile sulamadaki artış ve toprakların yoğun bir şekilde değiştirilmesi kuşlar başta olmak üzere bölgedeki hayvan ve bitkilerin üzerinde oluşan baskının temel sebebidir.

Tarımda kullanılan  pestisit kaynaklı kirlilik, böcek yiyen bazı kuşların ve tarla kuşlarının sayısındaki endişe verici azalmanın temel nedenidir..

En önemli baskılardan biri geleneksel otlak yönetiminin sona ermiş olmasıdır. Arılar, yaban arıları ve kelebekler gibi tozlayıcılar bundan oldukça fazla etkilenmektedir. Tarımsal amaçlarla toprağın bölünmesi ve drenaj yapılması kuşların, sürüngenlerin ve küçük memelilerin beslenmek, barınmak ve üremek için kullandığı yaşam alanlarını yok etmektedir.

Su, hava ve toprak kirliliği

Genellikle kirliliği önemli kaynaklar olan endüstriye, ulaşıma ve enerji üretimine bağlarız ancak doğa üzerinde kirliliğin yarattığı baskının neredeyse %50’si hava, su ve topraktaki tarımsal emisyonlardan kaynaklanmaktadır. Tarımda kullanılan pestisit kaynaklı kirlilik, böcek yiyen bazı kuşların ve tarla kuşlarının sayısındaki endişe verici azalmanın temel nedenidir. Pestisit kirliliği, ayrıca kurbağalar, kara kurbağaları ve semenderler, gibi amfibik hayvanları, böcekleri ve yarasalar, hamsterler ve Avrupa tarla sincabı dâhil olmak üzere küçük memelileri de etkilemektedir.

Benzer şekilde pestisitler ve gübreler Avrupa’da yaşayan 576 kelebek türünün yaklaşık %80’ini olumsuz şekilde etkilemiştir. Ayrıca yer üstü ve yer altı suları için önemli bir kirlilik kaynağı olan tarım, birçok ekosistemi etkilemektedir.

Kimyasal pestisit kullanımını yarıya indirmeyi ve gübre kullanımının en az %20 azaltılması da dâhil olmak üzere daha az yoğunluktaki çiftçilik uygulamalarını desteklemeyi amaçlayan AB tarladan sofraya stratejisi ve AB’nin 2030 biyoçeşitlilik stratejisi ile çözülmeye çalışılan temel sorunlardan biri tarımdan kaynaklı kirliliktir.

Yaşam alanlarının bölünmesi ve zarar görmesi

Şehirleşme doğa üzerinde ciddi baskı yaratan bir başka sorundur. Ancak belki de şaşırtıcı şekilde zararın çoğu artık doğal alanların kentsel bölgelere dönüştürülmesinden (AÇA’nın AB’de doğanın durumu raporuna göre bu alandaki baskının %11’ini teşkil ediyor) değil bunun yerine spor, turizm ve eğlence aktivitelerinden (kentsel baskı kaynaklarının %25’ini teşkil ediyor) kaynaklanıyor. Bununla birlikte kentsel alanlardaki yapılaşma ve tadilatlar, kentsel yaşam alanlarında yaşamaya alışık birçok türü de etkilemektedir (şehirdeki baskı kaynaklarının yaklaşık %10’unu teşkil ediyor).

Ayrıca kara yolları, tren yolları, barajlar ve diğer alt yapı unsurları da yaşam alanlarını bölüp tabiatı yok etmektedir. Trafik yaban hayatını rahatsız etmekte ve öldürmektedir. Önemli biyoçeşitlilik depoları olan topraklar; bina, asfalt veya betonlarla kapatıldığından zarar görmektedir.

Avrupa’daki sahil şeridinin büyük bir kısmı turizm için değiştirildiğinden el değmemiş
deniz ve kıyılardaki yaşam alanları için çok az yer kalmıştır. Ördekler, kazlar, balıkçıllar ve dalgıç kuşları gibi su kuşları ve Mısır akbabası ve sakallı akbaba gibi tehlike altındaki yırtıcı kuşlar yuvalama bölgeleri yok edildiğinde bundan ciddi şekilde etkilenmektedir.

