İklim değişikliğinin etkilerini azaltmak

Dili değiştir
Article Yayınlandı 12.10.2015 Son değiştirilme 2016.06.03 01:12
2014 kayıtlara geçen en sıcak yıl oldu. Ayrıca, gittikçe ısınan yıllar serisindeki yıllardan biriydi. Küresel ısınmayı, sanayileşme öncesi dönemin 2°C üstüyle sınırlandırmak ve iklim değişikliğinin etkilerini en aza indirmek için, atmosfere salınan sera gazlarının büyük ölçüde azaltılması gerekmektedir. Hükümetler hedefler belirleyebilir, ancak eyleme geçilmesi nihai olarak endüstriye, işletmelere, yerel otoritelere, hanelere ve bireylere bağlıdır. Bu eylem; emisyonların azaltılmasını, atmosferik sera gazı konsantrasyonlarının dengelenmesi, sıcaklık artışlarının durdurulmasını ve iklim değişikliğinin sınırlandırılmasını hedeflemelidir.

 Image © Miroslav Milev, Environment & Me/EEA

2014'te, küresel sıcaklıklar 20. yüzyılın küresel ortalamasının 0,69°C üzerindeydi. Bilim insanları, ısınmanın ağırlıkla fosil yakıtların insan kaynaklı yakılmasının bir sonucu olarak atmosfere salınan sera gazlarından kaynaklandığı konusunda mutabıklar. Bu ısınma da sonuç olarak iklim değişikliğine neden oluyor. Sanayi devriminden beri, atmosferde mevcut olan sera gazı miktarı istikrarlı bir şekilde artış gösteriyor.

Karbondioksit (CO2) ve metan gibi sera gazları, hem doğal olarak hem de insan faaliyetlerinin bir sonucu olarak salınır. Fosil yakıtların yanması, atmosferde doğal olarak bulunan CO2'ye eklenir. Dünyanın her yerinde ormanların tahrip edilmesi, atmosferdeki CO2'yi temizleyen ağaçları azaltarak bu olguyu güçlendirir. Bu sırada, tarım ve zayıf bir şekilde yönetilen toprak dolgu, metan salınımında büyük bir rol oynar. Ayrıca, fosil yakıtların yanması nitrojen oksit, kükürtdioksit ve partikül madde gibi hava kirletici maddelerin atmosfere salınmasına neden olur. Kirletici maddelerden bazıları da iklim ısınmasında (ya da aerosoller söz konusuysa, soğumasında) rol oynayabilir.

Atmosferdeki kalıcılıkları ve konsantrasyonlarının yerel olmayan etkileri nedeniyle, bu gazların yeryüzünün iklimi üzerindeki etkileri küreseldir. Bu da, iklim değişikliğinin hızlanmasının önlenmesi konusunda emisyonları hafifletmeye yönelik küresel bir anlaşmanın son derece önemli olduğu anlamına gelir.

İklim değişikliği konusunda küresel bir anlaşma

Bu yıl, 1992 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Taraflar Konferansı (COP) iklim değişikliği konunda uluslararası politik bir çözümde son adımı koordine etmek için Paris'te toplanacak. Yirmi yıllık müzakerelerin sonucu olan COP21, tüm ülkelerin uygulaması gereken sera gazı emisyonları konusundaki hedefleri belirleyecek, iddialı, yasal olarak bağlayıcı ve küresel iklim değişikliği anlaşmasını gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Anlaşmanın özellikle gelişmekte olan hassas ülkelere odaklanarak, iklim değişikliği uyumu konusundaki hedefleri ve eylemleri içermesi planlanıyor.

Avrupa Birliği'nin sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik çabaları sonuç veriyor. Aslında, AB'nin üzerinde anlaşmaya varılan 2020 tarihinden çok önce, tek taraflı olarak (1990'a kıyasla) %20 azaltma hedefini karşılaması bekleniyor. Ayrıca, AB 2030 itibariyle yerel emisyonları en az %40 oranında azaltmayı ve 2050 itibariyle ekonomisini karbondan daha da arındırmayı hedefliyor. Ancak, AB'nin azalan emisyonlarına ve dünya emisyonlarında azalan payına rağmen, küresel emisyonlar artmaya devam ediyor.

