Kişisel araçlar

sonraki
önceki
öğeler

Içeriğe geçiş yap. | Gösterime geç

Sound and independent information
on the environment

Buradasınız: Ana Sayfa / İşaretler - Aldığımız her nefes / İşaretler 2013 / Makaleler / Bilim, politika ve halk üçlüsünü bir araya getirmek

Bilim, politika ve halk üçlüsünü bir araya getirmek

Dili değiştir
Atmosfer, hava durumu ve mevsimsel değişiklikler, uzun zamandır büyük bir merak ve gözlem konusu olmuştur. M.Ö. 4‘üncü yüzyılda Aristo’nun bilimsel incelemesi Meteoroloji’de, büyük filozofun hem hava durumu modelleri hem de genel olarak yerbilimleri üzerine gözlemleri derlenmiştir. 17’nci yüzyıla kadar hava bir “boşluğu” simgeliyordu. Galileo Galilei bilimsel olarak ispatlayana kadar, havanın ağırlığının olmadığı düşünülüyordu.
ImaginAIR: Değişim rüzgarları

ImaginAIR: Değişim rüzgarları  Image © Tamas Parkanyi

Sanayi devriminden beri insan faaliyetleri, Dünya ekosistemini giderek daha şiddetli bir biçimde etkiliyor. Bunun sonuçlarından biri de hava kirliliğidir.

Tamas Parkanyi, Macaristan (ImaginAIR)

Bugün, atmosferimiz hakkında çok daha kapsamlı bir bilgi ve anlayışa sahibiz. Hava kalitesini izlemek için istasyonlar kurabiliyor ve dakikalar içinde buralardaki havanın kimyasal bileşimini ve uzun süreli eğilimlerle ilişkisini görebiliyoruz. Aynı zamanda, Avrupa’yı etkileyen hava kirliliği kaynaklarını daha net görebiliyoruz. Endüstriyel tesislerin her biri tarafından havaya salınan kirleticilerin miktarını hesaplayabiliyoruz. Hava hareketlerini tahmin edip izleyebiliyor, bu bilgiye anında ve ücretsiz erişim sunabiliyoruz. Atmosfer ve onun kimyasal etkileşimlerine dair anlayışımızın, Aristo’dan bu yana uzun bir yol katettiği kesin.

Atmosfer karmaşık ve dinamik bir oluşumdur. Hava gibi, içerdiği kirleticiler de dünyanın etrafında hareket ederler. Kentsel alanlarda otomobil egzozlarının emisyonu; orman yangınları; tarım yoluyla yayılan amonyak; gezegen üzerindeki kömür yakıtlı termik santraller ve hatta yanardağ patlamaları bile soluduğumuz havanın kalitesini etkiler. Bazı durumlarda kirletici kaynakları, hasarın oluştuğu yerden binlerce kilometre uzaktadır.

Ayrıca kötü hava kalitesinin çevreye olduğu kadar sağlığımız üzerinde de çarpıcı bir etkiye sahip olabileceğini biliyoruz. Hava kirliliği, solunum hastalıklarını tetikleyip ağırlaştırabilir, ormanlara zarar verebilir, toprak ve suyu asitleştirebilir, ürün verimini azaltabilir ve binaları aşındırabilir. Birçok hava kirleticinin iklim değişikliğine katkıda bulunduğunu ve iklim değişikliğinin de gelecekte hava kalitesini etkileyeceğini görebiliyoruz.

Corn

(c) Gülçin Karadeniz

Politikalar hava kalitesini artırdı ama…

Giderek artan bilimsel kanıtların, kamunun taleplerinin ve bir dizi mevzuatın sonucu olarak, Avrupa’nın hava kalitesi geçtiğimiz 60 yılda önemli ölçüde arttı. Sülfür dioksit, karbonmonoksit ve benzen dahil birçok hava kirleticinin konsantrasyonları önemli ölçüde azaldı. Kurşun konsantrasyonları, mevzuatın belirlediği sınırların çok altına düştü.

Ancak bu tür olumlu gelişmelere rağmen, Avrupa henüz mevzuatın öngördüğü veya vatandaşlarının istediği hava kalitesini elde edememiştir. Partikül madde ve ozon, günümüzde Avrupa’daki en önemli iki kirletici olup, insan sağlığı ve çevre için ciddi risk oluşturur.

Mevcut yasalar ve hava kalitesiyle ilgili tedbirler, belirli sektörleri, süreçleri, yakıtları ve kirleticileri hedefler. Bu yasaların ve tedbirlerin bazıları, ülkelerin atmosfere salınımına izin verdiği kirletici miktarlarına kısıtlamalar getirir. Diğer tedbirler, yüksek konsantrasyonları, yani belirli bir zamanda belirli bir yerde havadaki belirli kirletici miktarını sınırlayarak halkın sağlıksız seviyelerde kirleticilere maruz kalmasını azaltmayı hedefler.

Önemli sayıda AB ülkesi, mevzuatın kapsadığı bir veya daha fazla hava kirleticiye (özellikle nitrojen oksitler) yönelik emisyon hedeflerini tutturamamaktadır. Konsantrasyonlar da bir başka zorluktur. Birçok kentsel alan, mevzuatta belirtilen eşik değerlerinden daha yüksek seviyelerde partikül madde, nitrojen dioksit ve yer seviyesindeki ozonla mücadele etmektedir.

