Cıva: çevre ve insan sağlığı için kalıcı bir tehdit

Dili değiştir
Article Yayınlandı 08.11.2018 Son değiştirilme 13.11.2018
7 min read
Birçok insan halen cıvayı termometrelerle ilişkilendirmekte ve pek çoğu bu maddenin zehirli olduğunu da bilmektedir. Zehirli olması sebebiyle cıva Avrupa'da ürünlerden çıkarılma yolundadır, ancak hava, su, toprak ve ekosistemlerde yoğun miktarda dolaşımı devam etmektedir. Cıva halen bir problem mi ve bu konuda ne yapılıyor? AÇA’nın sürdürülebilir kaynak kullanımı ve endüstri uzmanı Ian Marnane ile görüştük.

 Image © Fredrik Öhlander on Unsplash

Cıva neden bir problemdir?

Cıva doğada kendiliğinden oluşur, ancak genellikle minerallerin içinde güvenli bir şekilde saklandığından önemli bir risk taşımamaktadır. Sorun insan faaliyetlerine bağlı olarak ortaya çıkmakta olup, bu faaliyetler büyük miktarda cıvanın çevreye salınmasına neden olmakta ve çevreye salınan cıva binlerce yıl boyunca serbestçe dolaşmaya devam etmektedir. Su ve çökeltilerde bulunan cıva yüksek oranda zehirli olduğundan ve hayvanlar tarafından kolayca alınarak insan besin zincirine girdiğinden başlıca kaygı nedenidir.Dünya Sağlık Örgütü, halk sağlığı konusunda kaygı uyandıran 10 kimyasal maddeyi tanımlamıştır. Bunlardan dördü ağır metallerdir: kadmiyum, cıva, kurşun ve arsenik.

Doğada bulunan cıva miktarı nedir?

Cıvanın insanlar tarafından kullanımı, yüz binlerce ton civanın çevreye salınmasına neden oldu. Şu anda atmosferdeki cıva seviyeleri doğal olarak bulunması gereken seviyenin % 500'üne kadar çıkmaktadır. Okyanuslarda cıva konsantrasyonları doğal olarak bulunması gereken seviyenin yaklaşık % 200 üzerindedir.

Cıva nasıl kullanılır ve cıva emisyonlarının ana kaynakları nelerdir? 

Cıvanın şu anki kullanımı dünya genelinde değişiklik göstermektedir. Avrupa'da cıva kullanımı oldukça sınırlıdır ve cıvanın endüstride kullanımı yasaklanmış olduğundan, önümüzdeki yıllarda kullanımı diş dolgularıyla sınırlı olacaktır. Cıva dünyanın diğer bölgelerinde halen endüstriyel faaliyetlerde ve küçük ölçekli altın madenciliğinde fazlaca kullanılmaktadır.

Avrupa'da ve diğer bölgelerde en büyük cıva kirliliği kaynaklarından biri, hem endüstriyel hem de yerel olarak kömür, linyit, turba ve odun gibi katı yakıtların yakılmasıdır. Bu yakıtlar az miktarda cıva içermelerine rağmen, yakıldıkları zaman bu cıvayı çevreye salarlar. Bu  salımlar Avrupa'da görülen başlıca cıva emisyonlarıdır ve enerji , çimento ve metal üretimi gibi faaliyetleri içermektedir.

İnsanlar cıva kirliliğine nasıl maruz kalırlar ve bunun sağlık üzerindeki etkileri nelerdir?

İnsanlar cıvaya en fazla deniz ürünleri tükettiklerinde maruz kalmaktadırlar. Denizde yaşayan canlılar cıvayı aldıklarında bu madde bedenlerinde kalmaya ve zamanla birikmeye eğilimlidir. Daha büyük yırtıcı balıklar, cıvayı almış olan küçük hayvanları tükettiklerinden daha yüksek cıva konsantrasyonlarına sahip olma eğilimindedirler. Bu nedenle, ton balığı veya kılıç balığı gibi daha büyük yırtıcı balıklar yemek genellikle, besin zincirinde daha düşük olan küçük balıkları yemeye kıyasla daha fazla cıva alımı ile sonuçlanır.

Sağlık üzerindeki etkileri alınan doza bağlı olmakla birlikte asıl endişe konusu cıvanın fetüsler ve küçük çocuklar üzerindeki etkisidir. Annenin deniz ürünü tüketimi nedeniyle ana rahmindeki bebekler dahi cıvaya maruz kalabilir. Bu durum, bebeğin gelişmekte olan beyin ve sinir sistemi üzerinde, hafıza, dil, dikkat ve diğer becerileri etkileyen önemli ve ömür boyu etkilere neden olabilir. Sadece Avrupa'da, her yıl 1.8 milyondan fazla çocuğun güvenli sınırların üstünde cıva seviyelerine sahip olarak doğduğu tahmin edilmektedir.

Cıvayla ilgili bu sorunu çözmek için Avrupa'da ve küresel olarak neler yapılmaktadır?

Avrupa, tarihsel olarak büyük çapta cıva kullanıcısı ve yayıcısı olmuştur. Ancak son 40 yılda atılan önemli yasal adımlar, kullanımı ve salımları önemli ölçüde azaltmıştır. Dünyanın geri kalanında süregelen ekonomik kalkınma ve sanayileşmeyle bağlantılı olarak, kömür yakma ve küçük ölçekli altın madenciliği de dahil olmak üzere çeşitli kaynaklar cıva kullanımı ve salınımını zaman içerisinde arttırmıştır.

