İklim değişikliğine hazır mıyız?

Dili değiştir
Article Yayınlandı 12.10.2015 Son değiştirilme 2016.06.03 01:11
İklim değişikliği sağlığımız, ekosistemlerimiz ve ekonomimiz üzerinde çeşitli etkilere yol açıyor. Bu etkilerin gelecek yıllarda daha ciddi bir hale gelmesi söz konusu. Ele alınmaması halinde bu etkiler, hastalık, ekosistemler üzerindeki olumsuz etkiler, mülke ve altyapıya verdiği hasarlar açısından oldukça maliyetli olabilir. İklim değişikliğine hazırlanmak için birçok uyum projesi Avrupa çapında şimdiden yapım aşamasındadır.

 Image © Billy Horan, Environment & Me/EEA

2014 tüm Avrupa'da şiddetli hava olaylarıyla hatırlanacaktır. Mayıs 2014'te, bir alçak basınç siklonu güneydoğu Avrupa'yı vurarak Balkanlar'da büyük sellere ve 2000 heyelana neden oldu. Daha sonra 2014 Haziran ayının başlarında, bir dizi şiddetli yağmur fırtınası kuzey Avrupa'yı vurdu. 2014'ün Temmuz ayında, Avrupa başka bir sorundan mustaripti: Sıcaklık. Doğu Avrupa ve Birleşik Krallık bir sıcaklık dalgasına maruz kaldı.

Deniz seviyesinin yükselmesi ve okyanusların ısınması gibi iklimdeki kademeli değişikliklerin yanı sıra şiddetli hava olayları da devam edecektir. Aslında, bu olayların gelecekte daha sık ve daha yoğun yaşanması beklenmektedir. Tüm ülkeler bugün sera gazı emisyonlarını radikal bir şekilde azaltacak olsalar bile, atmosfere şimdiye kadar salınmış olan sera gazları iklim üzerinde sıcaklık arttırıcı bir etkiye sahip olmaya devam edecektir. Sera gazı emisyonlarını büyük ölçüde azaltmaya ek olarak, Avrupa ve dünyadaki tüm ülkeler iklim değişikliğine uyum sağlamaya yönelik politika ve önlemleri yürürlüğe sokmalıdır.

Avrupa'nın iklimi değişiyor

Değişen bir iklim yaşamlarımızın neredeyse her yönünü etkileyecektir. Avrupa'nın pek çok bölgesinde yağış yoğunluğundaki ve sıklığındaki artış, sellerin şiddetli ve sık yaşanmasına neden olarak risk alanlarındaki evleri tahrip edecek ve diğer altyapıları (örn. ulaşım ve enerji) etkileyecektir. Güney Avrupa da dahil olmak üzere Avrupa'nın diğer yerlerinde, yüksek sıcaklıklar ve azalan yağış, birçok bölgenin kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği anlamına gelmektedir. Bu durum, tarım, endüstri ve halk arasında kıt su kaynakları için rekabet yaratabilir. Bu durum aynı zamanda sıcaklıkla bağlantılı sağlık sorunlarının daha sık ortaya çıkmasına neden olabilir.

İklim değişikliği Avrupa genelindeki ekosistemleri de etkileyecektir. Birçok ekonomik sektör, insanlara çeşitli ürünler ve hizmetler sağlamak için sağlıklı ve istikrarlı ekosistemlere bağımlıdır. Örneğin arılar, mahsullerimizden polen toplarken, ormanlar sera gazı emilimine yardımcı olmaktadır. Ekosistemlerdeki türlerin ve habitatların dengesinde meydana gelen değişikliklerin geniş kapsamlı etkileri olabilir. Güney Avrupa'daki yağış azalması bazı mahsullerin yetiştirilmesini imkansız kılarken, yüksek sıcaklıklar yabancı istilacı türlerin ve hastalık taşıyan türlerin kuzeye doğru göç etmesine neden olabilir.

Okyanusların ısınması halihazırda çeşitli balık türlerini kuzeye doğru göçe zorlamakta ve bu durum deniz ürünleri sektörü üzerinde daha fazla baskı yaratmaktadır. Örneğin uskumru rezervlerinin kuzeye kayması, Kuzeydoğu Atlantik'te ringa ve uskumrunun aşırı avlanılmasının yol açtığı sorunları daha da arttırmıştır.