Daha fazla iyileşme gerekli

Yakın zamanda yapılan kamuoyu araştırmaları, Avrupa halkının hava kalitesinden açık bir biçimde endişe duyduğunu gösteriyor. Neredeyse her beş Avrupalıdan biri, tamamı kötü hava kalitesiyle bağlantılı olmasa da solunum problemlerinden yakındığını söylüyor. Her beş kişiden dördü, AB’nin, Avrupa’daki hava kalitesi problemlerine yönelik ek tedbirler önermesi gerektiğini düşünüyor.

Her beş kişiden üçü, ülkelerindeki hava kalitesi sorunları hakkında bilgili olmadığını düşünüyor. Aslında, son yıllardaki önemli iyileşmelere rağmen, Avrupalıların yalnızca %20’sinden daha az bir kısmı, Avrupa’daki hava kalitesinin arttığını düşünüyor. Avrupalıların yarısından fazlası aslında, son 10 yılda hava kalitesinin kötüye gittiğini düşünüyor.

Hava kalitesiyle ilgili sorunların tartışılması ve toplumun bilgilendirilmesi gerekir. Bu yalnızca günümüzde Avrupa’daki hava kalitesine dair anlayışımızı geliştirmekle kalmaz, ayrıca yüksek seviyelerde hava kirliliğine maruz kalmanın etkilerini azaltmaya da yardımcı olabilir. Solunum veya kalp-damar hastalıklarından yakınan aile üyelerine sahip bazı kişiler için, şehirlerindeki hava kirliliği seviyelerini bilmek veya doğru bilgilere doğru zamanda erişmek, günlük öncelikleri içinde üst sıralarda yer alıyor olabilir.

People on the street

(c) Valerie Potapova | Shutterstock

Eyleme geçmenin potansiyel avantajları oldukça büyük

Avrupa Birliği bu yıl, gelecekteki hava politikasının ana hatlarını belirlemeye başlayacak. Bu kolay bir iş değil. Bir yandan, hava kirliliğinin kamu sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerinin en düşük seviyeye indirilmesini gerektiriyor. Bu etkilerin maliyet tahminleri çarpıcı biçimde yüksek.

Diğer yandan, Avrupa’daki hava kalitesini artırmanın kolay ve hızlı bir yolu yok. Uzun vadede, farklı kaynaklardan gelen birçok farklı kirleticiyle mücadeleyi gerektiriyor. Aynı zamanda, ekonomimizde daha yeşil tüketime ve üretim modellerine doğru yapısal bir değişimi de gerektiriyor.

Bilimsel araştırmalara göre, hava kalitesindeki çok küçük iyileşmeler bile, özellikle nüfus yoğunluğu yüksek bölgelerde, sağlıkta iyileşme ve ekonomik bakımdan tasarrufla sonuçlanıyor. Bu avantajlardan bazıları: Kirlilikle bağlantılı hastalıklardan muzdarip olan vatandaşların sayısında azalma ve vatandaşlar için daha yüksek yaşam kalitesi; hastalıkla geçen gün sayısının azalması nedeniyle daha fazla üretkenlik; ve toplum için daha düşük sağlık maliyeti.

Bilim bize ayrıca, hava kirliliğine dair eyleme geçmenin birden çok avantajı olabileceğini söylüyor. Örneğin bazı sera gazları, aynı zamanda yaygın hava kirleticilerdir. İklim ve hava politikalarının karşılıklı faydalı olmasını sağlamak, iklim değişikliğiyle mücadeleye ve hava kalitesini artırmaya aynı anda yardımcı olabilir.

Hava mevzuatının uygulanmasının iyileştirilmesi, hava kalitesini artırmaya bir başka fırsat daha sunar. Birçok durumda, politikaları uygulayan ve kötü hava kalitesinden kaynaklanan günlük zorluklarla mücadele edenler yerel ve bölgesel yetkililerdir. Bunlar genellikle, hava kirliliğinden etkilenen kişilere en yakın kamu yetkilisidir. Bunların içinde yerel yetkililer, alanlarındaki hava kirliliğiyle mücadelede engin bilgiye ve somut çözümlere sahiptir. Bu yerel yetkililerin, yaşadıkları zorlukları, fikirlerini ve çözümlerini paylaşmak üzere bir araya getirilmesi son derece önemlidir. Bu onlara, mevzuatta belirtilen hedefleri gerçekleştirmeleri, vatandaşlarını daha iyi bilgilendirmeleri ve sonuçta hava kirliliğinin sağlık üzerine etkilerini azaltmaları için yeni araçlar sağlayacaktır.

Bugün, hava konusunda gelişen anlayışımızı daha iyi politik ve sağlık sonuçlarına dönüştürmeye nasıl devam edeceğimiz sorusuyla karşı karşıyayız. Hava kirliliğinin sağlığımız ve çevre üzerindeki etkisini azaltmak için ne gibi adımlar atabiliriz? Mevcut en iyi seçenekler nelerdir? Bunlara nasıl ulaşırız?

İşte tam da böyle anlarda, Avrupa’daki hava kalitesini artırmaya devam edebilmemiz için, bilim insanlarının, politika belirleyicilerin ve vatandaşların bu sorulara karşı el ele çalışması gerekiyor.

Prof. Jacqueline McGlade
İcra Direktörü

Geographical coverage

[+] Show Map

Belge İşlemleri
kategorileri: ,

Yorumlar

Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
Kongens Nytorv 6
1050 Kopenhag K
Danimarka
Telefon +45 3336 7100