Kişisel araçlar

sonraki
önceki
öğeler

Içeriğe geçiş yap. | Gösterime geç

Sound and independent information
on the environment

Yerel ve küresel

Dili değiştir
Topics: ,
Kıtlık veya su ve toprak gibi hayati kaynaklar üzerinde artan baskılar söz konusu olduğunda, karar verme yetkisinin kimde olacağı sorusu, doğal kaynakların nasıl yönetileceği ve kullanılacağı soruları kadar önemlidir. Küresel işbirliği çoğunlukla bir zorunluluktan doğar, ancak yerel destek ve katılım olmadan herhangi bir başarı elde edilmesi imkansızdır.
Vietnamese market

Vietnamese market  Image © Pawel Kazmierczyk

Bütün gece su kaçıran bir deliğe parmağını sokarak su damlamasını durduran ve böylece Harlem şehrini su baskınından koruyan Hollandalı çocuk Hans Brinker’in hikayesini duymuş olabilirsiniz. Aslında bu hikaye hayatında hiç Hollanda’ya gitmemiş Amerikalı yazar Mary Mapes Dodge (1831–1905) tarafından yazılmıştır.

Joep Korting, Hans Brinker kadar tanınmasa da, yerel, bölgesel ve ulusal idarelerden oluşan dünyanın en gelişmiş su yönetimi sistemlerinden birinde kritik bir görevde bulunuyor. Ayrıca diğer ülkelerdeki kurumlar ve altyapıyı anlık olarak kontrol etmek üzere uyduları kullanan bilgisayarlı takip sistemleri ile koordinasyonu sağlıyor.

Joep aynı zamanda AB mevzuatının en yüksek hedefli ve kapsamlı direktifi olan Su Çerçeve Direktifi’nin (WFD) uygulanmasında da önemli bir göreve sahip.

Su Çerçeve Direktifi, yüzey suları ve yeraltı suları da dahil AB’deki tüm sular için 2015 yılına kadar ‘iyi durum’ elde etmek üzere eşgüdümlü eylemler öngörüyor. Ayrıca, su kaynaklarımızı doğal akarsuyu havza bölgelerini esas alarak nasıl yönetmemiz gerektiğini de belirliyor. Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi ve Sel Direktifi gibi diğer birkaç AB mevzuatı direktifi de Avrupa’daki su kaynaklarının ve sudaki yaşamın geliştirilmesi ve korunmasında WFD’yi tamamlıyor.

Yaşam şeklimizi yeniden düşünelim

Suyun Hollanda için büyük bir sorun olduğunu bilmeyen yok sayılır. Hollanda nüfusunun % 21’inin yaşadığı kara parçasının yaklaşık % 25’i deniz seviyesinin altında bulunuyor. Yüzde ellisi ise deniz seviyesinin yalnızca bir metre üzerinde. Ancak, Hollandalıların suyla ilgili tek derdi denizler değil. Vatandaşlarına ve şirketlerine taze su temini, diğer ülkelerden gelen akarsuların yönetimi ve sıcak dönemlerde yaşanan su sıkıntıları çözüm bekleyen sorunlardan yalnızca birkaçı.

Hollandalılar bu konuda yalnız değil. Su tüm dünya genelinde her geçen gün daha önemli bir sorun haline geliyor. 20. yüzyılda nüfusta, ekonomide, tüketimde ve atık üretiminde beklenmeyen bir artış yaşandı. Tek başına su kullanımı son 50 yıl içerisinde üç katına çıktı.

Su, artan basılar altında kalan kaynaklardan sadece bir tanesi. Hava kalitesinden kullanılabilir toprağa kadar daha birçok çevresel sorun, artan nüfus, büyüyen ekonomiler ve yükselen tüketim gibi gelişmelerden ciddi şekilde etkilendi.

İçinde bulunduğumuz durumu tam olarak görememize rağmen, çevre konusunda bildiklerimiz kaynaklarımızı kullanma ve yönetme şeklimizi sorgulamamızı zorunlu kılıyor. Bu yeşil ekonomiyi yeniden düşünme süreci, yaşama, üretme, tüketme ve atıklarımızı yönetme davranışımızı değiştirmemizi, kısacası gezegenle olan tüm ilişkimizi baştan ele almamızı gerektirebilir. Yeşil ekonominin önemli bir parçası da dünya üzerindeki doğal kaynakların etkin şekilde yönetilmesi. Peki, doğal kaynakların etkin yönetimi ne anlama geliyor? Su açısından ne gibi farklılıklar öneriyor?