İklim değişikliğinin bir maliyeti vardır

Şiddetli hava olayları can kaybına yol açabilir ve zarar gören alanlardaki ekonomik ve sosyal faaliyetleri durma noktasına getirebilir. Zarar gören mülklerin ve altyapının yeniden inşası genellikle oldukça yüksek maliyetler gerektirir. Ancak, son yıllarda şiddetli hava olaylarından kaynaklanan çoğu hasar yalnızca iklim değişikliğine atfedilemez. Sosyo-ekonomik gelişmeler ve kentleri taşkın yataklarına doğru genişletme gibi kararlar da hasar artışının ana nedenleridir. Ancak uyuma yönelik eylemler olmadan, hasar maliyetleri ve diğer olumsuz etkiler, iklimimiz değişmeye devam ettikçe artmaya devam edecektir.

İklim değişikliğinin gelecekteki maliyetleri potansiyel olarak çok yüksektir. Kısa süre önce yapılmış bir araştırmadaki tahminlerine göre, uyum programları gerçekleştirilmezse, sıcaklığa bağlı ölümlerin sayısı Avrupa'da 2100 yılı itibariyle yılda 200.000'e, akarsu taşkınlarının hasar maliyeti ise yılda 10 milyar Euro'yu aşkın bir seviyeye ulaşabilir. İklim değişikliğinin yoğun olarak yaşanması ve hiçbir uyum programının gerçekleştirilmemesi durumunda, orman yangınları her yıl kabaca 800.000 hektarlık bir alanı etkileyebilir. Kuraklıklardan etkilenen insanların sayısı da yedi kat artarak yılda yaklaşık 150 milyona ulaşabilir ve deniz seviyesindeki yükselmeden kaynaklanan ekonomik kayıplar en az üç kat artarak yılda 42 milyar Euro'ya varabilir.

İklim değişikliğinin toplum açısından maliyetli olması büyük ihtimalle beklenmekle birlikte, genellikle yeni risklerle gelen sınırlı sayıda yeni fırsatlar da yaratabilir. Kuzey Avrupa'da kışların daha sıcak geçmesi ısınma ihtiyacının azalmasına neden olabilir. Öte yandan, yaz aylarının daha sıcak geçmesi soğutma için tüketilen enerjiyi artırabilir. Deniz buzunun erimesiyle birlikte, Kuzey Kutbu'ndaki deniz yolları deniz taşımacılığına açılabilir ve böylelikle ulaşım masrafları azalabilir. Ancak, deniz taşımacılığının artması Kuzey Kutbu'nun kirlenmesine yol açabileceğinden dolayı bunun güvenli ve temiz bir şekilde yapılabilmesine yönelik düzenlemeler yapılmalıdır.

Öngörülen etkiler ister daha fazla yağış, ister daha yüksek sıcaklıklar veya daha az içme suyu olsun, Avrupa ülkeleri kırsal kesimlerini, kentlerini ve ekonomiyi değişen bir iklime uyumlaştırmaları ve iklim değişikliği karşısındaki savunmasızlığımızı azaltmaları gerekmektedir.

"İklim değişikliğine uyum" nedir?

"Uyum", toplumları değişen bir iklime hazırlamaya yönelik çok çeşitli faaliyetleri ve politikaları kapsamaktadır. Uyum politikaları uygulandığında, iklim değişikliğinin neden olduğu etkiler ve hasar maliyetleri azaltılabilir ve toplumlar değişen bir iklimde zenginleşmeye ve kalkınmaya hazırlanabilir. Örneğin sıcak havada nasıl serinleyebileceğimize dair bilgilendirici kampanyalar veya sıcaklık dalgaları için erken uyarı sistemi gibi bazı eylem planları görece düşük maliyetlidir. Bent ve kıyı savunmasının inşa edilmesi (bu tür inşa önlemleri genellikle "gri uyum" olarak anılır), evlerin taşkın yataklarının dışına taşınması veya kuraklıkla mücadele etmek için tutma havzasının genişletilmesi gibi diğer uyuma yönelik faaliyetler oldukça pahalı olabilir.

