Yeşil ekonomiye geçiş

Dili değiştir
Article Yayınlandı 31.07.2014 Son değiştirilme 2016.04.22 11:32
Yaşam kalitemiz, sağlığımız ve çalışma hayatımız tamamıyla çevreye bağlıdır. Ancak günümüzde doğal kaynakları tüketme biçimimiz ve hızımız, refahımızı ve doğanın ihtiyaçlarımızı karşılama kabiliyetini baltalama riski taşımaktadır. Üretme, tüketme ve yaşama şeklimizde kökten bir dönüşüme ihtiyacımız var. Ekonomimiz yeşile geçmeli ve bu geçiş, hemen şimdi başlamalıdır.

 Image © Gülcin Karadeniz

Gezegenimizdeki kaynaklar sınırlıdır. Günümüzde, gezegenin bize sunabileceği kaynaklardan daha fazlasını tüketiyoruz. Doğal kaynaklar, üretimimizi ve tüketimimizi besliyor, zenginlik ve iş olanakları yaratıyor ve yaşam kalitemiz ilerefahımıza katkıda bulunuyor.

Çevremizdeki her şeyi doğaya borçluyuz. Öyle ya da böyle, evlerimiz, arabalarımız, bisikletlerimiz, yiyeceklerimiz, giysilerimiz ve kullandığımız enerji, bir zamanlar çevrenin bir parçasıydı. Aslına bakacak olursanız, hâlâ da bir parçası. Hammaddeleri çıkarıyoruz, işliyoruz ve bu şekilde toplumları inşa ediyoruz. Çevreyle olan bu bağlantı ve çevreye olan bu bağımlılık, varlığımızın özünü oluşturuyor.

Ancak kaynak tüketim seviyemizin olumsuz bir tarafı da var. Aslına bakarsanız çevreye o kadar çok baskı uyguluyoruz ki, gelecekte ihtiyaçlarımızı karşılama kapasitesini de riske atıyoruz.

Yaptıklarımızın sonucunda, atmosferimize kirleticiler ve okyanuslarımıza plastikler saçıyoruz. Ekosistemlerimiz her zamankinden daha hızlı, doğaya aykırı olarak değişiyor. Artan ticaret ortaya, tüm ekosistemleri istila edebilecek yeni türler çıkarıyor. İklim değişikliği, yağış modellerini de değiştiriyor. Elde edilen mahsuller artık güvenilir değil, bu da gıda fiyatlarında büyük artışa yol açıyor. Bazı bölgelerin ve ülkelerin daha hassas olduğunu açıkça görebiliyoruz. Diğer yandan hava kirliliği gibi bazı çevresel etkiler, değişen düzeylerde de olsa herkesi etkiliyor.

Gelecekteki baskıyı önlemek için şimdi harekete geçmeliyiz

Günümüzdeki tüketimimiz ve üretimimiz, gezegene yayılmış 7 milyardan fazla insan nedeniyle zaten sürdürülemez durumda ve bu nüfusun, yüzyılın ortasına kadar 9 milyara çıkacağı düşünüldüğünde daha yüksek standartlarda bir hayat özlemi içindeki milyarlarca insan halen yoksulluk içinde yaşıyor olacak.

Kaynak kullanımımız, gelecek nesillerin refahını sürdürmek için kullanılabilir doğal sermayeyi bozup azaltmaktadır. Bunun anlamı, ihtiyacımız olan yiyeceği üretmek için kişi başına giderek daha az toprak ve daha az temiz su kalacağıdır.

Yaşam kalitemizi ve uzun süreli refahımızı temin etmek için, ekonomimiz yeşile geçirmeli ve bu geçişi hemen başlatmalıyız. Peki, bunu nasıl gerçekleştirebiliriz? Yaşam kalitemizi sağlarken aynı zamanda çevremizi de koruyan bir ekonomiye nasıl geçeriz?

Avrupa'daki kaynak verimliliğini artırma

İlk olarak, ekonomimiz kaynakları daha verimli kullanmaya ayarlanmalıdır. Etkili biçimde, daha az kaynaktan daha fazlasını elde etmeliyiz. Çıkarıp kullandığımız kaynak miktarını azaltmalıyız.

Üretim sürecine giren yeni hammadde akışını azaltmamız ve üretim süreçlerini daha etkili kılmamız büyük önem taşımasına rağmen, büyük resmin yalnızca bir parçasını oluşturmaktadır. Aynı zamanda üretim ve tüketim sırasında ortaya çıkan madde kaybını ve atığı da azaltmamız gerekmektedir.

Ekonomimizi değiştirmek mümkün, ancak bunun için yıllar sürecek bir eylem ve taahhüt şart. Avrupa, kaynak verimliliğini arttırmada önemli kazançlar elde etmiş olsa bile yapılacak daha çok iş var.