Copyright: UN Photo/Logan AbassiSu hayati bir kaynaktır. Hayatımızı sürdürmemizi ve aramızda bağ kurmamızı sağlar, gelişmemize yardımcı olur. Toplumlarımız taze su olmadan yaşayamaz. Yalnızca besin maddelerimizi yetiştirmek için değil, aynı zamanda keyif aldığımız hemen hemen tüm mal ve hizmetleri üretmek için suya ihtiyaç duyarız.

Pratikte su yönetimi

Joep, Hollanda’nın Deurne şehrindeki yerel su kurumunda her gün sabah 8’de işe başlıyor. Temel görevlerinden biri yüz ölçümü küçük bu ülkedeki 17 000 kilometrelik setleri kontrol etmek. Bu setlerin 5 000 kilometrelik kısmı denize ve akarsulara karşı koruma sağlıyor.

Joep ayrıca kanalları, bentleri ve savakları da kontrol ediyor; bazen tarım arazilerindeki atıkları veya artıkları temizliyor, bazen de hasarlı makineleri onarıyor. Görev ne olursa olsun, sürekli olarak su yüksekliğini ayarlıyor ve olası arızaları takip ediyor.

Joep’un çalıştığı alan her gün takip edilen 500 su seti içeriyor. Bölgedeki su hareketinin kontrol edilmesi için, bu setler yukarı veya aşağı çekilerek su seviyesi ayarlanıyor. Yüksek teknoloji ürünü sistemlere rağmen, Joep ve birkaç iş arkadaşı manüel olarak çalışarak setleri her gün kontrol ediyorlar. Su seviyeleri sürekli olarak takip ediliyor. Acil durum eylem planı ve 24 saat açık acil durum telefon hatları da bulunuyor.

Copyright: Thinkstock

Paydaş demokrasisi

Joep ve iş arkadaşları, Hollanda su kurulları tarafından alınan kararları uyguluyorlar. Hollanda’da şu anda 25 yerel su kurulu bulunuyor. Bu kurullar, başlangıcı çiftçilerin bir araya gelerek tarlaları için su drenajı anlaşmaları yaptığı 13. yüzyıla dayanan bir kurumsal kavramı simgeliyor. Başka yerde görülmeyen bu su kurulları yerel hükümetten tamamen özerk ve hatta kendi bütçeleri ve seçimleri var. Bu nedenle su kurullarının Hollanda’daki en eski demokratik kurumlar olduğu söylenebilir.

Aa en Maas Su Kurulu Bölge Müdürü ve aynı zamanda Joep’in patronu Paula Dobbelaar konuyla ilgili şu yorumda bulundu: ‘Bu özerkliğimiz sayesinde bütçe tartışmaları veya yerel seçimler yaklaştığında, çok daha popüler tercihler olan yerel futbol sahaları, çocuk tesisleri, genç kulüpleri veya yeni yollara yapılacak yatırımlarla rekabet etmiyoruz’.

‘Ayrıca, Su Çerçeve Direktifi ile bağlantılı olarak yürütmemiz gereken günlük faaliyetlerimiz de var. Dahası, akarsularımıza daha fazla özgürlük kazandırmak istiyoruz ve akarsuların yalnızca düz bir çizgi boyunca ilerlemesi yerine serbest şekilde akmasını ve kendi yatağını bulmasını istiyoruz’. Paula’ya göre ‘Akarsulara bu özgürlüğün tanınması ve çok farklı bir doğada dolaşmaları için daha fazla alan yaratılması durumunda, bu akarsular tekrar çok daha doğal bir ekosistemin bir parçası halinde gelecektir’.

‘Hollanda’daki sorun, geçmişte çok iyi organize olmamız ve su sorunlarıyla başarılı şekilde mücadele ederek, son 50 yıldır insanların güvenliğini sağlamış olmamız. Artık herkes bunların doğal olduğunu düşünüyor. Örneğin, Avrupa tarihinde ender rastlanan ve geçen sene Belçika’da büyük endişe yaratan yağışlarda Hollanda halkı hiç endişelenmedi, bu sorunun da üstesinden gelineceğinden eminlerdi’.