Bazı uyum önlemleri, bir arazinin iklim değişikliğine direncini artırmak için doğal yöntemlerin kullanılmasını kapsar. Bu tür "yeşil uyum" eylemleri erozyonun önlenmesi için kum tepeciklerinin oluşturulmasını ya da taşkınların azaltılması için nehir kıyılarının ağaçlandırılmasını içerir. Hollanda'daki Nijmegen kenti, bu tür yeşil uyum önlemleri uygulamıştır. Waal Nehri, Nijmegen civarında bükülür ve daralır, bu da bu kıyı kentinde sellere neden olmaktadır. Bu sellerden kaynaklanan hasarı engellemek için, kentte nehre akması için daha fazla alan sağlayacak bir kanal inşa edilmektedir. Bu aynı zamanda rekreasyon ve doğa için daha fazla alanın oluşmasını da sağlayacaktır.

"Hollanda Doğa ile Birlikte İnşa Ediyor" programı, gri ve yeşil uyumun birleşmesinin bir başka başarılı örneğidir. Bu programla bataklık, sazlık, çamur tabakası gibi kıyıdaki sulak alanların restorasyonu desteklenmiştir. Bu sulak alanlar, buradaki bitkilerin kök yapıları sayesinde toprak çökmesinin engellenmesini sağlamaktadır. Kıyı alanlarında toprak çökmesinin engellenmesiyle çevredeki alanlar taşkınlardan korunmaktadır.

Diğer uyum önlemleri, iklim değişikliğine direnci güçlendirmek için kanun, vergi, mali teşvik ve bilgilendirici kampanyaların ("yumuşak uyum" olarak bilinen önlemler) kullanılmasından oluşur. İspanya'nın Zaragoza kentinde yapılan bilgilendirici bir kampanya sayesinde, şehirde yaşayan 700.000 kişi bu yarı kurak bölgede yaşanması beklenen daha uzun kuraklıkları atlatmak için suyun tutumlu bir şekilde kullanılması gerektiğinin bilincine varmıştır. Su dağıtım şebekesindeki sızıntıların kontrolüyle birlikte, proje 1980 yılına kıyasla kişi başına günlük su kullanımını neredeyse yarıya indirmiş ve şehrin toplam su tüketimi 1995'ten itibaren %30 oranında düşmüştür.

Avrupa Birliği'nde uyum

Avrupa Birliği ve Üye Devletleri, halihazırda iklim değişikliğine uyum üzerinde çalışmaktadır. 2013'te, Avrupa Komisyonu, ülkelerin uyum faaliyetlerini planlamalarına yardımcı olmak için "İklim değişikliğine uyum üzerine AB Stratejisi" başlıklı bir bildiriyi kabul etmiştir. Strateji, bilgi oluşturma ve paylaşmayı teşvik etmekte, aynı zamanda kilit sektörlerde AB fonları kullanılarak direncin güçlendirilmesini amaçlamaktadır. 20'den fazla Avrupa ülkesi, uygulayacakları ilk faaliyetleri (örn. hassasiyet değerlendirmeleri ve araştırmaları) ve değişen bir iklime nasıl adapte olacakları konusunda çerçeve çizen uyum stratejilerini benimsemiş durumdadır. Ancak, sahada somut faaliyet gerçekleştirmek açısından, birçok ülke hala çok erken bir aşamadadır.

AÇA'nın uyum önlemleri konusunda yaptığı bir çalışmaya göre, su yönetimi birçok ülkenin en fazla öncelik verdiği sektördür. Ancak, ülkeler kaynakları vatandaşlarına bilgi sağlamaya da yönlendirmektedir. Örneğin, böceklerle taşınan hastalıkların yayılmasını önlemeye yönelik çalışmaların bir parçası olarak, Emilia Romagna bölgesi Lyme hastalığı, dang humması ve Batı Nil hastalığının tehlikeleri konusunda bir farkındalık kampanyası yürütmektedir.

Birçok ülke uluslar ötesi, ulusal ve yerel deneyimler ile iyi uygulamaların paylaşılmasını kolaylaştırmak için çevrimiçi uyum-bilgi platformları oluşturmuştur. Avrupa Çevre Ajansı ve Avrupa Komisyonu tarafından yönetilen Climate-ADAPT portalı, bu tür deneyimleri paylaşmak için Avrupa'yı kapsayan bir platform sunmaktadır.

