sonraki
önceki
öğeler

Article

Doğa acilen yardımımıza ihtiyaç duyuyor

Dili değiştir
Article Yayınlandı 06.05.2022 Son değiştirilme 10.05.2022
6 min read
Doğaya dair farkındalık düzeyimiz hiç bu kadar yüksek olmamıştı. COVID-19 pandemi kısıtlamaları sonrasında birçoğumuz, nefes almak ve teselli bulmak için en yakınımızdaki yeşil alanlara gittik. Çünkü sokağa çıkma yasağıyla yaşadığımız günlerde hepimizin bir molaya ihtiyacı vardı. Pandemi, doğanın ruhsal ve fiziksel refahımızdaki hayati ve değerli rolünü bize bir kez daha hatırlattı.

Maalesef yüz yıllar boyunca süren sömürü, Avrupa’nın biyoçeşitliliğini ciddi şekilde zarara uğratmıştır. Doğanın durumu oldukça kötüdür. Bu durumu tersine çevirmek için acil adımlar atılmadığı sürece, Avrupa’nın ulu doğan ve somon balığı gibi çoğu hayvan türlerinin ve Avrupa genelinde otlaklardan kumullara kadar birçok habitatın geleceği belirsizdir.

Bu vahim sonuca, AÇA’nın en son hazırladığı ve AB tarafından gerçekleştirilen en kapsamlı sağlık kontrolü niteliğindeki AB’de doğanın durumu adlı rapordan ulaşılmıştır.

Yine de iyi haberler var: Doğanın ve biyoçeşitliliğin önemi konusundaki farkındalık giderek artıyor ve bu durumu düzeltmek için gereken adımlar atılmaya başlandı. AÇA’nın Doğanın durumu raporu, koruma çabalarında gerçekten de pozitif gelişmeler olduğunu göstermektedir.

AB’nin Natura 2000 ağı kapsamında korunan yerlerin hem sayıları hem de alanları son 6 yılda artmıştır. Ayrıca AB, kara alanının yaklaşık %18’ini ve deniz alanlarının yaklaşık %10’unu koruyarak küresel hedeflere ulaşmıştır.

Ancak toplam ilerleme, AB biyoçeşitlilik stratejisinin 2020 hedeflerine ulaşmak için yeterli değildir. Korunan yaşam alanlarının ve türlerin çoğu yetersiz ya da kötü bir koruma statüsüne sahiptir ve birçoğu daha da gerilemeye devam etmektedir. İncelenen üç ana gruptan yaşam alanları ve kuşlar özellikle çok geride kalırken, kuşlar dışındaki türler grubu neredeyse hedefine ulaşmıştır.

Tozlayıcılar azalıyor, deniz ortamı tehdit altında...

AÇA ve diğer araştırmalara göre böceklerin özellikle de arıların sayısı azalmaktadır. Kesin olan şu ki Avrupa Kırmızı Listesi’ne göre AB’deki arıların yaklaşık %9’u nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bununla birlikte çoğu arı türü için nesli tükenme riskinin değerlendirilmesine yönelik yeterli bilimsel bilgi yoktur.

AÇA’nın AB’de doğanın durumu raporuna göre tozlayıcıların en önemli yaşam alanları olan otlaklar, çalılık alanlar, bataklıklar, çamur alanları, çayırlıklar ve ormanlar genellikle yeterince korunmamaktadır. Bu durumun temel nedeni otlakların terk edilmesi, tarım arazilerinin genişletilmesi ve gübrelerin kullanılmasıdır.

Avrupa’nın Baltık Denizi’nden Akdeniz’e kadar olan kıyı sularındaki durum aynı düzeyde endişe vericidir. Avrupa’nın deniz ortamını inceleyen en son AÇA raporuna göre, yıllardır süren ciddi aşırı kullanım ve ihmal sonrasında Avrupa’nın deniz ekosistemlerinin tekrar iyi duruma getirilmesi için acil eylemler gerekmektedir.