Avrupa’nın dünyadaki ekolojik ayak izi

Avrupa’nın ekolojik ayak izi kendi ekosistemlerinin destekleyebileceğinin çok ötesine geçmektedir. Bu durum Avrupa içinde ve dışında çevre için olumsuz sonuçlar yaratmaktadır.

Avrupa’da küresel ortalamadan daha yüksek olan üretim ve tüketim dünyanın diğer yerlerinde de çevrenin bozulmasına neden olmaktadır. Örneğin, Avrupa’daki toprak ve su tüketimi ayak izinin yarısından fazlası Avrupa dışında meydana gelmektedir. AB’ye ithal edilen ve Avrupalılar tarafından tüketilen ürünlerden kaynaklanan miktar da bu orana dâhildir.

Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Üzerine Hükümetlerarası Platform’a (IPBES) göre karasal ortamın %75’i ve deniz ortamının %40’ı dünya genelinde ciddi şekilde değişikliğe uğramıştır.

Dünyanın biyoçeşitliliği azaldığından ve küresel ekolojik ayak izi biyokapasiteyi hâlihazırda aştığından Avrupa’nın ekolojik açığı dünyanın diğer bölümlerinde doğal sermayenin tükenmesine, biyoçeşitlilik kaybına ve ekosistemin çökmesine neden olabilir.

Bununla birlikte AÇA’nın Avrupa’da çevre durum ve genel görünüm 2020 raporunda belirtildiği üzere AB; ekonomik, diplomatik ve ticari bağlantıları ve çevresel yönetişimdeki liderliği sayesinde bu küresel zorluklara müdahalede olumlu bir rol oynayabilir. Ayrıca, Avrupa ürün standartları ve ticari uygulamaları Avrupa sınırlarının ötesinde de olumlu etkilere sahip olabilir..

Sürdürülebilir olmayan ormancılık, avlanma ve aşırı avcılık

Avrupa’nın ormanlarının neredeyse tamamı insan müdahaleleri nedeniyle dönüşüme uğramıştır. Yeniden ağaçlandırma sonrasında bile insanlar tarafından yönetilen ormanların yapısı farklıdır. Örneğin, farklı türlerden ve yaşlardan daha az ağaç varsa habitat olumsuz etkilenebilir.

Tüm koruma önlemlerine karşın, Avrupa’da yeni ağaçlar dikilmeden yerel ormanların tahrip edildiğini ve tıraşlama kesimi yapıldığını görüyoruz.

Ölü ve yaşlı ağaçların kesilmesi ve bakir ormanlardaki azalma birçok böcek, kuş, amfibik hayvan, sürüngen, basık burunlu yarasa gibi yarasa ve küçük memeli, Kafkas sincabı ve orman yediuyuru türünü etkilemektedir.

Tüm koruma önlemlerine karşın, Avrupa’da yeni ağaçlar dikilmeden yerel ormanların tahrip edildiğini ve tıraşlama kesimi yapıldığını görüyoruz.

26 Avrupa ülkesini kapsayan araştırmaya göre Avrupa’da her yıl en az 52 milyon yabani kuş insanlar tarafından avlanmaktadır. Yasa dışı avlanma, özellikle kuşlar ve memeliler olmak üzere birçok hayvan türünü tehdit etmektedir. Vahşi ve serbest dolaşan kediler ve köpekler de ayrıca tehdit oluşturmaktadır.

Kısa gagalı yunus ve liman yunusu gibi deniz memelileri de bazen balık avcılığında kullanılan ağlara takıldığından balıklar da balık hasadı uygulamalarından etkilenmektedir.

Doğanın tadını çıkarmaya çalıştığımızda bile çevremizdeki habitatlara ve türlere istemeden zarar verebiliyoruz. Doğa sporları, eğlence araçları, drone’lar, doğa yürüyüşleri ve kontrolsüz yaban hayatı gözlemciliği gibi birçok eğlence aktivitesi doğa için çok zarar verici olabilir.

Yabancı türlerin işgali

Avrupalılar bazen kasıtlı olarak bazen de kazayla yeni bitki ve hayvan türlerini kıtaya taşımıştır. Bu yeni türler, bazen habitatları işgal edip ekosistemleri bozmaktadır.
Bunlara istilacı yabancı türler denmesinin sebebi budur.

