Avrupa’da enerjinin geleceğini şekillendirmek: Temiz, akıllı ve yenilenebilir

Dili değiştir
Article Yayınlandı 25.09.2017 Son değiştirilme 28.09.2017
6 min read
Yaşam kalitemiz, tüm diğer etkenlerin yanı sıra, enerjinin uygun bir fiyata güvenilir bir şekilde tedarikine bağlıdır. Evlerimizi ısıtabilmek ve soğutabilmek için, gıdalarımızı muhafaza edebilmek için, seyahat edebilmek için, okul, hastane veya yollar inşa edebilmek için enerji kullanıyoruz. Varlık ve refahımıza katkıda bulunan pek çok görevi yürütmek üzere makinelerden faydalanıyoruz ve makineler de enerji ile çalışıyor. Kullandığımız enerjinin büyük bir bölümünü elde etmek için halen fosil yakıtlar tüketmekteyiz. Dahası, kullanım esnasında ve öncesinde bu enerjinin kayda değer bir kısmını da israf etmekteyiz.

©Maurizio Consentino, My City /EEA

Fosil yakıtların tüketilmesi bizi farklı şekillerde etkiliyor. Yakma işlemi sonucu atmosfere hava kirleticileri salınıyor ve bu da sağlığımıza zarar veriyor. Aynı zamanda sera gazları da salınıyor ve bu da iklim değişikliğine katkıda bulunuyor, daha şiddetli fırtınalara, sellere ve sıcak hava dalgalarına neden oluyor. Fosil yakıtlara bağımlı oluşumuz okyanusların pH düzeyini değiştirebiliyor, göllerdeki oksijen düzeyini azaltabiliyor ve tarladaki mahsulleri olumsuz etkileyebiliyor.

Enerjiye ihtiyacımız olduğu çok net, fakat bu enerjinin mutlaka fosil yakıtların yakılmasıyla elde edilmesi gerekmiyor. Zaman içerisinde kritik bir karar alma noktasındayız: bir yanda mevcut enerji tercihlerimizin yarattığı olumsuz etkiler, diğer yanda temiz enerji kaynaklarının sunduğu fırsatlar yer alıyor. Şu noktada fosil yakıtlara bağımlılığımızı uzatmayı seçerek sağlığımız ve gezegenimize yönelik olumsuz etkilerini artırabiliriz. Öte yandan yeni ve daha temiz seçenekleri benimsemeye ve bunlara yatırım yapmaya karar verebilir, böylece mevcut tercih ve alışkanlıklarımızdan bazılarını sonlandırabiliriz. Bu şu anlama gelebilir: tüm kara taşıtları önümüzdeki yıllar içerisinde elektrikli hale gelecek, tüm çatılar güneş panelleriyle kaplanacak, tüm binaların ısı kaybını engelleyecek şekilde yalıtımı sağlanacak, tüm ürünler daha uzun süre dayanacak şekilde tasarlanacak, yeniden kullanımları ve geri dönüşümleri kolaylıkla sağlanacak. Bu ayrıca, fosil yakıt teşviklerinin kullanımının kesilmesi anlamına da gelebilir. Son on yıl içinde bu teşviklerin terk edilmesine dair uluslararası çağrılar ve yinelenen taahhütlere rağmen pek çok ülke bu teşvikleri kullanmaya devam ediyor.

Son on yılda küresel sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik siyasi taahhütler giderek arttı ve 2015 yılının Aralık ayında imzalanan Paris Anlaşmasında zirve yaptı. Siyasi liderlerin küresel girişimlere şüpheyle yaklaştığı ülkelerde dahil olarak yerel ve bölgesel yetkililer, işletmeler, yatırımcılar ve vatandaşlar öne çıkarak düşük karbonlu bir dünyaya dair taahhütlerde bulunmakta. Aynı şekilde, son on yılda araştırma topluluğu ve işletmeler de çeşitli yenilikler ortaya koydu ve bunlar sayesinde güneş ve rüzgar üretimi beklentilerin çok ötesinde büyüme gösterdi. Teknolojik gelişmeler ve mali teşvikleri içeren etkin politika desteği sayesinde rüzgar ve güneş enerjisinden elde edilen elektrik, diğer kaynaklardan elde edilen elektrikle fiyat bakımından rekabet edebilecek düzeye geldi.

Bunun bir sonucu olarak, Avrupa’nın enerji ihtiyaçlarının giderek artan bir payı temiz yenilenebilir enerji kaynaklarıyla karşılanmaktadır. Yenilenebilir enerji sadece Avrupa’nın uzun vadeli iklim ve enerji hedefleri bakımından değil, aynı zamanda çevre ve insan sağlığının korunması bakımından da çok önemli olmuştur ve olacaktır.

Enerjinin toplanması, depolanması, nakli ve muhafaza edilmesi

Bu olumlu gelişmelere karşın yenilenebilir enerji üretimini artırmak ve fosil yakıtlara duyulan bağımlılığı terk etmek için halen üstesinden gelinmesi gereken önemli engeller var. Güneş, gezegenimize çok yüksek miktarlarda temiz enerji sunuyor. Fakat halen bu enerjiyi, ihtiyaç duyulan yer ve zamanda kullanıma olanak tanıyacak ölçüde toplayamıyor, depolayamıyor ve nakledemiyoruz.

