Küresel ve yerel: güvenli ve uygun fiyatlı enerji

Dili değiştir
Article Yayınlandı 25.09.2017 Son değiştirilme 28.09.2017
11 min read
Enerji, küresel piyasalarda ticareti yapılan bir üründür. Uygun maliyetli enerji kaynaklarına erişim sağlayamama, enerji akışlarındaki kesintiler, yüksek ithalat bağımlılığı ve ani fiyat dalgalanmaları, etkilenen toplumların ekonomisini ve dolayısı ile ekonomik ve sosyal refahını etkileyen potansiyel zayıflıklar olarak görülüyor. Avrupa ve dünya genelinde yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, küresel enerji politikasının kurallarını değiştirebilir mi? AB’nin Enerji Birliği buna nasıl katkı sağlıyor?

©Yusuf Onur Cepheli, My City /AÇA

Güvenli ve uygun fiyatlı bir enerji kaynağı, yaşam kalitemiz açısından son derece önemlidir. Günlük olarak kullandığımız pek çok ürün ve hizmet enerji kullanımını gerektiriyor — evde pişen bir yemek, tatmin edici bir oda sıcaklığı, sıcak duşlar, televizyon ve radyo programları, çevrimiçi satın alınan eşyaların teslimatı, uçuşlar, otobüs seyahati, telefon çağrısı, tıbbi müdahaleler vb.. Enerji teminindeki bir kesinti, pek çok faaliyeti tamamen durdurabilir.

Avrupa Birliğinde (AB) üretilen enerjinin küçük bir kısmı ihraç edilirken, AB şu anda yurt içi enerji tüketiminin yarısından biraz fazlasını ithal ediyor. Genel enerji karışımı içerisindeki paylarının azalmasına ve kullanımlarındaki genel düşüşe rağmen, 2015’te AB’deki enerji tüketiminin yaklaşık dörtte üçünü karşılamış olan fosil yakıtlar açık ara ana enerji kaynağı olmaya devam ediyor. Dahası, AB’nin fosil yakıt ithalatlarına olan bağımlılığı artmıştır. 2005’te AB’de üretilen her bir tona karşılık 2 ton fosil yakıt ithal edilmiş, 2015’te ise AB üretilen her bir tona karşılık 3 ton fosil yakıt ithal etmiştir.

Rusya ve Norveç AB’nin ham petrol ve doğal gaz ithal ettiği en büyük iki ülkedir. 2015’te Rusya ham petrol ithalatının %29’unu ve doğal gaz ithalatının %37’sini temin etmiştir, kendisini de %12 ham petrol ve %32 doğal gaz ithali yapılan Norveç izlemiştir. 2004-2015 yılları arasında, Rusya aynı zamanda kömür ve linyit gibi önemli bir katı yakıt ihracatçısı haline gelmiş ve 2015’teki ithalatın %29’unu temin etmiştir, Rusya’yı Kolombiya ve Birleşik Devletler izlemiştir.

Enerji ithalatına bağımlılık oranı AB Üye Devletleri arasında belirgin bir farklılık gösteriyor. Danimarka ve Estonya enerji ihtiyaçlarını neredeyse tamamen ulusal üretimden karşılarken, Malta, Lüksemburg ve GKRY neredeyse tüm enerjilerini ithal ediyor. İster bir Üye Devlet ister bütün halde AB olsun, ithalat bağımlılığı ekonomik ve jeopolitik bir risk teşkil edebilir. Uluslararası enerji akışları durduğu takdirde, bunun etkileri ihracatçı ve ithalatçı ülkelerin çok ötesine uzanabilir.

Akış durursa

Pek çok diğer kaynak gibi, petrol ve doğalgaz uluslararası piyasalarda satılan, ticareti yapılan mallardır. Fiyattaki dalgalanmalar her gün piyasa işaretlerine, politik beyanlara veya saf piyasa spekülasyonuna dahi yanıtlar şeklinde görülebilir. Son yetmiş yılda, ham petrol fiyatları varil başına 20 ABD Dolarının altından 150 ABD Dolarının üstüne değişiklik göstermiştir ([1]). Bu dalgalanmaların bazıları petrol üreten bölgelerde politik dengesizliklerden tetiklenen büyük fiyat şokları, küresel piyasalarda sınırlı üretim kapasitesinden kaynaklanan tedarik kıtlıkları veya enerji ticaretindeki kesintilerden oluşmuştur.