Hükümet politikaları ve hedef belirleme

2009'da Kopenhag'da toplanan COP15'te, küresel ısınmayı sanayileşme öncesi seviyenin 2°C üstüyle sınırlandırma hedefinde anlaşmaya varılmıştı. COP21 ise bu sınırı 2020'den itibaren uygulanacak eylemlere dönüştürecek "yeni bir enstrümanın" kabul edilmesini amaçlıyor. Mevcut iklim değişikliğine uyumun yanı sıra, sera gazı emisyonlarını azaltmaya ve dayanıklı, düşük karbonlu toplumlara ve ekonomilere geçişi desteklemeye yönelik çabalar bu uluslararası anlaşmada önemli bir rol oynamalıdır.

COP21'den önce, ulusal hükümetler yeni küresel anlaşma kapsamında taahhüt etmeye niyetlendikleri eylemleri - Ulusal Düzeyde Belirlenen Katkılarını- kamuya açık bir şekilde beyan etmeye davet edilmektedir (INDCs). Avrupa Birliği ve Üye Devletler, yerel sera gazı emisyonlarını 2030 itibariyle 1990'a kıyasla en az %40 oranında azaltmayı taahhüt ettikleri INDC'lerini sundular. Bu bağlayıcı hedef, bir bütün olarak AB tarafından gerçekleştirilecek. Bu hedef aynı zamanda AB'nin kendi sera gazı emisyonlarını 2050 itibariyle 1990'a kıyasla %80-95 oranında azaltma hedefiyle de paralel. UNFCCC, COP21 öncesinde bu taahhütlere ilişkin bir sentez raporu yayınlamaya hazırlanıyor.

Bu taahhütleri gerçekleştirmek için, hükümetlerin etkin politikalar geliştirmeleri ve uygulamaları gerekecek. Örneğin, Avrupa Birliği'nin Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) (39) bu hafifletme çabalarında merkezi bir öneme sahiptir. Bu plan, 31 ülkedeki 12.000 enerji santralinin ve sanayi tesisinin salabilecekleri toplam sera gazı miktarı için bir tavan belirleyerek emisyonları sınırlar ve bu tavanın zaman içinde düşürülmesini sağlar. Avrupa Komisyonu 2030'da ETS emisyonlarında 2005'te olduklarından %43 oranında düşüş olacağını öngörmektedir. Şirketler, emisyon ödenekleri alıp satmaktadır ve bir yıl sonra tüm emisyonlarını kapsayacak kadar ödeneği otoritelere vermiş olmaları gerekmektedir, bunun olmaması durumunda ağır para cezalarına tabi tutulacaklardır. Bu plan, karbona parasal bir değer biçerek emisyonlarını düşürenlere fayda sağlamaktadır. Ayrıca, temiz, düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapılmasını da teşvik etmektedir.

Hükümetlerin çevreyi kirletenlere verdiği mesaj nettir: Emisyonların azaltılması yalnızca çevre konusundaki iyi niyeti göstermekle kalmaz, bunun yanında iyi bir ticaret anlayışını da geliştirir.

Enerji ve malzemelerin kullanımı

Sanayi faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkileri, ağırlıkla enerji tüketiminden, kimyasal üretim süreçlerinden ve sanayi üretimindeki kaynak kullanımından doğar. Son zamanlara kadar, ekonomik refahın ve büyümenin, doğası gereği çevre üzerinde olumsuz etkilerle bağlantılı olduğu kabul edilirdi. Ancak, son yirmi yıldır, bazı gelişmiş ülkeler ekonomik büyüme ile enerji ve malzeme kullanımı arasındaki bu bağlantıyı kırmaya başladılar. Bu ülkeler, aynı üretim değerini üretmek için daha az malzeme ve enerji kullanırken, öte yandan enerji birimi başına salınan karbon miktarını da azaltmaktadırlar. Kullanılan malzemelerin ve salınan karbonun azaltılması olgusu, sera gazı emisyonlarının da azalmasına yol açmıştır. Bu ayrılmanın ardındaki teknolojik ve davranışsal faktörler, gelişmekte olan ülkelerin, ekonomileri büyürken emisyonlarını azaltılmasına yardımcı olabilir.