En çok zararı veren bazı istilacı yabancı türler arasında Avrupa’daki kuşları avlayan Amerikan vizonu, bataklık kunduzu, rakun ve diri örtü yaşam alanlarında dolaşan Çin munçağı yer almaktadır. İlk olarak gemilerin sintinesuyu ile Karadeniz’e gelen taraklı denizanası bazı balık popülasyonlarına ciddi zarar vermiştir.

Ayrıca yerel türlerin yerini alan bitkilerin de istilacı yabancı türleri vardır. Yalancı çivitağacı, Japon madımağı ve Himalaya kına çiçeği (himalaya balzamı) bunlara bazı örneklerdir.

İklim değişikliği: doğaya karşı ortaya çıkan başlıca tehdit

İklim değişikliği; artan sıcaklıklar, kuraklıklar, yağmur dağılımındaki değişiklikler, orman yangınları ve daha az kar yağışı sonucunda Avrupa’daki yaşamı hâlihazırda etkilemektedir. Avrupa’daki türler için yeni bir tehdit olarak görülen iklim değişikliği giderek daha fazla hayvanı ve bitkiyi etkileyecektir.

Türlerin yerel ve bölgesel olarak neslinin tükendiğine ve bunun yanı sıra kuzeye ve daha yüksek rakımlara hareket ettiğine şahit oluyoruz. Amfibik hayvanlar, kuşlar ve yarasalar kuraklıklardan ve yağmur dağılımındaki değişikliklerden en çok etkilenen türlerdir.

AÇA’nın Avrupa’da çevre durum ve genel görünüm 2020 raporu, okyanustaki ısınmanın, asitleşmenin ve oksijen kaybının kötüleşmeye devam ederek deniz yaşam alanlarını tehdit ettiği yönünde uyarıda bulunmaktadır.

İklim değişikliğinin etkisini azaltmak için enerjiyi sürdürülebilir bir şekilde üretmemiz gerekmektedir. Dekarbonizasyon yönündeki çabalarda önde gelen Avrupa, 2050’ye
kadar karbon nötr olmayı amaçlamaktadır. Bu, çok önemli bir hedeftir; ancak bazı
durumlarda yenilenebilir enerjinin geliştirilmesi yaşam alanlarına ve türlere zarar verebilir. Örneğin, rüzgar türbinleri yarasa ve kuşların kanatlara çarpma ihtimali nedeniyle bu türler için tehdit oluşturabilir. Ayrıca barajlar sedimentlerin ve göçmen balıkların geçişini engelleyebilir.

Dolayısıyla, hayvanlar ve habitatları üzerindeki etkilerin en aza indirilmesi için dekarbonizasyona yönelik tüm önlemlerin biyoçeşitlilik politikaları ile koordineli bir şekilde alınması kritik öneme sahiptir. Toprağın durumunun iyileştirilmesi gibi hem iklim hem de doğa için yararlı olan birçok uygun çözüm vardır.

Yukarıda açıklanan faktörler Avrupa’nın doğası üzerinde en ciddi baskıyı yaratan etkenlerdir; ancak bunların dışında başka etkenler de söz konusudur. İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan gürültü ve ışık kirliliği de birçok türü etkilemektedir. Çözümlenmesi gereken birçok sorun vardır ancak insanların, doğanın iyileşmesi için ona nasıl imkan vereceğini yeniden öğrenmesi gerektiği aşikardır. Bunun acilen yapılmaması geri döndüremeyeceğimiz sonuçlara yol açabilir.

Avrupa'nın biyoçeşitliligi insan faaliyetleriyle şekillenmeye devam etmektedir. Habitat ve türlere yönelik baskılar yüksek seviyede seyretmeye devam etmekte olup, AB düzeyinde 67.000'den fazla bireysel baskı rapor edilmiştir.

Kaynak: AB'de doganın durumu, 10/2020 sayılı AÇA Raporu..

Permalinks

Geographic coverage

Temporal coverage

Topics

Etiketler

kategorileri:
kategorileri: signals, signals2021
Belge İşlemleri