Ukrayna sadece bir ithalatçı değil, aynı zamanda Rusya ve Orta Asya Cumhuriyetlerinde üretilen gazı doğu ve güneydoğu Avrupa’ya ulaştıran önemli bir enerji transit ülkesidir. 1 Ocak 2009’da bir fiyat anlaşmazlığını takiben Rusya, Ukrayna’ya doğal gaz akışlarını durdurmuştur. Günler içerisinde Bulgaristan, Yunanistan, Macaristan, Polonya, Romanya ve Türkiye boru hattı basıncında düşüşler bildirmiştir. Slovakya acil durum ilan ederken, Bulgaristan’da önemli endüstriyel tesisler üretimi durdurmuştur. Özellikle 2009’un soğuk kış mevsiminde evler ısıtılamamıştır.

Büyük üreticiler, küresel piyasalarda mevcut enerji miktarlarını kontrol ederek de fiyatları etkileyebilir. Örneğin, 1973-1974 arasında Orta Doğu’daki Yom Kippur savaşı ardından, ham petrol fiyatları haftalar içerisinde 20 ABD Dolarından 50 ([2]) ABD Dolarının üzerine çıkmıştır. Bu ‘birinci petrol krizi’, diğer şeylere ek olarak birtakım petrol ihracatçısı ülkelere petrol fiyatlarını %70 artırma ve bazı ülkelere ihracatı engelleme kararıyla tetiklenmiştir. Küresel ekonomi üzerindeki etkiler hemen hissedilmiştir.

Potansiyel sosyoekonomik etkilerin büyüklüğü dikkate alındığında, hükumetler önemli kaynaklarda (ör. petrol, gaz ve bazı durumlarda elektrik) yüksek oranda ithalata ve sınırlı sayıda sağlayıcıya bağımlılığı genellikle zayıflık olarak görüyor. Bu amaçla, pek çok ülke enerji depolama kapasitesini artırarak veya kaynaklarını çeşitlendirerek kesintilere yanıt verecek önlemleri uygulamaya koymuştur. Bazı ülkeler topraklarında yenilenebilir enerji üretimine ilave yatırımlar yapmıştır. Diğerleri, ülkelerini sınır ötesi enerji ağları ve elektrik şebekelerine bağlamıştır. Benzer şekilde, bazı ülkelerde enerji tüketim modelleri ve davranışları değişmiştir. Bazı toplumlar evlerini ısıtmak için odun yakmaya geri dönmek zorunda kalmış ve bu durum dolayısıyla yerel hava kalitesini etkilemiştir. Danimarka gibi diğer ülkelerde, 1970’lerdeki petrol kıtlığı kamuyu daha fazla bisiklet sürmeye, kamu otoritelerini ise de kapsamlı bisiklet yolları inşa ederek bunu kolaylaştırmaya itmiştir.

Büyüyecek küresel enerji talebi

İthalat bağımlılığı, enerji tedarikiyle bağlantılı tek risk değildir. Uygun fiyatlarda yeterli miktarda enerjiye erişime sahip olmama olarak tanımlanan enerji yoksulluğu da bir diğeridir. Bunun sebebi ana enerji şebekelerine bağlı olmamak olabilir. Yerel toplumlara istihdam sağlayan büyük üretim tesisleri, genellikle kesintisiz enerji kaynağına erişime ve enerji şebekelerine ulaşıma dayanarak çalışır.

Küresel enerji tüketiminin gelecek yıllarda büyümesi bekleniyor. Dünyada enerjiye genel bakış 2016 raporunda, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) 2040 itibariyle küresel enerji talebinde %30 artış olacağını öngörüyor ve tüm modern yakıtların tüketiminde bir artış olacağını öngörüyor. En hızlı büyüme yenilenebilir enerjide bekleniyor. Doğal gazdan daha yavaş bir hızda olmakla birlikte petrol tüketiminin de büyümesi beklenirken, son yıllardaki hızlı artışına rağmen kömür tüketiminin durması bekleniyor. IAE, 2040’ta dünya genelinde yüz milyonlarca insanın hala evlerinde elektrik bulunmayacağına ya da yemek pişirmek için biyokütleye bağlı kalmak zorunda kalacağına da işaret ediyor. IEA’nın büyüme senaryosu aynı zamanda enerji talebinde Asya, Afrika ve Güney Amerika’daki sanayileşen ve kentleşen ülkelere doğru bir coğrafi kaymayı da yansıtıyor.