Enerji tedariki sanayisi, geleneksel olarak elektrik üretimi için yüksek karbonlu fosil yakıtların yakılmasına dayanmaktadır. Ancak, kısa vadede daha etkin doğal gaz yakma teknolojilerine geçiş, yenilenen enerji kaynaklarının büyümesiyle birlikte, bu sektörün emisyonlarının mevcut hedeflerin ötesine geçerek düşmeye devam ettiği bir geleceğe işaret etmektedir.

İmalat sektöründe, doğadan ders çıkartılabilir. Endüstriyel ekoloji, endüstriyel ve doğal sistemler arasındaki paralellikleri göz önüne alan ve endüstrinin benimseyebileceği öneriler yapan bir çalışma alanıdır. Örneğin, doğada hiçbir malzeme atık olamaz. Belli bir süreçte, ihtiyaç duyulmayan herhangi bir şey geri dönüştürülür ve başka bir yerde kullanılmak üzere dönüşümden geçirilir. Bir sürecin sonucunda ortaya çıkan atık ürünler, yeni bir sürecin yapı taşları haline gelir ve tüm sistem güneş enerjisiyle çalışır.

Yaşam döngüsü analizi (LCA), enerjinin ve malzemelerin bu şekilde yeniden kullanımı ve geri dönüşümünün, emisyon azaltımına nasıl katkı sunacağını anlamak için kullanılmaktadır. LCA, çevre üzerindeki potansiyel hasarın göstergeleri olarak toplam enerji kullanımı ile havaya, suya ve toprağa salınan emisyonları göz önünde bulundurur. LCA'nın karar alma mekanizmasına dahil edilmesi, çevresel fayda ve maliyetten tasarruf sağlayabilir, ayrıca daha ekonomik ve çevreyi daha az kirleten alternatifleri teşvik edebilir.

Diğer sektörler de gelecekteki emisyon azaltımlarında bir rol oynamalıdır. Avrupa Konseyi ETS kapsamında bulunmayan sektörlerin emisyonlarının 2005'e kıyasla %30 oranında azaltılması konusunda anlaşmıştır. AB'nin Çaba Paylaşım Kararı (ESD) ulaşım, inşaat, tarım ve atık gibi sektörlerin emisyonları için 2020'ye kadar her Üye Devlete yönelik yıllık bağlayıcı hedefler belirlemiştir. Ulaşım, AB-ETS kapsamında olmayan ana emisyon kaynağıdır. Ulaşım sektöründeki emisyon azaltımları sınırlı kalmışken, tarım sektöründeki mevcut politikalar kapsamında öngörülen emisyon azaltımları da sınırlıdır.

Şehirler ve haneler de kendilerine düşeni yapmalıdır

İklim değişikliğinin etkilerinin hafifletilmesi, yalnızca sanayinin hedefleri karşılaması ya da bu hedeflerin ötesine geçmesiyle ilgili değildir. Ulusal, yerel ve bireysel düzeyde de yapmamız gerekenler vardır. Özellikle şehirler ve haneler emisyonları azaltmak için harekete geçmelidir.

Şehirler iklim değişikliğine karşı mücadelede en ön sırada yer alır. 2015'in Mart ayında, 30 Avrupa kentinin lideri her yıl 10 milyar Euro değerindeki kolektif satın alma gücünü ulaşım, yerel ısınma ve enerji tedariki gibi emisyon bakımından yoğun sektörlerde çevre dostu mallar ve hizmetlerin satın alınması için kullanma konusunda anlaşmaya vardı. Bu girişim, yerel ve bölgesel otoritelerin kendi topraklarında enerji verimliliğini ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırma konusunda taahhüt verdikleri bir Avrupa hareketi olan Belediye Başkanları Sözleşmesini tamamlamaktadır. Halihazırda 6.279 imzacısı olan bu sözleşmenin amacı, AB'nin 2020 itibariyle %20 oranında emisyon azaltımı hedefini karşılamak ve bunun ötesine geçmektir.