Belirtildiği gibi, yerel su kurumu üyeleri seçimle göreve geliyorlar, ancak bu seçimlerde halkın yalnızca %15’i oy kullanmaya gidiyor. ‘Bu gerçekten temsili bir seçim olmuyor ve bu da Hollanda halkının su sorunlarına karşı ilgisizliğini teyit ediyor.’

Yerel ve küresel arasındaki geniş spektrum

Etkin bir sürdürülebilir su yönetimi için ana politika seçenekleri mutlaka teknolojik yenilikleri, esnek ve işbirlikçi bir yönetimi, halkın katılımını ve farkındalığı ve ekonomik enstrümanları ve yatırımları içermeli. Halkın yerel seviyede katılımı da çok önemli.

Hollanda’daki su yönetimi için bir şemsiye kuruluş niteliğinde olan Hollanda Bölgesel Su Yöneticileri Kuruluşu’nun Uluslararası Bölümünde çalışan Sonja Timmer konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: ‘Su bizi küresel ve yerel olarak birbirimize bağlıyor, çünkü sorunlarımız ve çözümlerimiz ortak’.

‘Hollanda’daki yüksek güvenlik standartları seviyesine rağmen deniz seviyesindeki artış, çok kurak geçen kışların ardından Ağustos ayında ‘çıldıran’ yağmur vakaları ve son yıllarda İsviçre ve Almanya’daki yoğun yağışlar nedeniyle Ren Nehri’ndeki su artışları ile karşılaşıyoruz. Bütün sular burada toplanıyor.’

Çevreyi gündeme oturtmalıyız!

Copyright: Gülcin KaradenizSonja’ya göre, ‘Uluslararası sınırlar arasında hareket eden sularla veya yüksek deniz sularıyla mücadele için uluslararası müdahale gerekiyor. Uluslararası bir ağın bir parçasıyız ve elde ettiğimiz deneyimlere göre su her gün haberlerde gündem maddesi olmasaydı, işimiz çok daha zor olurdu’.

Paula ise şu yorumda bulunuyor: ‘Bana göre yerel seviyedeki işimiz büyük ölçüde ulusal ve uluslararası ile bağlantılı. Diğer taraftan, etrafta dolaşarak su setlerini ve su akışlarını kontrol eden personelimiz var... Personelimiz ayrıca suyun temiz kalmasını ve su seviyelerinin müşterilerimiz (çiftçiler, vatandaşlar, doğa koruma dernekleri) tarafından istenen düzeylerde tutulmasını sağlıyor. Ayrıca, Joep’in sahadaki çalışmalarına yardımcı olması için AB WFD ilkelerinin gerçek protokollere dönüştürülmesi için kapsamlı planlarımız var. Bu yerel yaklaşımı takdirle karşılıyorum. Daha önce, tüm dünya genelinde stratejik bir seviyede çalışmıştım ve bu yüksek seviyeden yerel yapıların düzeltilmesi ihtiyacını kavrayamamıştım.’

‘Bakanlarla birlikte küresel su stratejisi hakkında tartışmalar yürüttükten sonra ayaklarınızın yere basması oldukça zorlaşıyor. Bu, gelişmekte olan ülkeler için büyük bir sorun; yüksek seviyede çok sayıda strateji bulunmasına rağmen, sahada çok az anlayış, altyapı ve yatırım bulunuyor.’

Paula’ya göre, ‘Avrupa’da su sorunu her geçen gün daha büyük bir sorun haline geldikçe, daha büyük planların yanı sıra bu ‘ayakları yere basan’ yerel yaklaşıma ihtiyacımız daha fazla artıyor.’

‘Her gün setleri kontrol eden sekiz personelimiz var. Tüm bu insanlar burada yaşıyor ve yerel insanları ve yerel koşulları tanıyor. Yerele gerekli önemi vermezsek, elinizde yalnızca işe yaramadığı için başka bir işe yaramayacak planla değiştirilecek planlar kalıyor. Hepimiz yerel seviyede fark yaratmak için çalışmalıyız; herkesin kendi su sorunlarını çözmeye çalışmasını teşvik etmeliyiz.’