Alternatif arayışları

Enerji talebindeki artış, ülkeleri ve benzer şekilde elektrik şirketlerini alternatif kaynaklar keşfetmeye itiyor. Bu, Kuzey Kutup Bölgesi veya Kanada’daki katran kumları gibi kısa süre öncesine kadar büyük ölçüde el değmemiş veya faydalanılmamış alanlar ve bölgelerdeki petrol ve gaz rezervlerinin keşfedilmesinden oluşabilir. Bu aynı zamanda daha önceden ulaşılması zor veya karlı olmadığı bilinen rezervleri çıkaracak yeni teknolojileri de (ör. kaya petrolü ve gaz işletmesinde kullanılanlar) içerebilir. Orta Doğu’da petrol üretimindeki azalma, Birleşik Devletler’de kaya petrolü üretimindeki bir artışla dengelenebilir. Keşif ve çıkarma işlemleri sadece sahada değil aynı zamanda ulaşım rotalarında da kirlenme, petrol döküntüleri ve diğer çevresel zarara yol açabilir.

Keza, enerji talebindeki ileriye dönük büyüme temiz yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik edebilir. Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olan Çin, büyüyen enerji ihtiyacını büyük ölçüde büyük barajlara ve kömür yakıtlı enerji santrallerine yatırım yaparak karşılamıştır. Fakat Ocak 2017’de, Çin’in Ulusal Enerji İdaresi 100’ün üzerinde kömür yakılan enerji santrallerine yönelik planların iptal edildiğini duyurmuştur. Bu iptaller, 2016’da duyurulan inşa halindeki enerji santrallerine yönelik iptalleri de içermektedir. Kötü hava kalitesine ilişkin artan kamu endişelerinin ve yenilenebilir enerji seçeneklerinin beklenenden daha hızlı kullanıma girmesinin, kömürden uzaklaşma kararını hızlandırdığı görülüyor. Bu tür bir karar sadece hava kalitesinde iyileşmelerle kalmayıp iklim değişikliğini sınırlama çabalarına da katkı sağlayacaktır.

Yenilenebilir enerji potansiyelinden faydalanma

Güvenli, kesintisiz uygun maliyetli bir enerji kaynağı sorununu ele alırken, sorulacak sorular ne kadar enerjinin mevcut olduğu ve bunun nereden sağlanabileceğidir. Yerel ve yenilenebilir enerji kaynaklarına bel bağlamak hem çevresel etkiler hem de ithalat bağımlılığı açısından en iyi seçenek olabilir. Ayrıca, — genel anlamda elde bulunan yakıttan daha fazlasını elde etmek olarak tanımlanan — enerji verimliliği hayati öneme sahiptir.

Enerji üretim kapasitesi bir bölge ve ülkeden diğerine değişiklik gösterir. Ülkeler ve bölgeler konumlarına, doğal kaynaklarına, yeryüzünün fiziksel biçimine ve mevcut teknolojilerine bağlı olarak enerji kaynaklarını optimize edebilir. Bazı ülkeler daha yüksek bir güneş enerjisi üretme kapasitesine sahip olabilirken, diğerleri rüzgar, hidroelektrik, med-cezir enerjisi veya yerel biyokütleye daha çok güvenebilir.

Çeşitli kaynakların bir arada kullanılması, yeterli miktarlardaki temiz yenilenebilir enerjinin herhangi bir zamanda ve yerde kullanılmasına imkan verecek şekilde depolanması ve ulaştırması mümkün oluncaya dek istikrarlı bir enerji kaynağı sağlama yollarından biridir. Enerji güvenliği endişeleri enerji ihraç eden ülkeleri dahi yerel yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmaya teşvik edebilir.