Haneler de hayati önemdedir. Tüketim şekilleri, emisyonları doğrudan ve dolaylı olarak etkileyebilir. 2000 ve 2007 yılları arasında, haneler, harcanan Euro başına çevre üzerinde daha az olumsuz etkisi olan malları ve hizmetleri satın aldı. Bu dönemde, özellikle, daha çevre dostu barınma, su, ulaşım, gıda, alkolsüz içecekler, elektrik ve diğer yakıtlar satın alındı. Ancak, bu tüketim kategorilerinin birçoğunda toplam giderlerdeki artış, kazanımlar ile dengelemiş olabilir.

Tüketimdeki bu tür değişiklikler, üretim süreçleri ve hizmetlerdeki gelişmelerin yanı sıra, ölçülen tüm tüketim kategorilerinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasıyla sonuçlandı. Ancak, küresel tüketim genel olarak artmaya devam ederse, daha etkin kazanımlara ve daha çevre dostu bir tüketime doğru bir kaymaya ihtiyaç vardır. Ayrıca, AB dışında üretilen malların Avrupa'da tüketilmesinin etkisi de göz ardı edilemez.

Küresel hedeflerden eyleme

Genel olarak mesaj açıktır. COP21'de bir iklim anlaşmasına varılması önemlidir. Emisyon azaltımları için hedef belirlenmesi ve hem iklim değişikliğini hafifletme hem de uyum sağlama konusunda ne yapılması gerektiğine dair net yönelimlerin çizilmesi, uzun vadede yararlı olacaktır. Emisyon azaltım hedefleri üzerinde anlaşmaya varılması tek başına iklim değişikliğini durduramaz. Bu hedeflere ulaşılması için, emisyon azaltımını sağlayacak iyi tasarlanmış, iddialı ve bağlayıcı politikalar gereklidir. Bu politikalar, endüstrinin ve hanelerin üretim ve tüketim süreçleri boyunca emisyonlarını azaltmaları için bir katalizör niteliğinde olmalıdır.

Ekonomik faaliyetlerden kaynaklanan emisyonların tüketim alışkanlıklarımızla yakından bağlantılı olduğu açıktır. Yerel otoriteler, haneler ve bireyler, mevcut üretim sistemleri üzerinde baskı yaratabilirler. Tüketimin azaltılması ve çevre üzerinde daha az etkisi olan ürünlerin ve hizmetlerin tüketilmesi, bu ürünlerin ve hizmetlerin üretim ile satış şekillerinde bir kaymaya neden olacaktır. Sonuç olarak, iklim değişikliğine karşı yapılacak eylemler evde başlar.

Avrupa Birliği’nin sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik çabaları sonuç veriyor. Aslında, AB’nin üzerinde anlaşmaya varılan 2020 tarihinden çok önce, tek taraflı olarak (1990’a kıyasla) %20 azaltma hedefini karşılaması bekleniyor. Ayrıca, AB 2030 itibariyle yerel emisyonları en az %40 oranında azaltmayı ve 2050 itibariyle ekonomisini karbondan daha da arındırmayı hedefliyor. AB’de mevcut durumda salınan sera gazı küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %10’unu oluşturmaktadır.

Geographic coverage

Austria, Belgium, Bulgaria, Croatia, Cyprus, Czech Republic, Denmark, Estonia, Finland, France, Germany, Greece, Hungary, Iceland, Ireland, Italy, Latvia, Liechtenstein, Lithuania, Luxembourg, Malta, Netherlands, Norway, Poland, Portugal, Romania, Slovakia, Slovenia, Spain, Sweden, Switzerland, Turkey, United Kingdom
Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
Kongens Nytorv 6
1050 Kopenhag K
Danimarka
Telefon +45 3336 7100