Sonja da sözleriyle yerel seviyenin çok önemli olduğunu onaylıyor. ‘Yönetimsel, işlevsel ve merkezi olmayan bir yaklaşımla çok farklı çözümler geliştirilebilir ve gerçekten sorunlar çözülebilir. Tekrar insanların dikkatini çekmeli ve onları bir riskin bulunduğu konusunda uyararak sürece katılmalarının devamını sağlamalıyız.’

Yönetim krizi

Dünyanın bir bölümü su kıtlığıyla mücadele etmeye çalışırken, diğer bölümü sel riski ile karşı karşıya. Görüldüğü gibi, küresel su krizi tartışmaları ortak bir soruna dayanmıyor. Bunun yerine, bir su yönetimi kriziyle karşı karşıyayız.

Kaynak verimli, düşük karbona dayalı toplum, sürdürülebilir insan gelişimi ve ekonomik kalkınma ihtiyaçlarının karşılanması ve su ekosistemlerinin temel işlevlerinin sağlanması için bugüne kadar sessiz kalmış ekosistemlerimize bir ses ve lobi kazandırmamız gerekiyor. Burada politik tercihlerden bahsediyoruz; bu tercihler mutlaka doğru yönetimsel ve kurumsal çerçeveler üzerine oturtulmalı.

Parmağıyla barajın akmasını engelleyen küçük çocuğun hikayesi günümüzde çoğu zaman bir durumun yönetimi için mevcut farklı birkaç yaklaşımın açıklanmasında kullanılıyor. Bir yandan, küçük bir önlemin büyük bir felaketi önleyebileceğini ifade edebilir. Diğer yandan ise, nedenleri ortadan kaldırmak yerine doğan sonuçlarla uğraşmak anlamına da gelebilir.

Gerçekte birçok farklı kaynağın yönetiminde olduğu gibi etkin su yönetimi için farklı seviyelerdeki eylemlerin ve kararların bir kombinasyonu üzerine kurulan çözümlere ihtiyacımız var. Küresel hedeflerin ve çalışmaların, Joep ve Paula gibi uygulamadan sorumlu kişiler olmadıkça sağlam başarılara dönüştürülmesi imkansız.

Bilgi Devrimi

Uydular bazen amaçlandıklarından daha fazla işe yarar. Delft Üniversitesi Toprak Gözlem Bölümünden Profesör Ramon Hanssen, yaratıcı birkaç takım arkadaşıyla birlikte Hollanda’daki 17 000 kilometrelik su setlerinin takip edilmesi için bir sistem geliştirmiş. Bu setlerin 5 000 kilometrelik bölümü Hollandalıları denize ve önemli akarsulara karşı koruyor.

Tüm bu setlerin sahadan sık sık kontrol edilmesi neredeyse imkansız ve oldukça da maliyetli. Envisat ve ERS-2 Avrupa Toprak gözlem uydularından gelen radar görüntülerini kullanan Kamu İşleri ve Su Yönetimi Genel Müdürlüğü (Rijkswaterstaat) su setlerini her gün kontrol ediyor. Ölçümler neredeyse milimetre hassasiyetinde olduğundan en küçük hareket bile tespit edilebiliyor.

Copyright: Shutterstock

Hanssen, parmağıyla deliği tıkayarak Hollandalıları sele karşı koruyan efsanevi çocuğun anısına bu kavramı ‘Hansje Brinker’ kavramı olarak adlandırmış. Bu gelişme artık Genel Müdürlük kontrollerinin gerekli olmadığı anlamına mı geliyor? Profesör Hanssen’e göre durum o kadar basit değil. Radarlar hareket nedeniyle dikkat edilmesi gereken yerleri gösteriyor. Bir kontrolör, aynı teknolojiyi paylaşan navigasyon sistemine koordinatları girip sahada daha ayrıntılı bir gözlem yapmak üzere ilgili noktada incelemelerde bulunabiliyor.

Daha fazla bilgi için

Geographical coverage

[+] Show Map

Belge İşlemleri

Yorumlar

Şimdi kaydolun!
Yeni raporlar ve ürünler hakkında bildirimler alın. Şu anda 33042 abonemiz bulunmaktadır. Sıklık: 3-4 e-posta / ay.
Bildirimler arşivi
Bizi takip edin
 
 
 
 
 
Avrupa Çevre Ajansı (AÇA)
Kongens Nytorv 6
1050 Kopenhag K
Danimarka
Telefon +45 3336 7100