İnsan faaliyetlerinin toprak üzerindeki etkisi ve denizlerimizin kullanımı deniz türlerinin ve yaşam alanlarının sayısında ve dağılımında ve denizlerin genel fiziksel ve kimyasal içeriğinde değişikliklere neden olmuştur. Buna ek olarak iklim değişikliğinin neden olduğu sorunlar diğer tehditlerin etkilerini kötüleştirerek deniz ekosistemlerini geri döndürülemez şekilde değiştirmektedir. Bununla birlikte, kirleticilerin, ötrofikasyonun ve aşırı avcılıktan kaynaklı belirli etkilerin azaltılması için devam eden çabalar sayesinde bazı alanlarda iyileşme işaretleri görülmektedir.

Zorluklarla başa çıkmak için önlemler

Genel olarak zorluklarla başa çıkmak için artık daha iddialı planlar mevcuttur. Bu planlar arasında hepsi de Avrupa Yeşil Anlaşması’nın temel unsurları olan AB’nin yeni 2030 biyoçeşitlilik stratejisi, tarladan sofraya stratejisi ve iklim değişikliğine adaptasyon hakkında AB stratejisi yer almaktadır.

Biyoçeşitlilik stratejisi, önümüzdeki on yılda biyoçeşitlilikteki azalmayı tersine çevirmek amacıyla hazırlanmıştır. Biyoçeşitlilik stratejisi, korunan alanlar ağını güçlendirmeyi ve genişletmeyi, bir onarım planı oluşturup ekosistemlerin sağlıklı, iklim değişikliğine dayanıklı ve biyolojik çeşitlilik açısından zengin olmasını sağlamayı, vatandaşların mutluluk ve refahı için gerekli olan çeşitli hizmetleri sunmayı amaçlamaktadır.

Z-0577.png

AB hedeflerini desteklemek için Üye Devletlerdeki izleme kapasitelerini iyileştirmek adına daha fazla çaba gerekecektir. Natura 2000 ağının rolünün daha iyi anlaşılması için daha fazla veri gereklidir. Ayrıca AB mevzuatının uygulama şekli önemli ölçüde iyileştirilmelidir.

Altıncı kitlesel yok oluşla mı karşı karşıyayız?

Bu çabalara rağmen bu eylem için çok geç kalınıp kalınmadığı konusunda endişeler devam etmektedir. Avrupa ve dünyanın diğer yerlerinde doğamız, insanlar olarak varlığımızı da tehdit edecek altıncı kitlesel yok oluş olarak bilinen yeni bir dalgayla zaten karşı karşıya mı?

Bilim insanları ve uzmanlar bu konuda fikir ayrılığına düşmüş olsalar da zaten böyle kitlesel bir olayın birkaç yıldır devam ettiğine dair endişeler büyüyor. Vahşi doğada bulunan siyah Batı Afrika gergedanlarının neslinin tükenmesi on yıl önce tüm dünyada haberlere konu oldu ancak Avrupa’dakiler de dâhil olmak üzere daha birçok tür neredeyse yok oldu.

Önceden Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya ve Hollanda’da yaşayan ve bu ülkelerin yeniden canlandırmaya çalıştığı bir tatlı su beyaz balığı olan akbalık buna dâhildir. Çöl ötleğeni ve kelaynak dâhil başka altı kış türünün de bölgesel olarak veya tamamen nesli tükendiği düşünülmektedir. Nesli tükendiği düşünülen Avrupa Kırmızı Listesi’ndeki türler arasında çeşitli kelebek, yumuşakça ve bitki türleri de yer almaktadır.

AÇA’nın Avrupa’da çevre durum ve genel görünüm 2020 raporunda (SOER 2020) on yıllar boyunca hızlanan sosyal ve ekonomik faaliyetlerin insanın çevreyle olan ilişkisini değiştirdiği belirtilmektedir. Bu faaliyetler, zorluk ve yoksulluğu azaltmak da dâhil birçok fayda sağlarken ekosistemlerde geniş çaplı hasara da neden olmuştur.