Avrupa 2020, Kaynakları Verimli Kullanan Avrupa Flagship Girişimi, Atık Çerçeve Direktifi veya 7. Çevre Eylem Programı gibi çeşitli AB stratejileri ve mevzuatları hâlihazırda mevcut olup uzun vadeli bir geçiş bakış açısıyla, kilit ekonomik etkinliklere sürdürülebilirliği aşılamaya çalışmaktadır.

Bu tür politikaların tam olarak uygulanması, birçok avantaj sağlayacaktır. Her çıktı için daha az kaynak kullanılacak ve bu da çevrenin korunmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca ekonomi, Avrupa şirketleri için daha fazla rekabet ve temel yenilikten faydalanacaktır.

Street market

(c) Gülcin Karadeniz

Atığı azaltma

Gıda atığı örneğini ele alalım. Dünya genelindeki gıdanın %30'u ila %50'sinin atık olarak sonlandığı tahmin edilmektedir. Sadece AB'de, yıllık yaklaşık 90 milyon ton gıda israf ediyoruz, bu da kişi başına yaklaşık 180 kg'ye karşılık geliyor.

Gıda, üretim ve tüketim zincirinin tüm aşamalarında israf ediliyor. Tüketilmeyen her gıda maddesi için, bunun üretiminde kullanılan enerjiyi, suyu, emeği ve toprağı da boşa harcamış oluyoruz. Doğaya salınan sera gazları ve gübreler, çevrenin bozulmasına katkıda bulunuyor.

Gıda sistemini; tüketicilerin, süpermarketlerin ve gıda üreticilerinin yalnızca yenecek olan gıdaları üreteceği, satacağı ve satın alacağı şekilde gıda atığı oluşumunu önlemek üzere değiştirebilir miyiz?

Aslında kullanım ömrü sonlanan ürünleri, yani bir üretim sürecinin 'artıklarını', bir başka üretim sürecinde girdi olarak kullanabilir miyiz? Mümkün olduğunca az kayıp ortaya çıkaran bir 'döngüsel ekonomi' yaratabilir miyiz? Kentsel atıklarımızı daha iyi yönetmemiz, hem ekonomi hem de çevre açısından potansiyel kazanımların sonsuz olduğunu göstermektedir.

Ekonominin tamamında — Avrupa'da ve sonuçta tüm dünyada — yeşile geçmek, büyük bir görevdir. Sürdürülebilir kaynak kullanımını, hayatımızın her alanıyla bütünleştirmemizi gerektirir.

Ekolojik yenilik projeleri, yenilenebilir enerji ve genel olarak gerçekleştirilen araştırmaların tümü, daha iyi ürün ve süreçler tasarlamada ve atıkları azaltmada önemli rol oynar. İş camiası, kamu yetkilileri ve sivil toplumla işbirliği içinde, bunlar 'ana akım' olana kadar sürdürülebilir çözümleri uygulayabilir. Örneğin, ihtiyaçlarımızı karşılamak için daha az ürüne ihtiyacımız olacak şekilde, alet ve araba gibi ürünleresahip olmak yerine 'kiraladığımız' veya 'ödünç aldığımız' bir sistem yaratabilir miyiz?

Biz tüketiciler...

Ekonomimizi daha kaynak verimli hale getirmeli ve ortaya çıkardığı atık miktarını — veya kaybını — azaltmalıyız. Ekonomi alanı bize, maliyet ve hasarları tahmin etmek için bazı araçlar ve ekonomiyle ilgili kararlarımızda çevresel sorunlara nasıl yer vereceğimize dair bazı öneriler sunar. Ama aynı zamanda daha fazla yeniliğe, araştırmaya ve kesinlikle uzun vadeli bir bakış açısına da ihtiyacımız var.

Tüketiciler olarak, yeşil ekonomiye geçişi desteklemek konusunda hepimizin üzerine düşen bazı görevler var. Tüketici davranışımız, çevremizdekilerden ve sosyal bağlamımızdan, dürtülerimizden ve bize sunulan seçeneklerden yoğun bir şekilde etkilenir. Tarih boyunca tüketim modelleri sürekli olarak değişim göstermiştir. Bu esnekliği kendi yararımıza kullanabilir ve rotamızı sürdürülebilirliğe doğru çevirebiliriz.

Gelir seviyemizden ve yaşadığımız yerden bağımsız olarak, sağlığımız ve refahımız çevreye bağlıdır. Onun refahında da hepimizin payı vardır.

İşaretler'in 2014 baskısı, bu konuları daha yakından ele almaktadır.

Hans Bruyninckx

Hans Bruyninckx
Yetkili Müdür

İlgili içerik

Geographic coverage

Europe
kategorileri: ,
Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
Kongens Nytorv 6
1050 Kopenhag K
Danimarka
Telefon +45 3336 7100