Uyum sağlamamak bir seçenek olamaz

Şiddetli hava olayları ve AB politikaları nedeniyle, son yıllarda uyum politikaları ve önlemler Avrupa ülkelerinin politik gündemlerinde üst sıraya yerleşmiştir. Ancak, son zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre, çok sayıda ülke zaman, para veya teknoloji gibi kaynakların yetersizliği nedeniyle faaliyet yürütememektedir. "Gelecekte yaşanacak olan iklim değişikliğinin kapsamı konusunda yaşanan belirsizlikler" ve "belirgin olmayan sorumluluklar" da çok sayıda ülke tarafından engel olarak görülmektedir.

İklim değişikliğinin etkileri bölgeden bölgeye değişmektedir. Politika yapıcılar sermaye, altyapı ve nüfus yapısında gelecekte karşılaşacakları değişiklikleri iklim değişikliği uyum planlarına entegre etmekte zorlanmaktadırlar. Giderek daha da yaşlanan ve kentlileşen bir nüfusun değişen bir iklimde ulaşım, barınma, enerji, sağlık hizmetleri veya yalnızca gıda üretimi açısından ihtiyaçları neler olacaktır?

Uyum politikasının en iyi şekilde uygulanması, ayrı bir politika alanı olarak ele alınmaktan ziyade, kamu politikalarının her alanına entegre edilmesiyle mümkün olabilir. Uyum stratejileri kapsamında, AB ülkeleri ve Avrupa Birliği uyuma dair konuları tarım, sağlık, enerji veya ulaşım gibi farklı politik alanlara nasıl entegre edebileceklerini araştırıyorlar.

Özellikle şiddetli hava olayları, uyum sağlamamanın oldukça maliyetli bir karar olacağını, orta ve uzun vadede uygulanabilir bir seçenek olmadığını göstermektedir. Örneğin, ulaşım altyapısı sellerde genellikle ciddi bir şekilde hasar görür. İnsanların, malların veya hizmetlerin hareketi engellendiğinde, bunun ekonomiye dolaylı maliyeti hasarlı ulaşım altyapısının doğrudan maliyetinden çok daha fazladır.

Diğer çoğu altyapı projesinde olduğu gibi, ulaşım altyapısının uyumlaştırılmasının da maliyetli olduğu açıktır. Bu aynı zamanda zor da olabilir, çünkü ulaşım sistemine araç üreticileri, altyapı yöneticileri ve yolcular gibi farklı gruplar dahildir. Düşük maliyetli çözümlerden biri, altyapı inşa edilirken ya da yenilenirken uyum önlemlerini göz önünde bulundurmaktır ve AB bütçesi, altyapı projelerini desteklemek için farklı kaynaklar sunmaktadır.

Etkin bir çözüm, iklim değişikliğinin sürdürülebilirlik kapsamında farklı kamu politikalarına entegrasyonuyla uzun vadeli ve daha geniş bir perspektif gerektirmektedir. İklim değişikliğine uyum sağlanması durumunda, kentlerimizin inşa edilmesi, insanların ve ürünlerin taşınması, evlere ve fabrikalara enerji temin edilmesi, gıda üretimi ve doğal çevrenin idare edilmesi gibi konular gündeme gelir.

Ayrıca, uyum ve hafifletme önlemlerinin etkin bir şekilde birleştirilmesinin, iklim değişikliğinin gelecekteki etkilerinin sınırlandırılmasına yardımcı olacağı ve bu etkiler meydana geldiğinde, Avrupa'nın daha iyi hazırlanmış ve daha dirençli olacağı da açıktır.

İklim değişikliği sağlığımız, ekosistemlerimiz ve ekonomimiz üzerinde çeşitli etkilere yol açıyor. Bu etkilerin gelecek yıllarda daha ciddi bir hale gelmesi söz konusu. Ele alınmaması halinde bu etkiler, hastalık, ekosistemler üzerindeki olumsuz etkiler, mülke ve altyapıya verdiği hasarlar açısından oldukça maliyetli olabilir.

İlgili içerik

Related infographics

İlgili yayınlar

Geographic coverage

Austria, Belgium, Bulgaria, Croatia, Cyprus, Czech Republic, Denmark, Estonia, Finland, France, Germany, Greece, Hungary, Iceland, Ireland, Italy, Latvia, Liechtenstein, Lithuania, Luxembourg, Malta, Netherlands, Norway, Poland, Portugal, Romania, Slovakia, Slovenia, Spain, Sweden, Switzerland, Turkey, United Kingdom
Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
Kongens Nytorv 6
1050 Kopenhag K
Danimarka
Telefon +45 3336 7100