Benzer şekilde, önde gelen Birleşmiş Milletler uzmanları, artan küresel insan nüfusu sebebiyle doğanın kötüye kullanılmasının, havanın ve suyun kirletilmesinin iklim değişikliğinde olduğu gibi biyoçeşitliliğimiz üzerinde de yıkıcı bir etkisi olduğu konusunda tehlike çanlarını hâlihazırda çalmıştır.

Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Üzerine Hükümetlerarası Bilim‑Politika Platformu’nun (IPBES) 2019 yılında yayınlanan en son Küresel Değerlendirmesinde, dünya genelinde 1 milyon hayvan ve bitki türünün nesli tükenme tehlikesinin söz konusu olduğu ve bunların çoğunun böcekler olduğu tahmin edilmektedir. Raporda, iklim değişikliğini hızlandıran sera gazı emisyonlarının azaltılması için hızla hareket edersek ve doğal kaynakların kötüye kullanımını durdurursak bu durumu tersine çevirmek için çok geç olmadığı belirtilmektedir.

AÇA'nın en son "AB'de doğanın durumu" raporu, 2013-2018 raporlama dönemine ait endişe verici sonuçlar göstermektedir. Durumu tersine çevirmek üzere acil önlem alınmadığı taktirde, Avrupa'daki birçok tür ve habitat belirsiz bir gelecekle karşı karşıya bulunmaktadır.

Kaynak: AB'de doganın durumu, 10/2020 sayılı AÇA Raporu.

COVID-19 ve doğa

Koronavirüs salgının kesin nedeni hâlâ bilinmiyor ancak kanıtlar COVID-19’un hayvanlardan insanlara geçen bir hastalık olduğunu gösteriyor. Yeni ve yakın zamanda görülen bulaşıcı hastalıkların dörtte üçü insanlara hayvanlardan geçmektedir. Özellikle Avrupa dışında bu patojenlerin ortaya çıkmasının sebebi yoğun tarımsal faaliyetler, çevresel bozunma ve gıda sisteminde hayvanlarla insan arasında yaşanan etkileşimdir.

Pandeminin nedenlerinin ötesine geçildiğinde, getirilen sokağa çıkma yasakları, ciddi şekilde azalan ekonomik faaliyet ve mobilite ile yaşamanın ne olduğuna dair küçük bir fikir edinmemizi sağladı. Avrupa’da, yaban hayatının gözle görünür şekilde değişen davranışı ve dağılımı hakkında birçok kısa hikâye paylaşılması insan etkisi olmadığında doğanın hızlı bir şekilde eskiye dönme ve iyileşme becerisine ilişkin bilgilerimizi pekiştirmiştir. Hava ve su kalitesindeki önemli iyileşmeler, net bir şekilde ölçülmüştür. Bu iyileşmeler, hayvanlar ve ekosistemler üzerinde olumlu bir etki yaratmış olabilir.

Çalışmalara göre pandemi süresince doğada vakit geçirme isteği de artmıştır. Sokağa çıkma yasakları sırasında insanlar ormanlara, parklara, plajlara ve diğer açık alanlara sığınmaya ve buralarda nefes almaya çalışmış, bazen de evlerinin yakınındaki muhteşem doğayı keşfetme imkanı bulmuştur. Bu durum insanların doğanın değerini daha iyi anlamasına yardımcı olabilir; fakat aynı zamanda korunan alanlar üzerindeki baskıyı da artırabilir. Kesin olan şu ki pandeminin hem bizim hem de doğanın üzerindeki etkilerini, nedenlerini ve sonuçlarını incelememiz ve bunlardan dersler çıkarmak için bu fırsatı değerlendirmemiz gerekmektedir.

 

Permalinks

Geographic coverage

Temporal coverage

Topics

Etiketler

kategorileri:
kategorileri: signals, signals2021
Belge İşlemleri