2013 yılının Ekim ayında, cıva sorununun üstesinden gelmek için bu konudaki ilk uluslararası anlaşma olan Minamata Sözleşmesi kabul edildi. Sözleşme, 98 ülke tarafından onaylandı ve 2017 yılında yürürlüğe girdi. Sözleşmenin etkisini değerlendirmek için henüz çok erken, ancak bu sözleşme cıva kaynaklı kirliliği azaltmak için ortak küresel eylemlerin varlığını sağlamaya yönelik ciddi bir adım.

Cıva üretimi ve emisyonlarındaki mevcut eğilimler ve gelecek için öngörüler nelerdir?

Avrupa'da artık cıva madenciliği yapılmamakta olup, Avrupa özelinde talep önümüzdeki yıllarda azalmaya devam edecektir. Avrupa'daki cıva emisyonları, başta kömür, turba, linyit ve odun gibi katı yakıtların yanmasından kaynaklanan emisyonlar olacaktır.

En büyük küresel cıva kaynağı, küçük ölçekli altın madenciliğidir. Bu, bireyler veya küçük gruplar tarafından, genellikle kontrolsüz bir ortamda nispeten basit ve düşük maliyetle altın madenciliği yapılarak gerçekleştirilir. Küresel emisyonların üçte birinden fazlasının bu kaynağa bağlı olduğu tahmin edilmektedir, bu nedenle bu alanda alternatif ve daha güvenli teknolojilerin kullanılması, küresel kullanım ve emisyonlarda önemli miktarda azalmalar sağlayabilir.

Avrupa ve Kuzey Amerika gibi bölgelerde cıva kullanımı ve emisyonlarında geçmiş dönemlerde görülen düşüşe  rağmen, hem cıvanın doğada uzun süre kalması hem de dünyadaki diğer bölgelerde cıva salımlarının artması nedeniyle doğadaki cıva seviyelerinin bir süre daha yüksek kalması muhtemeldir. Bu emisyonlar ayrıca uzun mesafeler arasında da dolaşır. Gerçekten de Avrupa'da depolanan cıvanın yarıya yakını kıta dışından gelmektedir.

AÇA cıva  konusunda nasıl bir rol oynuyor?

Avrupa Kirletici Salım ve Taşınım Kaydı (E-PRTR)   ve AB mevzuatı ve uluslararası anlaşmalar altında  hazırlanan geniş bir  kaynaktan gelen hava emisyonlarına ilişkin tahminler aracılığıyla  endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan hava ve sudaki cıva emisyonları hakkında bilgi topluyoruz.

AÇA ayrıca Su Çerçeve Direktifi kapsamında, su kaynaklarında bulunan kirletici seviyeleri hakkında da veri topluyor. AÇA'nın “suyun durumu” raporunun bir parçası olarak yayınladığı en son veriler, Avrupa'daki yaklaşık 46.000 yüzey su kaynağının Direktif kapsamında belirtilen cıva sınırlarını karşılamadığını göstermektedir.

AÇA, aynı zamanda, insanların,cıva da dahil olmak üzere, kimyasallara maruz kalmaları ve olası sağlık etkileri hakkında daha iyi bulgular sunmayı amaçlayan AB İnsani BiyoGözlem Projesi'nin bir ortağıdır.

Tüm bu bilgiler, Avrupa çapındaki mevcut politikaların başarı durumlarını izlememize yardımcı olurken; endüstriyel düzenlemeler ve kimyasallar gibi alanlarda yeni politikaların geliştirilmesini ve ayrıca Minamata Sözleşmesi'nin hedeflerini desteklememizi sağlıyor.Bu veriler, AÇA'nın “ Doğadaki Cıva” adıyla yayımladığı yeni bir raporda sunulmaktadır. Bu rapor, cıvayla ilgili tüm sağlık ve çevre konuları  ile politikaları hakkında bütüncülbir gözden geçirme sunmaktadır.

Cıvaya maruz kalma oranlarını azaltmak için bireyler ne yapabilir?

Hepimiz, cıvaya  maruz kalma seviyemizi azaltmak ve cıvanın çevreye salımını önlemek için bir şeyler yapabiliriz. Örneğin, ulusal gıda güvenliği yetkilileri vatandaşlara, balık yemenin sağlığa faydalarını nasıl en üst düzeye çıkarabileceğine ve cıvaya maruz kalma oranlarını nasıl sınırlandırabileceklerine dair tavsiyelerde bulunmaktadırlar. Bu, hamile kadınlar ve küçük çocuklar için balık tüketimine dair yönlendirmeyi de içermektedir.

İnsanlar ayrıca pil, lamba ve elektrikli aletler gibi cıva içeren aletlerle temas içinde olabilir. Bu durumda bu aletleri doğru bir şekilde kullanıp atmamız halinde, içerdikleri cıvanın güvenli bir şekilde geri kazanılmasını ve doğaya karışmamasını sağlayabiliriz. Evlerimizi ısıtmak için katı yakıtlar haricindeki alternatifleri kullanarak cıva emisyonlarını azaltabiliriz. Diş tedavilerinde cıva içermeyen dolgular da kullanılabilir ve bunları kullanmayı seçmek, cıva kullanımını daha da azaltacaktır.

 

Ian Marnane

Sürdürülebilir kaynak kullanımı ve endüstri uzmanı

Avrupa Çevre Ajansı

 

Bu röportaj AÇA Bülteni 03/2018 Eylül 2018 sayısında yayınlanmıştır.

Temporal coverage

Belge İşlemleri
kategorileri: ,
Makaleler
Menu
Abonelikler
Raporlarımızı (basılı ve/veya elektronik) ve üç aylık bültenimizi almak için Üye ol
Bizi takip edin
 
 
 
 
 
Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
Kongens Nytorv 6
1050 Kopenhag K
Danimarka
Telefon +45 3336 7100