Bu, teknolojik bir engelin çok daha ötesinde bir durum. Bu durum, enerjinin farklı bir yoldan üretimi ve kullanımını; belirli yakıtlara daha olumlu yaklaşan sınırlı sayıdaki büyük üretici sisteminin terk edilip, çok sayıda üreticiden daha merkezi olmayan enerji üretimine geçilmesini; yerel yenilenebilir enerji potansiyelinden faydalanmayı gerektiriyor. Merkezi olmayan ve geniş alana yayılmış bir enerji üretim kapasitesi de Avrupa’nın enerji güvenliğine katkıda bulunabilir ve enerji zengini bölgelerdeki fazla enerjinin, kesintilerle karşılaşan bölgelere nakledilmesine olanak tanıyabilir. Yerel düzeyde bu yeni yaklaşım, her hanenin enerji üreticisi haline gelmesi anlamına gelebilir. Böylelikle ürettikleri fazla enerjiyi akıllı şebekelerle komşularına satabilirler. Bölgesel, ulusal ve Avrupa düzeylerinde bu, enerji ağları ve paydaşlar arasında bağlantı kurulmasını gerektiriyor.

Enerji verimliliği ve genel anlamda kaynak verimliliği, Avrupa’nın uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerinin eş düzeyde kritik bir parçası. Genel olarak başlangıçtaki enerjinin yalnız bir kısmı mal ve hizmet tedarikinde fiilen kullanılıyor ve yaşam kalitemize katkıda bulunuyor. Teknolojik ilerlemeler, yalıtımı daha iyi yapılmış binalar, akıllı şebekeler, enerji verimliliği standartları ve etiketler ile hepsinden önemlisi, enerji kullanıcılarının yani hepimizin akıllı hareket etmesi, enerji kaybının asgariye indirilmesine yardımcı olabilir.

Bazı sektörler (örneğin ulaşım) daha temiz enerji alternatiflerine geçişte diğer sektörlere kıyasla daha fazla zorlanabilir. Kara ulaşımında yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektrik fosil yakıtlar için önemli bir alternatif olabilir, ancak şarj istasyonları ağı gibi altyapı öğelerinin de bu doğrultuda uygun bir biçimde geliştirilmesi gerekmektedir. Ulaşım sektöründe fosil yakıt kullanımının azaltılmasına biyoyakıtlar da katkıda bulunabilir, ancak kullanımından sağlanacak genel faydanın biyoyakıtların yüzey kullanımında yarattığı potansiyel baskılar ve üretiminde kullanılan su miktarı gibi çeşitli faktörleri ile birlikte dikkate alınması gerekmektedir.

Temiz enerjiye geçiş

Bu zorluklara karşın temiz enerjiye geçiş şu anda Avrupa çapında gerçekleşiyor. Ev sahipleri, belediyeler, firmalar, bölgesel yetkililer, ulusal hükumetler ve Avrupa Birliği (AB) akıllı şebekeler inşa ederek, güneş ve rüzgar enerjisi sistemleri kurarak, inovasyona yatırım yaparak, standart ve etiketler belirleyerek zaten eyleme geçiyor. Bir zamanlar kömür madenleriyle tanınan öncü kasabalar şimdi inovasyon ve yenilenebilir enerji kaynaklarını benimsiyor ve bu süreçte yıllardır süren işsizlik sorunlarının da üstesinden gelmeye çalışıyor. 2008’deki ekonomik krize rağmen Avrupa’da yenilenebilir enerji sektörü büyümeye devam etti ve şimdi 1 milyondan fazla insana istihdam sağlıyor. Şimdi araştırmacılar daha fazla güneş ve gelgit enerjisi toplamanın yollarını araştırıyor. Ancak bu küçük çaplı çabalar ve girişimler, kıta ve ekonomik sektörler çerçevesinde daha geniş çapta uygulanabilmeli.

Bu süreçte, sürdürülemez teknoloji ve faaliyetlerin sonlandırılması ile oluşan ekonomik yeniden yapılandırmadan etkilenecek toplulukların nasıl destekleneceği gibi bazı zorlu sorulara da yanıt bulunulması gerekecek. Ya da yenilenebilir enerji kaynaklarının tamamının uzun vadede temiz olarak sınıflandırılıp sınıflandırılamayacağı ve kısa-orta vadede teknolojiler arasında kurulan bir takım köprülere güvenip güvenemeyeceğimiz da yanıtlanmalı.

Her temel değişimde olduğu gibi uzun vadeli politika hedefleri ve destek tedbirleriyle desteklenmesi gereken bu geçiş de zaman ve kaynağa ihtiyaç duyuyor. Altyapı ve güç üretim kapasitesinin tamamını akıllı ve temiz hale getirmek yıllar boyunca sürecek. Özellikle kömür gibi fosil yakıtlara yüksek düzeyde bağımlı topluluklarda, Avrupa iş gücünün de, yeni uzmanlık becerileri edinmesi gerekecek. Bugün yaptığımız seçimler ve yatırım kararları bizi gelecekteki yıllar için belirli bir rotaya kilitleyecek.

Enerji ve doğal kaynak ihtiyacının katlanarak artması ve iklim değişimine ait etkilerin giderek yoğunlaşması beklenen bir dünyada, gerçekleştirilebilir yalnız tek bir seçenek var. AB de çalışmalarını bu yönde sürdürüyor: düşük karbonlu döngüsel ekonomi, yenilenebilir kaynaklara, enerji verimliliğine, güvenlik ve ekonomiye odaklı bir Enerji Birliği ve tüm bunların altyapı, yeni beceriler ve inovasyona yatırılan fonlarla desteklenmesi.

Hans Bruyninckx EEA Executive Director

Hans Bruyninckx

AÇA İcra Direktörü



İlgili içerik

Haberler ve makaleler

Related infographics

İlgili yayınlar

Geographic coverage

Temporal coverage

Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
Kongens Nytorv 6
1050 Kopenhag K
Danimarka
Telefon +45 3336 7100