Mevcut çıkarma oranları sürdürüldüğü takdirde, bilinen geleneksel fosil yakıt rezervleri on yıllar içerisinde tükenecektir. Enerji talebi bu rezervler tükendikten sonra dahi devam edecektir. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, gelecekteki enerji talebinin nasıl karşılanabileceğini saptamaya yönelik iki yaklaşım vardır. Birinci yaklaşımda, enerji üreticileri katran kumları veya kaya gazı gibi diğer fosil yakıt türlerini keşfedip bunlardan yararlanmayı seçebilir veya faaliyetlerini şimdiye kadar kısmen işletilmemiş olan yeni bölgelere genişletebilir. İkinci yaklaşım, mevcut altyapıyı değiştirip yer altındaki fosil yakıt rezervlerine dokunmadan gelecekteki talebin sadece yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak karşılanmasını gerektirebilir.

Birleşik Devletler dahil olmak üzere bazı ülkeler kaya petrolü ve katran kumlarını kullanmayı seçmişken, Suudi Arabistan ve Çin gibi bazı kömüre ve petrole bağımlı ülkeler  de yakın zamanda yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ilgilerini ve bağlılıklarını ifade etmiştir. Dünyanın en büyük ham petrol üreticisi ve ihracatçısı olan Suudi Arabistan’da güneş ve rüzgar enerjisine eşit oranda eğilim göstermektedir. Aslında, Suudi Arabistan yenilenebilir enerji gayretinin bir parçası olarak Şubat 2017’de, 700 megavat güneş ve rüzgar enerjisi üretme kapasitesi inşa etmek için 2023 itibariyle 50 milyon ABD Doları tutarında yatırımın yapılacağını duyurmuştur.

Uzun vadeli faydalar planlama

Diğer yandan, yakıt türü seçimi her zaman yeryüzünün fiziksel biçimine, piyasalara veya küresel talebe göre saptanmaz. Söz konusu seçimler istihdama ve nihayetinde ilgili toplumların ekonomik refahına dayanabilir. Bazı ülkelerin ve bölgelerin ekonomisi, kömür veya petrol gibi yerel olarak bol bulunan fosil yakıt türlerine ciddi ölçüde bağımlı olabilir. Enerji karışımının çeşitlendirilmesi ve yenilenebilir enerjilere doğru ilerleme yerel ekonomiyi etkileyebilir ve daha somut olarak istihdamın düşmesi anlamına gelebilir. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, başarılı bir geçiş sıklıkla sosyal bağlamın anlaşılmasını ve yerel iş gücüne alternatif istihdam fırsatları sunulmasını gerektirir.

Bu bağlamda ihracat bağımlılığı, ithalat bağımlılığı düzeyinde bir zayıflık oluşturabilir. Ya ülkeniz, geleceği olmayan bir enerji kaynağına yatırım yapar ve yapmaya devam ederse? Ya ekonominiz ciddi ölçüde enerji ihracatına bağımlı olur, fakat alıcılar daha temiz alternatifleri tercih ederse? Enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve yenilenebilir enerjiye yatırım yapma, ülkenin ekonomik geleceği açısından aynı oranda alakalı ve elzemdir.

AB içerisinde daha iyi bağlantılı enerji ağları ve piyasaları aslında enerji kaynaklarında çeşitliliği artırıp daha temiz enerjiye erişimi kolaylaştırabilmenin yanı sıra güvenilir bir kaynakta sağlar. Bunlar bir ölçüde küresel enerji şoklarına ve şiddetli fiyat dalgalanmalarına karşı bir tampon görevi dahi görebilir. Merkezi olmayan bir enerji üretim kapasitesi (ör. elektrik şebekesini besleyen çatılara kurulmuş güneş panelleri) ve daha iyi bir arz-talep yönetimi (ör. akıllı sayaçlar aracılığıyla) de bu konuda yardımcı olabilir. AB’nin Enerji Birliği stratejisi, diğer amaçlarının yanında, enerji güvenliği ve enerji verimliliği gibi temel sorunları ele almayı ve tüm enerji kullanıcıları için uygun fiyatlarda iklim dostu enerjinin düzenli olarak sağlanması için tamamen bütünleşmiş bir piyasada tüketicilere belirgin bir rol vermeyi amaçlıyor.



([1])            West Texas Intermediate 2015 gerçek fiyatlar.

([2])            West Texas Intermediate 2015 gerçek fiyatlar.

İlgili içerik

Haberler ve makaleler

İlgili yayınlar

Geographic coverage

Temporal coverage

kategorileri:
Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
Kongens Nytorv 6
1050 Kopenhag K
Danimarka
Telefon +45 3336 7100